02 12 2009

Ben kimim?...

Bir köşe sahibi olmak ne kadar kolay?

Spor yazan yazarları ön plana alırsak eğer, acaba bir gazetede ufacık bir çerçeve içinde isimsiz yada gerçek isminle yazı yazabilmek için ne yapmak lazım?
Kendi görüşlerimi gerek bloğumda, gerek bazı internet platformlarında, zaman zaman Serencebey gazetesinin internet sitesi ve gazetesinde yazıyor ve yayınlıyorum. Bir çok büyüğümden teşvik edici mailler, telefonlar alıyor ve yüz yüze görüşmelerimizde de destekler tavırları ile karşılaşıyorum. Ya sonra?
Fakat geçen aylarda çok kırıcı bir olay ile karşılaştım. Konuşmanın içeriğini fazla anlatmama gerek yok. Saygı duyduğum bir büyüğümün benimle telefonda yaptığı konuşmada bana sorduğu bir iki soru aslında beni gerçeklerle yüzleştirdi. Aslında bu gerçekleri çok iyi biliyordum ben sadece yüzleşmek istemiyordum.
Karşımdaki ses bana yazılarımın kalitesi yada içeriği ile ilgili sorular sormuyor yada onlar hakkında yorum yapmıyor, kim olduğumu, ne mezunu olduğumu, nerelerde yazdığımı soruyordu.
Acaba yazı yazmak için can atan ve gerçekten keyif alan bir kişiye bunumu yapmak doğruydu?
Ben yazı yazarken keyif alarak yazıyorum. Bilgisayarımla yada önümdeki kağıtla konuşarak yazıyorum. Sanki karşımda biri varmış da ona laf anlatıyormuş gibi. Üstelik karşımdakinin verebileceği cevapları da kendi kendime verip yazımı şekillendiriyorum.
Biri dürtüp dur demediği sürece de bir yazıyı uzatıp yazabiliyorum.
Ama kaçtığım ve yüzleştiğim gerçek çok önemliydi…

Ben kimim…
Ben iletişim, Radyo Televizyon yada basın ile ilgili başka bir şey okuyor muydum? Okumalı mıydım?
Yoksa birilerini mi tanımalıydım? Birileriyle mi tanışmalıydım?
Spor sayfaları olan yada spor gazetesi olan gazetelere baktığımızda acaba kaçında yazı yazan kişiler kaliteli yazı yazabiliyordu? Yada yazıyor?
Çok açık ve net soruyorum kendime, acaba bir kişinin damadı, tanıdığı, komşusu yada akrabası olsam işler daha mı kolay olurdu?
Yoksa futbol oynayıp sonra futbolu bıraktığımda hemen bir Tv’ye geçip yada bir gazete ile anlaşıp yazı mı yazsaydım?

Oray Eğin gibi Siyah ve Beyaz’a renksiz diyecek kadar renk bilgisine sahip mi olmak lazımdı acaba?
Yada Kaan Koç gibi tuttuğum takımın formasını üzerimden çıkarmadan mı yazmalıydım?
Yoksa futbolumla saygı duyulacak bir kişi olup ama anlamsız, körü körüne yazı yazıp, hatta ve hatta yazıyı yazamayıp editörlere düzelttirecek bir kişi mi olmalıydım?
O zaman mı bir yerlere gelebilirdim?
Evet bana uymaz. Ama hep bu tarz kişiler bir yerlerde yazı yazmıyor mu?

Peki mezun olduğum yada okuduğum okulun ne kadar önemi vardı? Yani neden bana Radyo televizyon mu yoksa iletişim mi okuduğum soruluyordu? Mehmet Demirkol’un yorumlarına kimsenin laf diyeceğini düşünmüyorum. Bana okulumu soran kişi/kişiler acaba Sayın Demirkol’un Kamu Yönetimi mezunu olduğunu biliyorlar mıydı? Yada Okay Karacan ve Uğur Meleke’nin İktisat mezunu olduklarını?
Evet evet bende İktisat okuyorum… Sanırım doğru yoldayım o zaman…
Ama kimseyi tanımıyorum ben…

Peki Ben Kimim?

19 11 2009

Sene 2009… Yeter Artık Sabrımız Taşıyor…

Derbide kimlik kontrolü!
Turkcell Süper Lig'de Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında 21 Kasım Cumartesi günü oynanacak derbi mücadelesinde kimlik kontrolü yapılacak.
Beşiktaş Kulübü'nden yapılan açıklamada, karşılaşma öncesinde stadyuma girmek isteyenlerin, güvenlik güçleri ve özel güvenlik elemanları tarafından üst aramalarının yanı sıra kimlik kontrolünden geçirileceği kaydedildi.
Güvenlik önlemleri çerçevesinde BJK İnönü Stadı'ndaki karşılaşmayı izlemeye gelecek kişilerin kimliklerini yanlarında getirmeleri gerektiği, kimlik belgeleri yanlarında olmayan kişilerin stadyuma alınmayacakları bildirildi.


