
Önemli olan hatice değil netice!
Bir süredir derbi kazanamayan Beşiktaş, Fenerbahçe’yi 3-2 yendi.
Altuğ AKTAŞ
28.09.2015
http://www.fotospor.com/yazi-onemli-olan-hatice-degil-netice-196178
Spor, Futbol değil Futbol, spordur.







Yazılacak o kadar çok şey var ki anlatamam… Ama yazamıyorum…
Ne zaman açsam bilgisayarımı ve yazı yazmak için oturup başlasam bir iki satır vuruş yapmaya maalesef kapatıp, yazılarımı kaydetmiyorum…
Hevesim mi kırıldı acaba… Bilmiyorum… Çünkü düşünemiyorum…
Hayatım Spor, Futbol oldu… Her an başka şeyler düşünüyorum, kafamda tilkiler dolaştırıyorum… Neler yapılmalı neler olmalı ki bizim ülkemizin futbolu da gelişmeli diye…
Ama her hafta maçlara giderken gördüklerimle yıkılıyorum… Yanlış yoldasın diyorum kendi kendime…
Acaba ben mi yanlış yoldayım yoksa onlar mı?
Stat, takım ayırmam… Fırsat bulduğumda nerdeysem oraya yakın bir yerde Futbol müsabakası var ise gider izlerim… İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un maçı da olabilir bu, yada Kasımpaşaspor’un… Belki de Maltepespor’un…
Her statta, her tribünde belli başlı sorunlar var ama ana konumuz Beşiktaş ise işte sanırım o sorunları yazacağım sırada hevesim kırılıyor…
Fenerbahçe maçı öncesi bilet fiyatlarının pahalılığından yakınmıştım… Maça giderken ise 1 metrede bir yan yana duran KORSAN ÜRÜN SATAN ve ALANLARIN fotoğraflarını çekmiş onları yazacaktım. Ama dedim ya hevesim kaçtı…
UEFA Kupası Finaline gittim… Fenerbahçeli stadın önünde bir Galatasaraylıya saldırıyordu… Maç esnasında sırf Galatasaraylı diye bir genci dövdüler, kanlar içinde kaldı… İnkar eden var ise bunlarında resimleri var…
Hani 1903 cemiyetinde ki sevgili ağabeylerimin düzenlediği “Spor ve Şiddet” başlıklı bir panel vardı ya… hani Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Anadolu Hisarı kampüsünde düzenlenen panel… Hani orada bir Fenerbahçeli öğrenci Çarşı’nın yaptığı şiddeti soruyordu ya… Acaba şimdi UEFA Finalinde sırf Galatasaray formalı diye kanlar içinde kalan kişi için ne diyordu?
İşte bunlar benim hevesim kaçırmaya çalışıyordu… Hep bir şeyler karalıyor ama siliyordum…
Son olarak Beşiktaş’ımız Şampiyonluk yolunda çok önemli bir maça çıkacaktı… Rakip Galatasaray… Fenerbahçe maçında ki bilet fiyatlarını öpüp başımıza koymak gerekiyordu bunu fark etmiştim… Ama neden bu fiyatların bu kadar pahalı olduğunu daha sonra mantığım bana anlattı. Tribünler tıklım tıklım dolu… Ama her nedense dışarıda hala karaborsa bilet satılıyor… Ama o biletler sahte diye düşünenler mutlaka olacaktır… Peki 1 gecede mi bitti bu biletler? Biletix internet sitesinde maçtan 1 gün önce hala satıyordu bu biletleri…
Aslında arada yazmak istemediğim bir şeyi yazmadım…
Şuan siz bu satırları okurken, sizinle yüz yüze konuşuyormuş havası verecek şekilde yazıyorum. Çünkü sizlerin okurken bana verebileceğiniz cevapları tahmin edip devam ediyorum satırlarıma… Sanki sohbet eder gibi…
İşte o yazmadığım konu neydi biliyor musunuz?
Biletler 90 ila 700 lira arasında gişede, binlerle ifade edilen yüksek tutarlarda da kara borsada satılıyordu.
O gün erken gittim stadın çevresine biraz etrafı izlemek, belki yıkılacak olan stadımızın etrafında son kez 1-2 tur yürüyüş yapmak, beleş tepenin oralardan bir iki fotoğrafını çekmek istemiştim. Aynı zamanda kalabalık olmadan stadımızın altında ki “Kartal Yuvası”ndan LİSANSLI ürünlerimizden bir atkı daha alıp katkı sağlamak istedim.
