Fransa Ligue 1 Eksik Oyuncu Listesi 14-15 Mart tarihleri arasında oynanacak olan Fransa Ligue1 de eksik oyuncu listesini hazırladık. EKSİK LİSTESİ: (Maç sırasına göre)
CAEN: Sorbon Jeremy (d), LİLLE: Gregory Tafforeau (d), Nicolas Plestan (d), Yohan Cabaye (os), Tulio De Melo (f), Pierre-Alain Frau (f) LE MANS: Samuel Bouhours (d), Cyriaque Louvion (d), Marcos Paulo (os), RENNES: Luzi Partice (k), Jerome Leroy (os), Marveaux Sylvain (os), Asamoah Gyan (f), MONACO: Flavio Roma (k), Vincent Muratori (d), Kevin Diaz (os), Diego Perez (os), Djamel Bakar (f), Juan Pablo Pino (f), Yannick Sagbo (f), TOULOUSE: Fode Mansare (f) NANTES: Tony Heurtebis (k), Remi Mareval (d), İbrahim Tall (d), Aurelien Capoue (os), Thomas Dossevi (f), Christian Bekamenga (f), LORİENT: Marc Boutruche (d), Michael Ciani (d), Arnaud Le Lan (d), Bakary Soro (d), Ulrich Le Pen (os), Kevin Gameiro (d) SOCHAUX: Teddy Richert (k), Rabiu Afolabi (d), Frederic Duplus (d), Hakim El Bounadi (d), Nicolas Belay (os), Sloan Privat (f), NANCY: Thomas Mangani (k), Joel Sami (d), Mickael Chretien (d), Cris Ntsayi Malonga (os), İssiar Dia (f) VALENCİENNES: Mody Traore (d) Djamel Belmadi (os), Luigi Pieroni (f), Johan Audel (f), LE HAVRE: Massamba Lo Sambou (d), Benjamin Police (d), Nestor (d), Nicolas Gillet (d), Franquart (d), Guillaume Norbert (os) BORDEAUX: Fernando (m), Cavenaghi (f), Henri Saivet (f), NİCE: Cyril Jeunechamp (d), Drissa Diakite (os), Chaouki Ben Saada (os), Habib Bamogo (f) GRENOBLE: David Jemmali (d), Jimmy Mainfroi (d), Albert Baning (os), Sofiane Feghouli (os), Yoric Ravet (f), St ETİENNE: Sylvain Monsoreau (d), Christophe Landrin (os), Loic Perrin (os), Amine Liganzi (os) LYON: Anthony Reveillere (d), Francois Clerc (d), Fabio Santos (os), Mathieu Bodmer (os), Sidney Govou (f), AUXERRE: Jeremy Berthod (d), Jean Pascal Mignot (d), Dennis Oliech (f), Julien Quercia (f) PSG: Mamadou Sakho (d), Gregory Bourillon (d), Claude Makelele (os), Stephane Sessegnon (os), Loris Arnaud (f), MARSİLYA: Julien Rodriguez (d), Vitorino Hilton (d), Charles Kabore (os), Bakari Kone (f), Mamadou Samassa (f)
ALTUĞ AKTAŞ FR BANKO 352 Auxerre-Lorient 2.5 altı 1.30 356 Paris ST Germain-Caen 1 1.40 423 Rennes-Toulouse 2.5 altı 1.35 613 Sochaux-Marsilya 2.5 altı 1.45 Toplam Oran: 3.56
Fenerbahçe'de 22 maçta 11 gol atarak aslında 2 maçta 1 gol atma ortalamasıyla oynuyor fakat kadroda düzenli olarak sahaya çıkma garantisini kulüpten alamadığı içinde takımdan ayrılma kararı almıştı. Sezon başında PSG'ye transfer olan Kezman, ilk oynadığı maçta sadece penaltıdan gol atabilen Kezman, oynadığı toplam 15 lig maçında başka gol atamamıştı. Bunun yanı sıra UEFA kupasında da 3 gol atıp takımı bir üst tura taşıdı. Çok kötü bir performans ve istatistiğe sahip olan Kezman, hafta sonu oynanan kupa maçında Ajaccio'ya 2 gol atarak takımının 3-0 kazandığı maçın galibiyet mimarı oldu. Açıkçası Kezman, attıkça açılan bir oyuncu. Eğer bu performansını lige de oturtabilirse ligin ikinci yarısına damga vuran golcü olabilir ama açıkçası fazla beklentim yok. Herşeyi zaman gösterecek.