Sene 2009…
Yeter Artık Sabrımız Taşıyor…

Avrupa’da hatta ve hatta özellikle İngiltere de “Match Day” diye adlandırdıkları bir kavram vardır. Futbola tüm benliği ile bağlanmış olan taraftar niteliğindeki insanlar, o güne kalkacakları gece uyuyamazlar, gözleri kapanamaz… Hemen sabah olsun ve maç günü başlasın isterler. Güzel bir kahvaltı sonrası günlük program yapılır ve devamında maç…
İşte Beşiktaş taraftarı da böyledir. Çünkü Beşiktaş bir semt takımıdır.
Bir Beşiktaşlı maçtan bir gün önce yatağına yattığında uyuyamaz. Özellikle bu bir derbi maçsa hiç uyuyamaz. Sabah olduğunda hemen kahvaltısını yapar, gazetesini alır bir yandan da arkadaşlarıyla haberleşir. Kendisi için makul bir saatte “semt” diye tabir edilen Beşiktaş-Köy içine doğru hareketlenir. Arkadaşları ile buluşur, sohbet eder, şarkılar söyler, hafiften alkolünü alır yemeğini yer ve sonra kimine göre “ağaçlı yol” kimine göre “zafer yolundan” yürüyerek stada doğru gider… Devamında ise muhteşem bir eğlence…
İşte budur bir Beşiktaş taraftarının maç günü yaşadıkları…
1903 yılından beri var olan bir kulüptür Beşiktaş… Hangi tribün liderleri stada girmiş, hangi taraftar stada girmiş, hangi yönetici o stada girmiş kimse bilmemektedir. Bunun hesabı tutulmamaktadır. İnönü stadına gidersin, kapalı tribüne girersin. Yanında tanımadığın bir insana sarılırsın, zıplarsın. Bir bakarsın aslında o kişi Sarp Apak’tır… Yada Feridun Düzağaç, Barış Akarsu vs… Daha da bir sıkı sarılırsın kendisine… Başlarsın bağırmaya, eğlenmeye…
1905 ve 1907 yıllarında iki tane takım kurulmuştur. Bunlardan biri Galatasaray diğeri Fenerbahçe’dir.
Bu üç takım birbiriyle 100 yıldır oynamaktadır…
Kimi zaman bir taraf stada girememiş yasaklanmıştır, kimi zaman iki takımın taraftarı da statlara girememiştir.
Hatta bu çekişmelerde statlara giriş yasağı olan takımın taraftar gurupları bile stada girebilmiştir ama hiçbir statta büyük olay çıkmamıştır.
Her şeyi geçtik bu ülkede herkes omuz omuza bile maç izlemiştir…
Peki ya şimdi… Sene oldu 2009…
35.000 kişi stada girerken kimlik kontrolünden geçecek. Bu ne demek oluyor? Peki Fenerbahçe-Galatasaray maçına giderken taraftarlardan kimlik kontrolü istenmiş midir? Stada giriş yasağı olan rakip takım taraftarı stada girerken sesini çıkarmayan emniyet ve yönetim Başkan’a küfür ediliyor diye bu şekilde mi önlem alacaktır?
Yazıktır…
Ayıptır…
Terbiyesizliktir…
Altuğ AKTAŞ…

17 11 2009

Meric Tunca Hürriyet'te yazıyorsa bende La Gazzetta dello Sport'ta yazarım

Acaba Hurriyet gibi bir gazetede köşe yazarı olabilmek bu kadar mı kolay?

Hayır, tabiki Meric Tunca'nın yazarlık geçmişi bulunmamaktadır ve buna saygım sonsuz. Daha önce Star gazetesinde, Takvim gazetesinde de yazarlık yapmıştır.
Fakat benim anlatmak istediğim yazılarındaki kalitedir.
Eski yazılarında Galatasaray için "Paspas" tabiri kullanmış, Ali Güneş anca Galatasaray ile Beşiktaş'a yakışır bırakın gitsin demiş bir yazardan bahsediyoruz.

Ya Allah Aşkına "Dünya yüzünde ne kadar başarılı olan bir Türk varsa, ne kadar isminden söz ettiren bir Türk varsa, onun gönül verdiği takım mutlaka Fenerbahçe'dir.."
Bu ne demek?

Yani sen kimsin de bu tarz bir cümle kuruyorsun Sayın Meriç Tunca...
Bir kere yazında Atatürk Fenerbahçeli demişsin ama unutmamak lazım ki Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusudur, yaratıcısıdır. Bende şu takımlıdır demiycem ama Atatürk bütün takımların taraftarıdır... Bu bu şekilde olmalıdır.

Dünya yüzünde ne kadar başarılı olan bir Türk varsa derken acaba Fatih Terim, başarılarından dolayı Milan'a transfer olurken Fenerbahçelimiydi yada Hakan Şükür Avrupa takımları formasıyla attığı 15 golü Fenerbahçeli olarakmı attı.
Yada hala el üstünde tutulan Tugay?
Rekor transfer ile Uzak doğuya transfer olan İlhan Mansız?

Aslında Meriç Tunca'nın suçu değilki bu...
Onun Hürriyet gibi bir markada yazar olarak yazı yazmasına izin verenlerde hata...
Hayır gerçekten onun yazarlığınıda beyenen Fenerbahçeliler varsa onlarında aklından şüphe ederim...

