WC 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
WC 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.04.2009

Ateşi olmayan Cehennem


Ateşi olmayan Cehennem

Skor sonrası yazı yazmak yerine spor sonrası yazı yazmayı tercih eden biri olarak; Türkiye A Milli takımımızın, özellikle İspanya ile oynadığı 2 maç ile ilgili dikkat çekmek istediğim bazı noktalar var.

Semih oyundan alınır mıydı, Gökdeniz ve Fatih Tekke nerede, Emre’ye bu kadar katlanılır mıydı, Nihat neden 11’de başladı, Batuhan mı kurtaracak bu takımı gibi bir çok şeyi maçtan sonra yazmak çok kolay ama biraz daha dikkatimizi başka yönlere çekmeliyiz;


-Sponsored by Cehennem…

Hep dedik ki; Ali Sami Yen CEHENNEMİ…

Allah düşmanımıza böyle cehennem göstermesin!

Sponsorlar ile neredeyse tribünlerin yarısını dolduran futbol severlerimiz açıkçası neredeyse tamamen tiyatro izler gibiydi. İspanya’da oynanan maç sonrasında Kadıköy, İnönü, Sami Yen gibi atmosferlere cehennem demeyelim, burası gerçek cehennem dendi ama sorarım bu sözleri eden büyüklerime; 90 dakika çalan kornalar olmasaydı acaba İspanya’nın neresi cehennem olurdu?

Dönelim bizim cehennemimize… İspanya’nın milli marşını ıslıklamak dışında ne yaptı? Tabi unutmamak lazım birde saygı duruşunda çıt çıkmadı.

Kendi Milli takımımızın taraftarını oluşturmamız lazım. Bir Hollanda gibi her yer turuncu, bir Avustralya gibi her yer sarı, bir İtalya gibi her yer lacivert olduğu gibi bizimde tribünlerimiz tamamen kırmızı olmalı.

Acaba kaç taraftarımızın evinde Milli takım forması var? Bizim Milli takımımızın formalarının satışı bile yakın zamana kadar her yerde yapılmıyordu…

Böyle bir taraftar olgusu varken nasıl bir cehennemden söz edilebilirdi ki?

Efes Pilsen özellikle son 1 senedir bazı maçlardan önce stada gelen taraftarlara forma dağıtarak bu olguyu oturtmaya çalışıyor ama sanırım anlayana…

Halbuki 18 takımında tribün liderleri ile bir araya gelip bir toplantı yapılsa. Bu toplantıyı ister federasyon aracılığıyla ister kendi kendilerine organize olacak şekilde gerçekleştirseler. Bütün bu taraftar topluluklarının belli bir tecrübesi, yeteneği ve belli bir ekibi var. Hepsi 100 kişilik ekip çıkarsa en az 1000-1500 kişilik bir ekip toplanmış olur. Zaten İstanbul’da ki 3 büyüklerin toplulukları biraz daha kalabalık gelir ve bu sayı 5.000’e çok rahat çekilir. Bir tribünü yönlendirmek ve tabiri caizse gaza getirmek için 5.000 rakamı bence çok ama çok fazladır hatta 1.500 kişi bile yeterli bir sayıdır.

Bunların kendi içlerinde koordinasyonları ile gerçekten bir Türkiye cehennemi oluşturulsa fena mı olur? Bizde içeriye korna sokmak yerine yüreğimizle, ciğerimizle sahayı rakibe dar etsek, ıslıklarımızla hakem düşen oyuncumuza kalk kalk diyecekken dönüp rakibe sarı akrt gösterebilse fena mı olur?

Dedim ya; sponsored by cehennem… biz böyle devam edersek cehennem sadece bizim tribünlerin sponsoru olur…

-Sabri ortalasa, Batuhan indirse, Nuri vursa ne olacaktı?