:( Üzülerek yazıyorum bu haberi... 4 Şubat 1985 doğumlu olan Clement Pinault, 18 Ocak Pazar günü geçirdiği kalp krizi sonucu 4 gündür komada yatıyordu ve resmi açıklama yapıldı. Kulüp yetkilisi Franck Thield'ın yapmış olduğu açıklamada; 16 Ocak Cuma günü Brest ile oynanan maçta Clement'in forma giydiğini ve yapılan kontrollerde bir sağlık sorununun olmadığını söyledi. Fakat kalp ile ilgili bir sorun olabileceğinide hiç düşünmediklerini dile getirdi. Haziran ayında Ligue 1 temsilcisi Le Mans'tan Eur 300.000- transfer olmuştu. Tüm spor'a gönül verenlerin başı sağolsun... :( Le Mans'ın alt yapısından yetişen savunma oyuncusu, 2005 yılında A takıma yükseldi ve 2006 yılında Angers'e kiralandı. 2007'de Le Mans'a geri döndükten sonra yedek kulübesinden öteye gidemedi ve sezon sonunda tekrar kulüpten ayrıldı. Bu sefer ki durağı Ligue 2'de Clermont oldu. Ama burada ki serüvenide fazla uzun sürmedi...
Transferin yeni gözdesi 1991 doğumlu Semih Kaya. Bu genç yaşına rağmen şuana kadar 37 kez milli olan Semih için her zaman genç yetenekleri arayıp kadrosuna katan Monaco talip oldu. Kamp döneminde Semih'i izleyecek olan yetkililer gelecek dönemde Semih'i kadrolarına katmak istiyorlar. Bunun yanı sıra İspanya'nın Espanyol takımıda Semih'i takip ettiği iddiaları kulaktan kulağa dolaşıyor.
1983 doğumlu Brezilyalı golcü Fred, Avrupa'ya 2005 yılında Lyon'a transfer olarak gelmişti. Haziran 2009'da sözleşmesi bitecek olan golcü bu sezon toplam 12 maçta forma giymiş sadece 4 gol atabilmişti. Aslında performans anlamında düşüşü geçen sene başlamıştı. Mutsuz oldupunu ve Avrupa'dan gelen teklifleri hatta ülkesinden gelen teklifleri değerlendirmek istediğini belirten golcü oyuncu Ocak ayında ayrılmak istediğini belirtmişti fakat kulübü ile yaptığı son görüşmeler sonrasında sezon sonuna kadar takımda kalacağı gözüküyor. Teknik Direktör Claude Puel'in beklediğini alamamasına rağmen Fred'i takımda tutmaya çalıştığı fakat artık bunun imkansız olduğunuda açıkladıktan sonra muhtemenel Ocak ayında başka bir takıma satılacak ama takımın patronları ve Fred'in menajerleri ile yapılan görüşme sonrası kontratının sonuna kadar takımda kalmasına kesin gözüyle bakılıyor.
PSG'nin 1990 doğumlu defans oyuncusu genç yaşında yıldız olmaya aday bir oyuncu. Özellikle Newcastle ve Everton'ın bu oyuncuyu renklerine katmak için ısrarlı görüşmelere başladığı açıklandı. Daily Star Sunday gazetesine göre, 2010'a kadar sözleşmesi olan oyuncunun sürpriz bir şekilde Sunderland'e de gidebileceği haberi yayınlandı. Hatta daha büyük bir iddiaya göre; bazı basın mensuplarının yönelttiği bir soru sonrasında, bu transfer gerçekleşirse Paul Le Guen'in yerine daha tecrübeli ve yetenekli bir yıldız ile bu açığı kapatmak istediği yazıldı. Bu ismin Fransız yıldız Gallas'mı olacağı sorulduğunda ise P.L.Guen sessiz kalmayı seçti...