Eğer Meriç Tunca bu yazı ve yazarlık kalitesiyle Hürriyette yazıyorsa bende La Gazzetta dello Sport'ta rahat rahat yazarım.

Altug Aktas

12 11 2009



29 Ekim'de boğazda atılan havai fişeklerden bir kare...

03 11 2009

Kayıt altında geyik...

Hayır... Yazmamalıyım... Bu konu hakkında yazmamalıyım...
Ama buğulu camın arkasında duran ve yüzleri ekrana yansıyan büyüklerimiz benim gözümün içine baka baka beni çocuk yerine koyarken ben görüş bildirmiyorum...

Cuma gününden beri ne konuşuluyorsa benimde konum bu...
Sayın Ercan Saatçi ve Sayın Metin Özülkü'nün 2006 yılında yapmış olduğu dostane (!) ortamda ki konuşmalar...
Aslında benim konum bu konuşmalar değil.
Sayın Saatçi'nin dediği gibi hepimiz bu tarz geyikler yapıyoruz doğrudur ama benim asıl dikkatimi çeken konu ve hatta konular bu olay sonrasında yapılan açıklamalar.

Çok yakın geçmişimize baktığımızda TSYD'nin başında bulunan Esat Yılmaer'in üstüne bir pozisyona Ercan Saatçi'nin getirilmesiyle zaten bazı polemikler başlamıştı. Birde üzerine Ercan Saatçi'nin köşe yazarlığı görevine bir yakınını getirmesiyle başka yerlerede çekilmeye başlandı.

Bir bombada eski kayıtlardan çıkmaz mı...
Konu hakkında konuşmaya gerek yok açıklamaya bakalım...

"Program başlamadan önce, Metin Özülkü ile ev ortamında tamamen maç geyiği yapmıştık… Ve bize özel, mahrem bir konuşma geçmişti aramızda. İnanın ben de internette görünce hatırladım ve şok oldum… Bunun telefon dinlemeyle, gizli kamerayla kişilik mahremiyetine tecavüz etmekle hiçbir farkının olmadığını düşünüyorum.....Ama bizim o konuşmalarımızın kesinlikle “aleni” olmadığının, iki arkadaş arasında kayıt dışı bir sohbet olduğunun bilinmesini isterim…..Benim üzerimden yapılan bu olay tam anlamıyla, bir özel alan ihlali, mahremiyet ihlali ve bir çeşit telekulak olayıdır"

Yukarıdaki cümleleri çıktığı televizyon programlarındada sarfetmiştir ve bütün büyüklerimizde doğrudur demiştir.

Ya acaba benmi çok safım yoksa dediğim gibi buğulu camın arkasındaki büyüklerimiz mi beni saf sanıyor...

Şuan ilgili video kaydını açıp oradaki görüntüyü buraya yazıyorum:
Metin Özülkü: Biraz spora dönmek istiyorum ve spora dönüncede direkt olarak tabi Fenerbahçeye dönmek istiyorum. Eee...
Ercan Saatçi: Nasıl ....
Merin Özülkü: .......
Hep Beraber: hahahahahahhahahaa
Metin Özülkü: Abi yalnız lütfen ya programın içinde böyle şeyler yapmayın.
Ercan Saatçi: (arkaya dönüp) Ne oldu hocam?
Metin Özülkü: Ya kesebilecekmiyiz? hahahaha Ya küfürlü müfürlü konuşmayalım lütfen... hayır seyreden bayanlar muhakkak vardır.
Ercan Saatçi: Ya aslında buradaki küfür aslında cinsellik içermiyor. Ya hani şey (şak diye bir ses duyulur) anladın...
Ercan Saatçi: Dikkat yani Galatasaraya girmeden şey yapalım.
Metin Özülkü: Galatasaraya girmeyelim
hahahahahahahaha
Ercan Saatçi: Hadi alalım bakalım

Demekki OFF THE RECORD dedikleri bu...
Ama bence kayıttalar... görüntülerden belli kameralarda değişiyor bir kamera sabit çekmiyor. Kayıt dışıysa o nasıl oluyor?
Hayır madem program arasındaki bir sohbet o zaman neden KESEBİLECEKMİYİZ ve HADİ BAŞTAN ALALIM gibi cümleler kuruyorlar?
Dostane ortamdaki konuşmayı tekrarmı yapacaklar???

Ey sevgili büyüklerim:
Hürriyet gazetesinin çiçeği burnundaki Spor Koordinatörü -ki bu nedemek oluyorsa- sayın Ercan Saatçi'nin bu görüntüsünü adam akıllı izlemeden mi programa alıp bunun bir dostane sohbet olmadığını söyleyemiyorsunuz yoksa birileri bu tarz yüklenmeyin mi diyor?
Yada neden koruyorsunuz?

Ben küfürü konuyu konuşmuyorum
Farkettiniz umarım...
Benim konuştuğum konu gözümüzün içine baka baka bu konuşmanın iki kişi arasında geyik diye tabir edebileceğimiz bir maç sohbeti esnasında yapılmış olan bir kayıt diye lanse edilmesine kızıyorum ben ve 10 yaşında ÇOCUK olmadığımı sadece dile getiriyorum...