Herkesin ağzında, Arda çıkar mıydı, Nihat neden ilk 11 başladı, Semih niye çıktı, Emre’nin ne işi var, Batuhan mı kurtaracak bu takımı, Batuhan ne yaptı ki milli takımda, 87de mi Nuri girip kurtaracak gibi ve benzeri yorumlar yapıldı.
Peki ben sorarım sizlere;
Semih, bu takımın formasını giymeden önce bu kadar başarılı olacağını bilebiliyor muyduk? Arda, Manisaspor’a kiralandıktan sonra bu kadar büyük bir çıkış yakalayacağını biliyor muyduk? Nihat, Beşiktaş’ta sağ açık oynatılırken İspanya da forvet oynayacak diye düşünüyor muyduk? Bunların hepsinin cevabı basit; HAYIR…

O zaman bu Batuhan’ın bu Milli takımda oynamayacağını nereden biliyoruz?

Keşke Sabri sağdan ortalasaydı, Batuhan kafasıyla Nuri’nin önüne indirseydi ve Nuri’de çok düzgün bir vuruş ile kaleciyi bir köşeye topu bir köşeye yollasaydı bu eleştiriler yapılacak mıydı?

Yaklaşık 10 ay önce kırmızı herhangi bir şeyi üzerimize giyip göğsümüzü gere gere sokağa çıkmamızı sağlayan bu Nihat, Emre, Semih hatta ve hatta Volkan değil midir?

Batuhan, oyuna girdi diye o kadar eleştirildi ama hiç dikkat edildi mi kaç tane top indirdi, rakibi rahatsız etti. Bir pozisyonda defansı çaktırmadan kalecinin üzerine doğru itti ve ikisi de yere düştü topta boşta kaldı. O pozisyon gol olsa Batuhan’ı hangi şekilde eleştirecektik?

Batuhan’ı her platformda eleştiren ve hatta belki açıklanmaması gereken özellerini açıklayan biri olarak futbolunu asla eleştirmem, her zaman arkasında dururum çünkü bu çocuk geleceğimiz olacaktır… Bu takımda da forma giyerek bunu başaracaktır. Rooney 17-18 yaşında forma giyiyorsa bizimde o yaşta oynatacak yeteneğimiz olmalıdır…

-Penaltı hangi köşeye atıldı?

Deli İbrahim topu eliyle kestikten sonra hakem penaltı noktasını gösterdi. Peki biz bu penaltıyı izleyebildik mi? Bu kadar rezalet bir maç yayını sanırım 1980 li yıllarda (!) izlemiştim…

Daha penaltının bile hangi köşeye ve nasıl atıldığını göremedik. Zaten penaltı köşeye değil, kalenin tam ortasına atılmıştı ama bunu uzun süre göremedik.

Maç içinde istatistik yayınlıyorlar. Çok güzel ve bizi bilgilendirici ama neden neredeyse ekranın 1/4ü kadar ve neden o kadar uzun süre ekranda kalıyor.

Artık neredeyse Avrupa’nın bütün liglerini canlı izleyebiliyoruz ve bir istatistiğin nasıl yayınlanacağını teknik ekip olarak öğrenemiyoruz.

Reklam konusuna ise hiç girmemek lazım… Reklam içinde maç izlediğimiz bir yayın oldu. Bu kriz döneminde bu kadar reklam almaları yayıncı kuruluş için gerçekten çok iyi ve belki bu kadar reklam almaları da çok iyi bir başarı ama yayın açısından baktığımızda çok büyük başarısızlıktır. Halbuki X kanallar gibi reklamı girdiklerinde görüntüyü küçültseler çok daha verimli olurdu.

A Milli Futbol Takımımız Afrika’ya gidecektir. Buna bütün Futbolseverler olarak inanmamız lazım. Eleştirmek yerine yapıcı olmamız lazım. İşte o zaman Afrika’ya gideriz…

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=8776

12.01.2009

Türkiye-İspanya maçı Sami Yen'de...Gülsek mi? Ağlasak mı?