Geride kalan maçlara baktığımızda bu sezonun ilk yarısında özellikle Rennes, Toulouse ve Paris St. Germain’in dikkatleri üzerine çektiğini görüyoruz. Özellikle PSG’nin eski efsane günlerine geri dönüş yapıyor olması çok heyecan vericiydi. Geçen sene ki küme düşme istatistiğinden sonra bu çıkışı yapmaları yeteri kadar göz doldurdu.
Sezona en azından geçen sene yaşadığı küme düşme kabusunu unutturmak için Avrupa Kupalarına katılma hedefiyle başlayan Paris S.G. ligin ilk başlarında uyum sorunu yaşadığından istediği sonuçları alamadı. Aslında bu kötü başlangıcın en belirgin nedeni de tabi ki takım defansının kilit ismi genç Sakho’nun sakatlığı oldu. Fakat ilerleyen haftalarda özellikle geçen sene Ligue 2’de gol kralı olan Hoarau’nun takıma ısınmasıyla üst üste galibiyetler kazanarak 4.sıraya kadar tırmandı başkent ekibi. Özellikle Park de Princes’te alınan 1-0’lık Lyon galibiyeti takımı iyiden iyiye havaya soktu.
Rennes, bu sezon’un en parlak çıkışını yapan takımlarının başında gelen ekipti. Geride bıraktığımız 19 maçta sadece Grenoble’a yenilerek 1 mağlubiyet aldılar. Son 3 sezonun ortalamasına baktığımızda ligi 16 galibiyet ortalaması ile kapatıyorlar. Ayrıca maç başına 1 gol yeme ortalamaları varken bu sezon bunu 0,7 gole düşürdüler. Defansif anlamda yaptıkları iyileştirme aldıkları beraberlik sayısını da arttırdı. Sezonu 10 beraberlik ile kapatan takım, bu sene daha ilk yarıda 10 beraberliğe ulaştı.
Sezona 4-4’lük Marsilya beraberliği ile başlayan kırmızı siyahlılar, 3.sırada kapattılar ligi. Kurt golcü Pagis ve Jimmy Briand’ın hücum hattındaki etkili oyunlarıyla çok kolay pozisyon bulabilen bir karaktere sahip Rennes. Aynı zamanda lider Lyon’dan sonra yedikleri 13 golle ligin en az gol yiyen 2.takımı konumundalar. Rennes’in bu denli istikrarlı olmasındaki en büyük etken tecrübeli teknik direktör Guy Lacombe. Rennes’in ligin ikinci yarısında ilk yarıdakine benzer seviyede performans göstermesini bekliyorum.
Bir diğer çıkış yapan takım aslında Toulouse. Geçtiğimiz sezonu 9 galibiyet ile ligi 17.sırada kapatan takım, bu sezona beklenmedik bir çıkış yaparak ilk 19 maçta 8 galibiyet topladı ve 7. sırada bitirdiler ilk yarıyı. Elmander’i Bolton’a sattıklarında çoğu kimse Toulouse’un bu sene ligde küme düşmemek için mücadele edeceğini düşünüyordu. Herkesi yanıltmayı başardılar. Genç golcü Gignac forvette Elmander’i aratmayan isim olmayı başardı. Gignac’ın yanı sıra Rennes’den transfer edilen Etienne Didot’nun üstün performansı da Toulouse’u üst sıralara taşıyan bir diğer etken. Ligin dişli takımları haricinde hemen her maçta rakibine üstünlük kurmayı başaran Toulouse, takım oyununu elindeki oyuncuların tam kapasite oynaması sayesinde ilk yarının en dikkat çeken takımlarında Rennes’den sonra 2.sırayı almasını bildi.
İlk yarının dikkat çeken futbolcuları
Karim Benzema, Michel Bastos ve Fernando Cavenaghi bu sezon en dikkat çeken futbolcuların başında geliyor.