Son olarak: Ya ben çok dikkatliyim yada dedim ya beni çocuk yerine koyuyorlar...

Saygılarımla...

06 10 2009

Benim ki bir garip aşk hikayesi…

Benim ki bir garip aşk hikayesi…
Kayahan usta gibi devam etmeyeceğim… Çünkü artık onunda anlamı kaçtı be arkadaşım…

Geçen sezon Galatasaray maçı sonrasıydı son yazım…
O yazım sonrası bir çok tepki ve destek aldım ama kırılmıştım bir kere… Çok yazdım sonrasında ama her defasında sildim yazdıklarımı…
Kafamda o kadar çok şey vardı ki yazacak ama yazamadım, yazamıyorum…
Geçen sezon okuyan dostlar hatırlar. “Utanıyorum” dedim birkaç kez… “İnönü Yıkılıyor” dedim…
Sezon başladı ve hiçbir şey değişmemişti…
Yazmak istedim yazamadım küsmüştüm bir kere…

Ta ki 3 Ekim akşamına kadar…

Ben maça geldiğimde oturacak koltuk bulamıyorsam, ben maçta az bağırıyorum diye bana laf söyleniyorsa, ben tuvalete adam gibi sıraya girdiğimde sıramı beklerken bir anda sağdan soldan beni iterek bir başkası en öne geçiyorsa, ben tuvaletimi yapmaya girdiğimde içeride pislik, yıkık dökük kapılar, örümcek ağları, duvarda 2-3 senelik spreyle yazılar görüyorsam, ben tribünün büfesinden her maç yemeğimi alıp içeceğimi alırken devre arası kahvemi alırken sonra biri elimde ki parayı çekip alıyorsa, ben her sene en az 1 forma ve 1 atkı alıyorsam, ben her sene 1 kombine alıyorsam, ben her maça bir şekilde geliyorsam, ben kapalı ve numaralı adı altında ki tribünde kışın otururken ıslanıyorsam, ben ne olduğu bilinmez bir şekilde bir kavganın ortasında kalıyor ve o sırada cüzdanımı çaldırıyor üstüne de 1-2 yumruk yiyorsam vs.vs.vs.
Bunların hepsini Beşiktaş için yapıyorum...
Beşiktaş'a olan sevgimden yapıyorum...

Ne Demirörenci olduğum için, ne önceden Bilgili safında olduğum için ne de Sebacı olduğum için...
Ben Beşiktaşlıyım...
Bu isimlerde Beşiktaşlı...
Tek ortak noktamız budur...
Hep bu olmalıdır...

Bir çok laf duyuyorum, "Yok kulüpten SSKlı bu insanlar, kulüpte çalışıyor gözüküyorlar" deniyor. Doğru yada yanlış...
Bundan 2-3 sene önce Numaralı Tribünde satılmış çarşı diye bağıranlar çıktığında numaralıyı basanlar kulüpten para alıyor dendi...
Her duyduğumda acaba doğru mu dedim?

Ben kombinemi alıp lisanslı ürünümü üzerime geçirdiğimde maça gidip birde orada bedavadan içeriye girenleri görünce acaba ben mi yanlış yoldayım diyorum.

O sırada silkelenip yok kardeşim sen doğru yoldasın diyorum.

Çünkü ben karşılıksız seviyorum....(!)
Evet karşılıksız...

Ama ben ben karşılığımı aldım...
Utandım...

Maç çıkışı bir arkadaşıma rastladım...
Bu kadar dar bakışlı insanlarla beraberiz dedi ki … aslında düşündüğümde çok doğruydu…
Maçın 5. dakikası “Yönetim İstifa” diye bağıran bir taraftar maçın 20. dakikasında “Saldır Beşiktaş’ım” diyor. Ama dakikalar 30’u gösterdiğinde “Demirören Yeter” 40. dakikada ise çekirdek çıtlıyor…

Bumuydu acaba taraftarlık?

Ben 3 Ekim cumartesi günü utandım…
Beşiktaş’lı olduğumdan değil
Yada Demirören’i ıslıkladığımdan veya Demirören’i desteklediğimden değil…
90 dakika orada kavga eden ve ortalığı karıştıran insanlarla aynı ortamda bulunduğum için utandım…

Ben Beşiktaş’lıyım… Ne Demirören ne Bilgili ne Seba ne Aksu ne de bir başkası… kimse benim Beşiktaş’ımdan büyük değildir…
Kimse benden iyi Beşiktaşlı değildir ama bende kimseden daha iyi Beşiktaşlı değilimdir…

Derler ya “Para ile İman’ın kimde olduğu belli değildir” diye… Bizimkide öyle bir şey…