İşte yanda ki resimde ki gibi sevinmiş, coşmuştuk hepimiz. Yarı Finalde elenmiştik...
İspanya Şampiyon olmuştu... Ne güzel günlerdi değil mi?
İşte o son Şampiyon İspanya ile 1 Nisan'da kendi evimizde maçımız olacak.
Kayseride ki muhteşem statta oynanacaktı fakat maalesef inşaat yetişemedi. Bunun üzerine yönetim bir çözüm aramaya başladı.
Bu sırada İspanyol yetkililer açıkladı ve 28 Mart'ta İspanya'da oynayacağımız maçın Santiago Bernabeu Stadında oynanacağını açıkladılar.
Çok efsane ve modern bir stat...
Bizimde Dünya 3.sü ve Avrupa Yarı Finalisti olarak onlardan aşağı kalmamamız lazımdı...
ve Bugün Federasyon kararını verdi...
Maç Ali Sami Yen'de oynanacak...
Galatasaraylı taraftarların 15 günde bir lig maçına bile gitmek için sıkıla pıkıla gittikleri beğenmedikleri statta...
Şampiyon'u ağırlaaycağız ama nerede? sezon sonunda yıkılacak olan Ali Sami Yen Stadında...
Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadında oynansa hem prestij açısından daha iyi olmazmıydı?
Ya da Ali Sami Yen'den daha çok taraftar kapasiteli olan İnönü'de oynansa olmazmıydı?
Açıkçası bu kararı alan Federasyon yetkililerini kınıyorum...
Neden böyle bir karar aldıklarının gerekçeleri açıklanmalıdır.
Ali Sami Yen stadının basın tribünlerinden bile, maç anlatım noktasından bile sahaya hakim olunamıyor... Ne akla hizmet bu karar çıktı bilmiyorum...
Umarım değişir...

Altuğ AKTAŞ

21.11.2008

Futbolu bilmeyen adam Vicente Del Bosque...

Vicente Del Bosque futbolu bilmiyor bunu biliyorsunuz değil mi?
Real Madrid'de görev aldıktan sonra Beşiktaş'a gelecek olduğunu duyduğumda çok sevinmiştim. En azından Avrupa futbolunun önde giden bir takımını çalıştırmış hoca geliyordu Beşiktaş'a... Elbet bir şeyler katacaktı takıma.

Sonuçta Real Madrid'de görev aldığı 1999/2003 sezonları arasında 2 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, 2 La Liga Şampiyonluğu, 1 İspanya Süper Kupası, 1 Avrupa Süper Kupası ve 1 Kıtalararası Kupa Şampiyonluğu aldı.

Bunların arkasından Beşiktaş'a gelince tabi ki sevinmemek elde değildi.

Kısa dönem görev aldıktan sonra başarısız ve futbolu bilmiyor gibi atıflarda bulunan yönetim kurulu tarafından Sayın Del Bosque'nin görevine son verildi.

Şimdi Bu futbolu bilmeyen ve Türk halkının çok sevdiği sempatik, göbekli, bıyıklı tavrıyla bizden biri gibi olan Sayın Del Bosque, son Avrupa Kupası Şampiyonu İspanya'nın başına getirildi.

Ve bu futbolu bilmeyen Sayın Del Bosque, İspanya'nın başında çıktığı 2 dostluk, 4 Dünya Kupası elemeleri maçlarının hepsinden galibiyet ile ayrıldı.

20 Ağustos - Dostluk - Danimarka 0 İspanya 3
6 Eylül 2008 - WC2010 - İspanya 1 Bosna 0
10 Eylül 2008 - WC2010 - İspanya 4 Ermenistan 0
11 Ekim 2008 - WC2010 - Estonya 0 İspanya 3
15 Ekim 2008 - WC2010 - Belçika 1 İspanya 2
19 Kasım 2008 - Dostluk - İspanya 3 Şili 0

Şimdi futbolu bilmeyen bu tombul adamın karşısında performansı ile göz dolduran ve yükselişte olan bir Türkiye var.
28 Mart 2009 - WC2010 - İspanya Türkiye
1 Nisan 2009 - WC2010 - Türkiye İspanya

Hani Kazım, Tuncay, Semih, Volkan, Emre ve diğer çocuklarımız iyi oynarda İspanya'dan puan alabilirsek yada yenersek işte o zaman Sayın Del Bosque futbolu bilmiyor diyebiliriz...

Her şey bir kenara bir soru geliyor aklıma ama cevabını bilmediğim...
Acaba Sayın Del Bosque için bu sözleri sarfedenler şuan UTANIYORMUDUR...