Hoca değişikliğinden sonra geçen senelere nazaran daha dağınık bir takım görünümünde olan ve epey tökezleyen Lyon’u Karim Benzema, yükselen grafiği ile bir çok defa ipten aldı dersek hiçte yanlış olmaz. Genç Fransız eğer Lyon şu an liderse bu durumu sağlayan en önemli oyuncu kuşkusuz. Benzema güçlü fiziği ve üst düzey tekniğini hızıyla birleştirerek rakip defansların korkulu rüyası.
Bir diğer oyuncu ise Bastos. Lille’in 25 yaşında ki Brezilyalı oyuncusu hem sol açık hem de forvet oynayabilen komplike bir oyuncu. Ciddi bir sakatlık geçirmez ise 1-2 sene içerisinde daha büyük bir takımda kendisini izleyebiliriz.
Belki de ligin en hareketli ve en hızlı golcüsünü unutursak ayıp etmiş olurduk. Fernando Cavenaghi’den bahsediyoruz. Bordeuax’nun Arjantinli yıldızı ilk yarıda attığı 11 golle gol krallığına koşuyor. Cavenaghi sadece attığı gollerle değil, yaptığı çapraz koşularla rakip defansın dengesini bozabilen bir oyuncu. Cavenaghi bu formu ve mücadelesiyle takımının sezon sonuna kadar en önemli kozu olacak.
Bu isimlerin dışında sürpriz çıkış olarak Bakeri Kone ismini de dile getirebiliriz. Marsilya’nın bu sene yaptığı takviyelerle iş yapacağı belliydi fakat Bakari Kone’nin bu kadar ön plana çıkması beklenen bir şey değildi. Kone, kısa boyuna rağmen müthiş dripling atabilen, defansın arkasına sızabilen bir oyuncu. Takımı en sıkıştığı anlarda arkadaşlarını ateşleyen Fildişi Sahillerinin yıldızı 2.yarıda da takımının en önemli kozlarından olacak.
Fransa Ligue 1’de ilk yarının tartışmasız en beklenmeyen çıkışını Andre Pierre Gignac yaptı. Gol yollarındaki fırsatçılığı ile defansın ön planda olduğu bu ligde rakip teknik direktörlerin özel önlemler almak zorunda kaldığı 23 yaşındaki golcü, eğer bu formunu devam ettirebilirse Fransa Milli Takımına da en kısa zamanda davet edilecektir.
Dikkat çeken futbolcular bölümünde St. Etienne’nin 21 yaşındaki sol açığı genç Dimitri Payet’i unutmamak lazım. Payet soldan yaptığı bindirmelerle rakip sağ beklere zor anlar yaşatabiliyor. Süratinin yanında iyi tekniğiyle gelecek için umut veren oyuncuların başında geliyor Payet.
Le Mans’ın Malili golcüsü Maiga da bu sene çıkış yapan genç isimlerden. Maiga, hava toplarında ve son vuruşlarda etkili bir isim. Le Mans’ın sezon başında yaptığı çıkışını sağlayan oyuncularında başında geliyordu Maiga.
İlk yarının hayal kırıklığı yaratan takımları
Aslında sezonun ilk yarısının hayal kırıklığı yaratan takımı arasında Saint Etienne’i belirtmemizde bir sakınca yoktur diye düşünüyorum. Geçtiğimiz sezon 38 maçta 12 mağlubiyet alan takım bu sezon daha ligin ilk yarısında 12 mağlubiyet alarak taraftarlarını şoka uğrattı diyebiliriz.
İlk yarının hayal kırıklığı yaratan futbolcuları
Büyük umutlar ile Paris St. Germain’e transfer olan Mateja Kezman, Fenerbahçe’den sonra PSG içinde bir hayal kırıklığı yaratan transfer oldu. 13 lig maçında forma şansı bulan Kezman, sadece 1 gol atabildi. Ligin 5. haftasında Nantes maçında daha 7. dakika da kazanılan penaltıyı gole çeviren Kezman, bundan sonra bir daha gol ile karşılaşamadı. Kiralama süresi bittikten sonra Fenerbahçe’ye tekrar geri döneceğe benziyor.