Bu taraftar Türkiye’de bir ilki yapmış ve maça sırtını dönüp maçı izlemiş, takımı ve yönetimi protesto etmiştir. Bu taraftar belli dakika koridorda durmuş daha sonra tekrar tribüne çıkıp takımı protesto etmişti. Bu taraftar belli dakika ses çıkarmamış sadece alkışlamış ve sonrasında takımı desteklemiş ama protestosunu yapmıştır…
Bu taraftar 3 Ekim günü kavgada etmiştir…
Kimin ne için ettiğini bilmediği bir şey için kavga etmiştir…

Dedim ya bizimki “bir garip aşk hikayesi”…
Severken de garibiz söverken de…

Türkiye’de yoktur Beşiktaş taraftarından ötesi…

Alen’i gördüm cumartesi… çok üzüldüm… Çünkü yumruklar arasında kalmıştı…
Setten indi aşağıya ve yumruk yumruğa kavga etti. Maç mı? Bilmem ben kavgaları hayretle izliyordum…
Yeni açıktan numaralının birleştiği tellere tırmanıyordu taraftarlar…
Aman Tanrım tarihe geçecek bir olaya mı tanıklık ediyordum acaba?

Ama hepimiz Beşiktaşlıydık dimi?
Yumruğu suratında görende Beşiktaşlıydı karşısındakine yumruk atanda…

Dedim ya bizimki “bir garip aşk hikayesi”…

Haydi o zaman…
Aşkımızı cümle aleme gösterelim.
Var mısınız?
Ne X takım forması ne X takım atkısı… Anlayan anladı…
Hepimiz sadece Beşiktaş atkımızla Beşiktaş formamızla gidelim Kasımpaşa maçına…
Bırakın yönetim istifa etsin yada etmesin, bırakın Denizli istifa etsin etmesin…
Bırakın 3 kuruşluk futbolcuya 10 kuruş daha versinler… bırakın bunları arkadaşlar…

Bizler kardeşiz…
3 Ekim günü kardeş kardeşe vurmuştur

Gelin bu kara lekeyi Kasımpaşa maçında silelim ve tek vücut olduğumuzu bir aile olduğumuzu gösterelim.
90 dakika hiç susmadan destek verelim.
Maç bitsin o zaman ne yapacaksak yapalım

Var mısınız?
Bizim ki bir garip aşk hikayesi…
Bunu tüm Dünya’ya tekrar gösterelim…

Beşiktaş’ın Beşiktaş’tan başka dostu olmaz…

Altuğ AKTAŞ

02 09 2009

Twitter

Yakından izlemek isteyenler, Twitter'e uğrayabilir.

28 05 2009

Beşiktaş Şampiyon oluyor... Ya taraftar???

Yazılacak o kadar çok şey var ki anlatamam… Ama yazamıyorum…
Ne zaman açsam bilgisayarımı ve yazı yazmak için oturup başlasam bir iki satır vuruş yapmaya maalesef kapatıp, yazılarımı kaydetmiyorum…

Hevesim mi kırıldı acaba… Bilmiyorum… Çünkü düşünemiyorum…

Hayatım Spor, Futbol oldu… Her an başka şeyler düşünüyorum, kafamda tilkiler dolaştırıyorum… Neler yapılmalı neler olmalı ki bizim ülkemizin futbolu da gelişmeli diye…

Ama her hafta maçlara giderken gördüklerimle yıkılıyorum… Yanlış yoldasın diyorum kendi kendime…

Acaba ben mi yanlış yoldayım yoksa onlar mı?

Stat, takım ayırmam… Fırsat bulduğumda nerdeysem oraya yakın bir yerde Futbol müsabakası var ise gider izlerim… İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un maçı da olabilir bu, yada Kasımpaşaspor’un… Belki de Maltepespor’un…

Her statta, her tribünde belli başlı sorunlar var ama ana konumuz Beşiktaş ise işte sanırım o sorunları yazacağım sırada hevesim kırılıyor…

Fenerbahçe maçı öncesi bilet fiyatlarının pahalılığından yakınmıştım… Maça giderken ise 1 metrede bir yan yana duran KORSAN ÜRÜN SATAN ve ALANLARIN fotoğraflarını çekmiş onları yazacaktım. Ama dedim ya hevesim kaçtı…

UEFA Kupası Finaline gittim… Fenerbahçeli stadın önünde bir Galatasaraylıya saldırıyordu… Maç esnasında sırf Galatasaraylı diye bir genci dövdüler, kanlar içinde kaldı… İnkar eden var ise bunlarında resimleri var…

Hani 1903 cemiyetinde ki sevgili ağabeylerimin düzenlediği “Spor ve Şiddet” başlıklı bir panel vardı ya… hani Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Anadolu Hisarı kampüsünde düzenlenen panel… Hani orada bir Fenerbahçeli öğrenci Çarşı’nın yaptığı şiddeti soruyordu ya… Acaba şimdi UEFA Finalinde sırf Galatasaray formalı diye kanlar içinde kalan kişi için ne diyordu?