Bir anda bir kalabalık gördüm… Aman Allah’ım bu saatte bilet kuyruğumu bu dedim… Yaklaştıkça ayaklarım geri geri gitmeye başladı… Gördüklerim içimi sızlatmaya başladı…
Ben yüzlerce, siz binlerce olduğunu söyleyin… Büyük bir kalabalık taraftar topluluğu Kapalı Üst Tribün DEFG blok 14-15 numaralı kapısının önünde birikmişti… Hep bir şeyler duyardım ve yok canım derdim… Aslında inanmak istemezdim… Acaba şimdi gözlerimle mi görüyordum… Evet Evet sizde tahmin ettiniz dimi…
Saat: 13:00 suları ve maça tam 7 saat var… Daha Emniyet yeni geliyor…
Kapı açıldı… Bir anda izdiham… İzdiham nedeniyle kapı tekrar kapandı… Üzerlerinde Beşiktaş’a ait bir tane done bile olmayan bir çok şahıs sıranın önündeydi… Bağırıyorlardı…
“Sıra oluşturun arkadaşlar yoksa hiçbiriniz giremezsiniz”.
Nasıl yani… Evet… Maalesef bütün düşüncelerim ve duyduklarım doğru çıkmıştı, gözümle tanık oluyordum…
Saat 13:00 suları ve yüzlerce kişi biletsiz, bir çoğunun üzerinde Beşiktaş’a ait hiçbir ürün yok ve stada giriyorlardı… Yanımda duran bir kişi arkadaşına seslendi ve arkadaşlarını topladı…
Takip ettim nereye gidiyorlar diye… İzdihamdan sıkılmışlar ve başka kaynakları zorluyorlardı… İtfaiye kapısına gittiler bu sefer oradan girmeye başladılar…
Pankart asmak için mi acaba? Hadi canım sizde….
Ben tekrar ilk kapıya geldiğimde o sırada Emniyet’te gelmiş ve otobüslerden inip görev alacakları yere doğru, Eski Açık tribüne doğru yukarıdan aşağı yürüyorlardı… Onlarda hiçbir müdahale de bulunmadı… Yürüyüp gittiler…
İşte hevesim kırılıyor…
Bizler kombinemiz olmasına rağmen bilet fiyatlarından şikayet ederken, bizler her an her saniye lisanslı ürün alırken, bizler üzerinde oturacak durumu olmayan koltuklardan şikayet ederken, bizler sifonu çalışmayan, sabunu olmayan, duvarlarında 2007’den kalma sprey yazıları olan tuvaletlerden şikayet ederken, onlar güne erken başlayıp stada giriyorlardı…
İşte hevesim kırılmaya başlamıştı bile… Çünkü her fırsatta takımına sahip çıkmaya çalışan, kombinesini, lisanslı ürünlerini alan ben mi aptaldım? Yoksa üzerlerinde bırakalım lisanslı ürünü korsan ürün olarak bile hiçbir Beşiktaş ürünü olmayan ve bu şekilde içeri girenler mi gerçek Beşiktaşlı???
Acaba Beşiktaşlılık sadece tribünü doldurmak ve bağırmak mı?
Peki herkese nasip olur mu Beşiktaşlılık?
Baksanıza, herkese nasip oluyor…
Cebinde parası yok üzerine Beşiktaş ürünü alamıyor. Cebinde parası yok maça bilet alamıyor, kaçak giriyor. Bu tarz savunmalar çok olacaktır ama doğrumudur?
Benim hevesim kırıldı… Daha çok yazacak şeyim var, resimlerim var ama yazamıyorum…
Hani Sevgili Fatih Altaylı diyor ya “Ne zaman adam olacağız?”
Cevap veriyorum… “İnsan olduğumuz zaman”…
Beşiktaş’ım sen Şampiyonluğa yürüyorsun… yürüme KOŞ…
Arkandayız her zaman…
Kimimiz sadece sevgimiz ile, kimimiz cebimizde ki para ile sana destek olarak arkandayız…
Son 90 dakika…
Sen Şampiyon ol…
Şampiyon olda bu arkadaşlar senin başarını sahiplensin…
Altuğ AKTAŞ

| Beşiktaş a yaptığı hizmetlere her zaman minnettar olduğu Baba Hakkı Yeten in anma töreni 16 Nisan Perşembe günü saat 11.00 de, Zincirlikuyu mezarlığındaki kabri başında yapılacaktır. | |











Pisuvarlara baktığımızda ise sportmenliğe aykırı 6-16-26 rakamlarına rastlıyoruz. Evet, espiri belki güzel fakat aylardır o duvarın üzerinde bulunan sprey boya'nın temizlenmemiş olması ne kadar doğruydu? Oraya yazı yazmak evet kesinlikle yanlış ama o yazıları oradan kaldırmamak da bir o kadar yanlış...
Koltuklara oturulmuyor, koltuklar pislik içinde diye yazılarımda dile getirdiğimde hep tepki alıyordum daha stadın bile önünden geçmemiş insanlardan... Bu koltuklarda değil oturmak, üzerine çıkıp ayakta durmak bile çok zor. Üstelik o koltukların kalitesi o kadar kötü ki, insan eliyle bile o koltuğu yomultabiliyor. O koltukları düzeltmemek hata olduğu gibi bu koltukları bu hale sokmak öncelikle kendine sonra kulübüne yapılmış yanlıştır ve haksızlıktır...