İlk yarının en ilginç olayı
İlk yarının en ilginç olayı diye baktığımızda çok yakın tarihten bir skor ile konuya değinebiliriz. Monaco-Bordeaux maçından söz ediyorum. Bu iki takımın aralarında ki son 8 maça baktığımızda 1,75 gol ortalaması vardı fakat 17 Şubat 2008 de 0-6 ve 21 Aralık 2008 de alınan 3-4 lük skorlar tüm istatistikleri alt üst etti. Ayrıca Monaco’nun evinde ilk 50 dakika da 3-0 öndeyken bir anda 52., 67., 87. ve 89. dakikalarda gelen gollerle 3-4 yenilmesi pek akıl karı değildi. Evet, maçta 7 gol var ama pozisyonlara baktığımızda sadece 3 gol olabilecek bir istatistik ile karşılaşıyor olmamızda başka dikkat çekici bir nokta.
İlk yarının en çirkin olayı
Marsilya taraftarlarının deplasmana giderken vefat etmesi çirkin değil ama üzen bir olay olarak hafızalarımıza kazındı.
Le Havre deplasmanına giden taraftarları taşıyan otobüsün yol kenarında ki korkuluklara çarpması sonrası 2 taraftarın vefatı aslında tüm futbol severleri çok üzmüştü. En azından kulübün ölen taraftarların çocuklarının ölene kadar olan bütün eğitim masraflarını üstleniyor olması ise ayrı bir detay oluşturmuştu.
İkinci yarıda değişim yani çıkış beklediğim takımlar
Ligin ikinci yarısında Caen’den bir çıkış bekliyorum. Geçen sezonda benzer bir karakter yapısı içerisindeydiler hatta düşmeleri garanti diye düşündüğümüz takım ligin ikinci yarısında topladığı puanlar ile düşme potasının 16 puan üstünde bitirmişti ligi. Şuan tehlike hattından sadece 8 puan yukarıdalar ama daha yukarıya çıkacaklardır.
İkinci yarıda düşüş beklediğim takımlar
Özellikle Paris St. Germain’in ilk yarıda çizdiği grafiği devam ettiremeyeceğini düşünüyorum. İkinci yarı da daha ayakları yere basan ve kontrollü bir takım görüntüsü içerisinde olacaklarını ve tahminen yerlerini hemen hemen koruyacak ama daha fazla yukarıya tırmanamayacaklarını düşünüyorum. Şuan kapasitelerinin de üzerinde puan topladılar. İkinci yarının başında da formları devam edebilir ama sonralara doğru düşerler.
Fransa'nın önde gelen spor bültenlerinden birinde yapılan ankette, O. Marsilya taraftarlarına; takımlarına ara transferde hangi mevkii de transfer istedikleri soruluyordu ve 6.573 kişinin oy kullandığı anketin sonucu çok açıktı: Forvet: % 53,22 Ofansif Orta saha: % 4,20 Defansif Orta saha: % 3,99 Defans: % 38,60
Quel profil de joueur l'OM doit-il recruter ? Attaquant : 53.22 % Milieu offensif : 4.20 % Milieu défensif : 3.99 % Défenseur : 38.60 %
Geçtiğimiz sezon Ligue 1'i 18. sırada tamamlayıp bir alt lige düşen Lens, şuan Ligue 2'de lider konumda ve ara transferinide Ligue 1 için yapıyor. Kadrosuna ilk katmak istediği oyuncu Sırp Milos Maric oalcak gibi. 1982 doğumlu olan Milos Maric, ligimizin temsilcilerinden Gençlerbirliğinin de transfer listesinde bulunuyordu. 26 yaşında ki orta saha oyuncusu Belçika'nın Gent takımında forma giyiyor. EUR 2.000.000- değerinde olan oyuncu için Gent takımı Gençlerbirliğinden EUR 1.000.000- istemiş fakat temsilcimiz EUR 400.000- önermişti.