İşte bunlar benim hevesim kaçırmaya çalışıyordu… Hep bir şeyler karalıyor ama siliyordum…

Son olarak Beşiktaş’ımız Şampiyonluk yolunda çok önemli bir maça çıkacaktı… Rakip Galatasaray… Fenerbahçe maçında ki bilet fiyatlarını öpüp başımıza koymak gerekiyordu bunu fark etmiştim… Ama neden bu fiyatların bu kadar pahalı olduğunu daha sonra mantığım bana anlattı. Tribünler tıklım tıklım dolu… Ama her nedense dışarıda hala karaborsa bilet satılıyor… Ama o biletler sahte diye düşünenler mutlaka olacaktır… Peki 1 gecede mi bitti bu biletler? Biletix internet sitesinde maçtan 1 gün önce hala satıyordu bu biletleri…

Aslında arada yazmak istemediğim bir şeyi yazmadım…

Şuan siz bu satırları okurken, sizinle yüz yüze konuşuyormuş havası verecek şekilde yazıyorum. Çünkü sizlerin okurken bana verebileceğiniz cevapları tahmin edip devam ediyorum satırlarıma… Sanki sohbet eder gibi…

İşte o yazmadığım konu neydi biliyor musunuz?

Biletler 90 ila 700 lira arasında gişede, binlerle ifade edilen yüksek tutarlarda da kara borsada satılıyordu.

O gün erken gittim stadın çevresine biraz etrafı izlemek, belki yıkılacak olan stadımızın etrafında son kez 1-2 tur yürüyüş yapmak, beleş tepenin oralardan bir iki fotoğrafını çekmek istemiştim. Aynı zamanda kalabalık olmadan stadımızın altında ki “Kartal Yuvası”ndan LİSANSLI ürünlerimizden bir atkı daha alıp katkı sağlamak istedim.

Bir anda bir kalabalık gördüm… Aman Allah’ım bu saatte bilet kuyruğumu bu dedim… Yaklaştıkça ayaklarım geri geri gitmeye başladı… Gördüklerim içimi sızlatmaya başladı…

Ben yüzlerce, siz binlerce olduğunu söyleyin… Büyük bir kalabalık taraftar topluluğu Kapalı Üst Tribün DEFG blok 14-15 numaralı kapısının önünde birikmişti… Hep bir şeyler duyardım ve yok canım derdim… Aslında inanmak istemezdim… Acaba şimdi gözlerimle mi görüyordum… Evet Evet sizde tahmin ettiniz dimi…

Saat: 13:00 suları ve maça tam 7 saat var… Daha Emniyet yeni geliyor…
Kapı açıldı… Bir anda izdiham… İzdiham nedeniyle kapı tekrar kapandı… Üzerlerinde Beşiktaş’a ait bir tane done bile olmayan bir çok şahıs sıranın önündeydi… Bağırıyorlardı…

“Sıra oluşturun arkadaşlar yoksa hiçbiriniz giremezsiniz”.
Nasıl yani… Evet… Maalesef bütün düşüncelerim ve duyduklarım doğru çıkmıştı, gözümle tanık oluyordum…

Saat 13:00 suları ve yüzlerce kişi biletsiz, bir çoğunun üzerinde Beşiktaş’a ait hiçbir ürün yok ve stada giriyorlardı… Yanımda duran bir kişi arkadaşına seslendi ve arkadaşlarını topladı…

Takip ettim nereye gidiyorlar diye… İzdihamdan sıkılmışlar ve başka kaynakları zorluyorlardı… İtfaiye kapısına gittiler bu sefer oradan girmeye başladılar…
Pankart asmak için mi acaba? Hadi canım sizde….

Ben tekrar ilk kapıya geldiğimde o sırada Emniyet’te gelmiş ve otobüslerden inip görev alacakları yere doğru, Eski Açık tribüne doğru yukarıdan aşağı yürüyorlardı… Onlarda hiçbir müdahale de bulunmadı… Yürüyüp gittiler…

İşte hevesim kırılıyor…

Bizler kombinemiz olmasına rağmen bilet fiyatlarından şikayet ederken, bizler her an her saniye lisanslı ürün alırken, bizler üzerinde oturacak durumu olmayan koltuklardan şikayet ederken, bizler sifonu çalışmayan, sabunu olmayan, duvarlarında 2007’den kalma sprey yazıları olan tuvaletlerden şikayet ederken, onlar güne erken başlayıp stada giriyorlardı…

İşte hevesim kırılmaya başlamıştı bile… Çünkü her fırsatta takımına sahip çıkmaya çalışan, kombinesini, lisanslı ürünlerini alan ben mi aptaldım? Yoksa üzerlerinde bırakalım lisanslı ürünü korsan ürün olarak bile hiçbir Beşiktaş ürünü olmayan ve bu şekilde içeri girenler mi gerçek Beşiktaşlı???

Acaba Beşiktaşlılık sadece tribünü doldurmak ve bağırmak mı?

Peki herkese nasip olur mu Beşiktaşlılık?

Baksanıza, herkese nasip oluyor…

Cebinde parası yok üzerine Beşiktaş ürünü alamıyor. Cebinde parası yok maça bilet alamıyor, kaçak giriyor. Bu tarz savunmalar çok olacaktır ama doğrumudur?

Benim hevesim kırıldı… Daha çok yazacak şeyim var, resimlerim var ama yazamıyorum…

Hani Sevgili Fatih Altaylı diyor ya “Ne zaman adam olacağız?”