Altuğ AKTAŞ

20.11.2008

Türkiye-İspanya maçı Kayseri'de oynanacak.

Yapımı halen devam eden Kayseri Kadir Has Stadyumunun açılış tarihi bir kaç defa ertelenirken Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'den bir açıklama geldi. "Fatih Terim ile görüştük ve 14 Nisan'da ki İspanya maçını yeni stadımızda oynayacağız" dedi.
Bu maç için Fifa'ya 14 Ocak tarihine kadar stadı bildirmesi gereken Federasyon'un stadın yağımının gidişhatına göre maçı Kayseri'ye alabileceği doğrulandı.
Bu durumda stadın açılışıda aynı tarihte yapılacak.

Türkiye için gerçekten ciddi bir proje olan Kayseri Kadir Has Stadının en kısa sürede açılması ve kullanılması öncelikle Türk Futbolu'nun vizyonu açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
UEFA kriterlerince 5 yıldızlı statlar arasında Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu ve Atatürk Olimpiyat Statlarının yanına bir stat daha eklemiş olacağız.
Ali Sami Yen stadının inşaatının başlayıp yıllarca sürdüğü gibi bir aksilik Seyrantepe'de yapılan stadın da başına gelmez ise UEFA kriterlerince first class seviyesinde 4 stadımız olmuş olacak.
En kısa sürede bu sayının artması gerekmektedir.
Tüm Avrupa hatta Dünya'nın gözü 14 Nisan'da ki Türkiye, İspanya maçında olacak. Futbolumuzun vizyonu için o stadyum mutlaka yetiştirilmelidir.
Şimdiden hayırlı uğurlu olsun.


Özellikler:
196.000 m² lik arazi üzerine kurulu bir tesis,
90.000 m² lik alan inşaat alanı,
63.517 m² lik alan stat,
26.867 m² lik alan yeşil alan,
32.864 kapasiteli tribün,
Isıtmalı çim zemin,
Üstü açılır kapanır tavan,
Isıtmalı tribünker,
24 adet 16 kişilik loca,
2 adet 23 kişilik loca,
1 adet 80 kişilik cafe,
1 adet 100 kişilik restaurant,
5.000 m² AVM,
1.000 m² Alışveriş merkezi Fun Club,
5.000 m² İdari büro ve UEFA büroları,
52.317 m² 1.785 araç kapasiteli otopark,
4 ayrı takımın kullanabileceği soyunma blokları,
7.200 kişilik kongre ve spor merkezi,
1.500 seyirci kapasiteli Uluslar arası Atletizm standartlarına (IAAF) uygun müstakil atletizm pisti,
1.000 seyirci kapasiteli uluslar arası müsabakalara uygun Hentbol, Voleybol ve Hentbol oynanabilecek spor salonu,
500 seyirci kapasiteli uluslar arası müsabakalara uygun Hentbol, Voleybol ve Hentbol oynanabilecek spor salonu,
Uluslar arası standartlara uygun seyircili kapalı olimpik yüzme havuzu,
2 adet uluslar arası standartlara uygun tribünlü ve soyunma odalı toprak futbol sahası.

Altuğ AKTAŞ

24.09.2008

2010'un Leoparı, Zakumi...

Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 2010 yılında düzenlenecek Dünya Kupasının resmi maskotu ''Zakumi'' görücüye çıktı.

Afrika kıtasında düzenlenecek bu ilk Dünya Kupasının yeşil yeleli leoparı ''Zakumi'', tamamen Güney Afrika tasarımı olma özelliğini taşıyor.
Güney Afrika'nın doğal zenginliği olan vahşi hayvanlar alemini temsil eden leoparın yeşil yelesi, futbol sahalarına gönderme yapmak amacıyla seçildi.
Resmi maskotun ismi ise Afrika dilinde Güney Afrika'nın adı ve internet adreslerinde ülkenin alan kodu olan ''ZA'' ile 2010 yılına atıfta bulunmak için birçok yerli dilinde ''10'' anlamına gelen ''KUMİ'' ifadelerinin yan yana getirilmesiyle oluşturuldu.