Lavobalarda sadece bir tane sabun olduğunu yazdığımda herkes şaşırmıştı. Evet, gördüğüm zaman bende şaşırmıştım. Tamam yerler pis, duvarlarda sprey boyalar ile yazılar var, tuvaletlerin fayansları kırılmış, duvarlarında örümcekler yuva kurmuş ve hiç hijyenik bir ortam değil ama bir çok insan'ın bir arada kullandığı bir tuvalette sadece 1 tane sabunluğun olması ve el kurulamak için bir ekipman'ın olmamasıda mı acaba taraftar'ın suçu?| 23. Hafta bitti. Ligin bitimine kaldı 3 hafta... Gençlerbirliği, Sivasspor (D), Kayserispor | |
Her ay bir Beşiktaş dergisi yayınlanmaktadır.
Her elime aldığımda bu derginin kime ait yada kimin yayın organı olduğunu anlayamıyorum.
Öncelikle baktığımızda ilk 15 sayfa tamamen reklamlardan oluşuyor ve daha sonrasında Sayın Başkan Yıldırım Demirören’in yazısı. Bir sayfa daha çeviriyorum, içindekiler ve öbür sayfada Sayın Çiğdem Hanım’ın yazısı.
Bir derginin sahibi öncelikle okuyucuları daha sonra Yazı İşleri Müdürü/Editörü’dür.
Beşiktaş dergisinin Yazı İşleri Müdürü/Editörü de Sayın Çiğdem Işık’tır.
Ama görüyoruz ki Sayın Başkan’a daha önce yer verildiğine göre derginin asıl sahibi Başkan gözüküyor. Bütün yazılar en son Başkan’ın onayından geçiyor ve daha sonra baskıya giriliyor demek ki.
Orta okul yıllarımızda arkadaşlarımızla kafa kafaya verip hadi dergi çıkartalım derdik. Boş A-4 kağıtlarına karikatürler keser yapıştırır, bulmacalar koyardık. Kendi el yazımızla yazılar yazar 7-8 sayfa bir şey hazırlardık. Sonra bir kırtasiye’ye gider çoğaltırdık. Hatta çıkardığımız hafta hangi takımın Avrupa Kupası maçı var ise onun örgüsünü yapar dergi alana hediye ederdik. İşte böyle amatörce işler yaparak büyümüştük.
Şimdi her ay Beşiktaş dergisini alıyorum ve o yıllar aklıma geliyor. Dergi bana tamamıyla amatörce hazırlanmış bir dergi olarak geliyor.
Öncelikle doğru ve objektif bir şey hazırlanacaksa Başkan ön planda olmamalıdır. Az çok bu işlerden anlayan insanlar o zaman zaten bu derginin baskıya girmesinden önce Başkan’ın okuduğunu anlayacaktır.
Tam 160 sayfalık bir dergiden bahsediyoruz.
1 sayfa Başkan, 2 sayfa içindekiler, 26 sayfa reklam, 4 sayfa Kartal Yuvası ürünleri, 2 sayfa üyelik formu olmak üzere toplam 35 lüzumsuz sayfa…
1 taraftar’ın mesajı yok, derginin piyasaya çıktığı ay oynanacak maçlar ile ilgili bilgi yok, o ayki rakiplerin bir önceki ay oynadıkları maçlar ile ilgili bilgi yok. Bütün branşların o ayki bütün aktiviteleri, maçları yazılmalıdır, her ay belli branşlarda ki sporcuların posterleri, çıkartmaları verilmelidir. Deplasmana gidilecekse tahmini olarak ne zaman ve nasıl yola çıkılacağı bilgisi olmalıdır. Vs.vs.vs.
Bu ve bunun gibi daha bir çok öneri sunulabilir derginin daha cazip hale gelmesi için.
Peki bu önerileri sunmak için kiminle irtibata geçmemiz gerekmektedir?
Derginin gerçek anlamda ki sahibi olması gereken Yazı İşleri Müdürü/Editörü Sayın Çiğdem hanım ile mi irtibata geçmeliyiz? Yoksa bütün yazılardan önce yazısı olan Sayın Başkan Yıldırım Demirören ile mi?
Dergide kendisine ayırdığı yada kendisine ayrılan köşesinde yazan Çiğdem Hanım’ın yazısının altında bir e-mail adresi var ve kendisine karşılıksız olarak bazı önerilerde bulunup daha cazip bir hale gelmesini sağlayabiliriz diye düşünmüştüm ve 15.12.2008 tarihinde e-mail attım kendisine.
Sonuç, hala bekliyorum…
Beşiktaş Dergisi, her dergide olduğu gibi Yazı İşleri Müdürü/Editör’ün kontrolünde olmalıdır ve taktir edenlerde Beşiktaş Jimnastik Kulübüne gönül verenler olmalıdır. Bir başkaları değil…
Altuğ AKTAŞ