Cevap veriyorum… “İnsan olduğumuz zaman”…

Beşiktaş’ım sen Şampiyonluğa yürüyorsun… yürüme KOŞ…

Arkandayız her zaman…

Kimimiz sadece sevgimiz ile, kimimiz cebimizde ki para ile sana destek olarak arkandayız…

Son 90 dakika…

Sen Şampiyon ol…

Şampiyon olda bu arkadaşlar senin başarını sahiplensin…

Altuğ AKTAŞ

27 05 2009

Beşiktaş 2 Galatasaray 1

Resim

14 05 2009


08 05 2009

2009 UEFA Kupası Finalinin adı belli oldu


2009 UEFA Kupası Finalinin adı belli oldu

2009 UEFA Kupası Finalinin adı belli oldu




SHAKHTAR DONETSK - WERDER BREMEN 20 Mayıs 2009 İSTANBUL FENERBAHCE ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU STADI TÜRKİYE




Hafta sonu NTV ekranı

Hafta sonu NTV ekranı Futbol

Hafta sonu NTV ekranı




NTV ve NTV Spor ekranı hafta sonu yine dopdolu. İşte hafta sonu yayınlanacak olan karşılaşmaların listesi�




09 Mayıs Cumartesi
02.00 Boston Celtics-Orlando Magic (NTV)
23.00 Valencia-Real Madrid (NTV)



10 Mayıs Pazar
00.00 Dallas Mavericks-Dnever Nuggets (NTV Spor)
16.00 Chievo-İnter (NTV Spor)
20.00 Barcelona-Villarreal (NTV Spor)
21.30 Milan-Juventus (NTV)
22.30 Houston Rockets-L.A Lakers (NTV Spor)



11 Mayıs Pazartesi
01.30 River Plate-Lanus (NTV Spor)


http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=12451

07 05 2009

31. hafta maçlar aynı gün aynı saatte... Peki Haftaya???


Türkiye Futbol Federasyonu, ligde herhangi bir şike söylentilerine yer vermemek için hem düşme hattını ilgilendiren hem de Şampiyonluğu ilgilendiren bütün maçları aynı saatte başlatma kararı aldı.

31. Hafta oynanacak olan Kayserispor Gaziantepspor arasında oynanacak maç dışında bütün maçlar aynı gün ve aynı saatte başlıyor.
Buraya kadar herşey çok doğal ve normal.
Maçlar oynanacak ve bitecek.
ve sonra 32. hafta maçları gelecek....
Federasyon hafta içinde maçların saatlerini ve günlerini duyuracak. Her sene olduğu gibi bu senede Şampiyonluk yolunda ki takımlar aynı saat ve günde oynamaya devam edecekler.
Bakalım 32. Hafta fikstüründe hangi takım nerede kimle oynuyor:

32. haftada Beşiktaş, Ankaragücü’ne, Sivasspor ise Hacettepe’ye konuk olacak. Hem Hacettepe hem de Ankaragücü’nün maçlarını suni çimle kaplı olan 19 Mayıs stadında oynuyor.
Bitmedi,
15-17 Mayıs tarihleri arasında Bank Asya 1. Lig'de play-off maçlarının Ankara Yenikent ASAŞ Stadı'nda oynanacak olması da aslında Futbol Federasyonu'nunu karar almakta epey zorlayacak gibi gözüküyor.
Sanırım önümüzde iki seçenek yer alacak;
İlk seçenek Bank Asya 1. Lig play-off maçlarını hafta içine kaydıracak.
Diğer seçenek de Beşiktaş ve Sivasspor'un maçlarının cumartesi ve pazara bölünmesi, yani farklı günlerde, aynı statta oynatılması...

13 Mayıs Çarşamba İzmir'de Fortis Türkiye Kupası Finali olduğu için muhtemelen Beşiktaş'ın lig maçı pazar olacaktır. Bu durumda da Sivasspor Cumartesi oynayacak gibi gözüküyor.

Acaba o zaman Şaibe olmayacak mı?
Stat değişikliği de yapılabilir ama o zaman da ev sahibi takımlardan birinin avantajı elinden alınmış ve deplasman takımına verilmiş olacak. Sonuç olarak suni çime oynamakta alışık olan takım ev sahibi takımlar...

Ben Futbol Federasyonu görevlilerinin yerinde olmayı hiç istemezdim. Çünkü ne karar alırlarsa alsınlar diğer taraf eleştirecektir...

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=12386

Avrupa Ligine kaç takımımız gidecek?


UEFA Kupası yerine seneye başlayacak olan Avrupa Ligine gidecek takımlarımız yavaş yavaş belirlenecek ama Fortis Türkiye Kupasında Final oynayan Fenerbahçe kesin gidecek mi yoksa lig statüsüne mi bakılacak?




Fenerbahçenin, Beşiktaş ile final oynadığı için kupayı alsada almasada kesinlikle bu kupaya katılacağı açıklanıyor ama aslında bazı eksik açıklamalar yapılıyor.