Marsilya, geçtiğimiz hafta Le Havre ile deplasman maçı yaptı. Marsilya taraftarları bu maçı izlemek için otobüslerle deplasman yolculuğuna çıktılar. Maç sabahı saat 07:00 sularında taraftarları taşıyan otobüsün bir köprünün korkuluklarına çarpması sonrasında ortalık savaş alanına döndü. Kaza sonrasında 2 taraftar hayatını kaybetti, 15 taraftar da ağır yaralandı.
Bu gelişme sonrasında yönetim maçın iptali için resmi başvurusunu yaptı fakat kabul edilmedi. Marsilya Başkan'ı Pape Diouf, bu olay karşısında üzüntüsünü gizleyemedi. Zaman zaman hıçkırıklar eşliğinde ağladı. Yönetim acil olarak bir toplantı yaptı ve ölen taraftarların çoçuk ve eşlerine destek olmak için özellikle çoçukların ölene kadar bütün masraflarını karşılama kararı aldı.
Le Havre, maçının santra vuruşu da sembolik olarak bu ölen taraftarların aileleri tarafından yapıldı. İşte bu esnada bütün stat duygu yüklü anlar yaşandı. Maç öncesinde tribünler gerçekten çok keyifsizdi. Tribünlerin önüne çiçekler kondu ve maç boyu bu şekilde kaldı. Pankartlar, tşhırtler de cabası. Maçın ikinci yarısında gelen gol sonrasında bütün futbolcular birbirine sarılıp tribüne koştular ve gökyüzünü göstererek futbolcu ve taraftarlar bütünleştiler.
Maç sonrası da benzer görüntüler vardı.
Belki de aile olmak buydu. Başkanın'dan taraftarına bütün herkes bir çatı altında toplanmışlar. Sık sık taraftar gruplarıyla atışan ve kavga eden, ölen taraftarlarının cenazelerine bile katılmayan yönetici/Başkanlara umarım örnek olur.
Aile olmak bu olsa gerek değil mi...
Tüm Marsilya camiasının başı sağolsun. Kurdukları büyük ve yıkılmaz aile için gurur duysunlar...
Tüyleri diken diken eden ve gözleri yaşartan görüntüler için TIKLAYINIZ
Benim yaşam amacım Futbol değildir. Futbol benim yaşamımın içinden bir parçadır. Ayrıca spor, futbol değildir. Futbol bir spordur. İşte bu ayrımları yapabileceğiniz ve farkı yaşayabileceğiniz Bloguma hoşgeldiniz.
Meydan Okuma -2
-
Aziz Yıldırım’ın seçimdeki en büyük kozu olarak açıkladığı Jose Mourinho
projesi futbolseverlerin aklına bir başka Portekizli’yi getirmiş olabilir.
Bunda...
Bir kez daha başarabilecekler mi?
-
Euro 2012'de birçoğuna göre beklenmedik olan başarı sonrasında 2014 Dünya
Kupası, İtalya için yine underdog girilen bir turnuva. İki yıl önce
kazanılan ...
Футбольное судейство
-
Здравствуйте, болельщик! Большие проблемы у нас с футбольным судейством, не
так ли? Человеческий фактор? Ясное дело — не без него, но главное не в нем.
Гла...
Euro 2012 D Grubu
-
Euro 2012'deki son grup Fransa, İngiltere, Ukrayna ve İsveç'in bulunduğu D
Grubu.
Ukrayna, Polonya ile birlikte turnuvaya ev sahipliği yapıyor. Son oynad...
TRANSFERS
-
During these months many sport teams are improving their level in order to
be a more competitive teams. So, there are a lot of news in all the sports
about...
Candido Cannavo için...
-
Ünlü İtalyan Gazeteci Candido Cannavo hayatını kaybetti. Cannavo,
Türkiye'deki bir çok kişi için yabancı bir isim. Peki kimdi bir kaç satır
karalama gere...
Beşiktaş en büyük zararı kimden görüyor?-3
-
*Medya*
Beşiktaş’ın medyada rakiplerine göre çok daha az yer bulduğu, lobisinin
güçlü olmadığı aşikâr. Nedenlerini sorgulamak lazım. Geçtiğimiz günlerde
sp...