UEFA'nın bu konuda kesin maddeleri var yani Türkiye Futbol Federasyonu'nun bu konu hakkında bir yaptırımı olamaz.
Beşiktaş, ligi ilk iki sırada tamamlarsa Fenerbahçe kesin olarak Avrupa Ligi'ne katılacak ama eğer Türkiye Kupasını kazanırsa bir tane ön eleme oynayacak. Eğer kupayı kazanamazsa o zaman Avrupa Ligi'nin ilk turundan itibaren mücadele edecek.

Beşiktaş eğer kupayı kazanır ve ligi ilk iki sırada tamamlayamaz ise o zaman Beşiktaş Kupa Galibi olarak Avrupa Ligi'ne gidecek bu durumda ligden de 2 takım Avrupa Ligi'ne katılacak.
Ama Beşiktaş hem kupayı kazanamaz hem de ligi ilk ikide bitiremez ise o zaman Fenerbahçe Kupa galibi olarak Avrupa Ligine gidecek bunun dışında ligden 2 takım Avrupa ligine gidecek.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=12380

Lig TV 31. Hafta tam 6 maçı CANLI yayınlayacak

Ligde son viraja girmek üzereyken hem ligin dibi hemde zirvesi kaynıyor. Bunun üzerine Lig TV de canlı yayın sayısını arttırdı.

Şansal Büyüka, Salı günleri yayınlanan Dobra Dobra programında bile kaç maçı canlı yayınlayacaklarını net olarak açıklayamıyorken ilerleyen haftalarda maçların önemine göre 8 maç bile canlı yayınlayacaklarını üstü kapalı olarak söylemişti.
Son dakika gelişmesi olarak yapılan açıklamada Turkcell Süper Lig de 31. hafta oynanacak tam 6 maç canlı yayınlanacağı duyuruldu.
Bunun yanı sıra maçların başlama saatinden 2 saat önce maç önü programı başlayacak ve stüdyoda Teknik Direktörler ile birlikte 8 stattan canlı yayın yapılacak.

İşte Canlı yayınlanacak maçlar:

GENÇLERBİRLİĞİ - HACETTEPE
SİVASSPOR - BÜYÜKŞEHİR BLD
ANKARASPOR - BEŞİKTAŞ
FENERBAHÇE - DENİZLİSPOR
GALATASARAY - ANKARAGÜCÜ
KOCAELİSPOR - TRABZONSPOR

Ayrıca 8 maçta Lig Radyo ve Alem FM'den canlı yayınlanacak.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=12374

05 05 2009

THE GREEN STREET HOLIGANS 2


THE GREEN STREET HOLIGANS 2
İlkinden bahsetmiştim (Tıkla)
Az evvel ikincisini bitirdim ve gerçekten çok güzel bir film.
İlk film büyük bir kavga ve sonrasında polis baskını ile bitmiş ve devamı niteliğinde ki bu filmde bu sefer hapishanede devam ediyor.
West Ham ve Milwall takım taraftarlarının tekrar bu sefer hapishane de bir araya gelmeleri sonucu ortaya çıkan olayları yansıtıyor film...
Bir iki sahnede ilk filmi ve ilk filmde ki olayları hatırlatacak bir kaç dialog var.
Filmi fazla anlatmak istemiyorum.
İlk filmde dostluk, kardeşlik ve arkadaşlığın ön planda olduğu bir filmdi.. Bu filmde de aynısı var..
Bazı forumlarda filmde tribün olmadığı söylenmiş ama artık seri diye bileceğimiz bu filmde zaten anlatılmak istenen tribün değil ki...
Holigan deyince akla tribün mü geliyor???
Özellikle ilk filmde Manchester United maçına giderken trenden erken inip sonra araba ile Manu lu taraftarları basmaları unutulmayacak efsane bir sahneydi bunun tribünle bir alakası yok ki...
Bu film de aynı şekilde...

En kısa sürede izlemenizi öneririm
5 üzerinden 4,5 veriyorum ben... Yarım puan kırdım çünkü bana kısa geldi... En azından 1 saat daha uzun olabilir di :) . . .

Altuğ AKTAŞ

01 05 2009

Liglerde ki statülere dikkat

Avrupa'da liglerin bitimine kısa bir süre kaldı.
Maçları izlerken, bahis yaparken statülere dikkat edin.

PREMIER LİG'DE STATUYE DİKKAT

Lig kupasını kazanan MAnchester United, Şampiyonlar Ligine gitmeyi garantilediğinden 6. sıradaki takım da Avrupa Ligine katılacak.
Manu gibi Şampiyonlar Ligine katılmayı garantileyen Chelsea ile Federasyon Kupası Finalinde karşılaşacak olan Everton ligi ilk 6 da bitirirse o zaman ligi 7. sırada bitirende Avrupa Ligine gidecek.

HOLLANDA'DA YENİ STATÜYE DİKKAT

Yeni statüye göre Heerenveen kupa finalinde Twente'ye yenilirse ve Twente ligi ilk 2'de bitirirse, Heerenveen play-offlara katılacak.
Böylelikle Play-off lar 5.6.7. ve 8. arasında oynanacak.
Ancak öncekilerden farklı olarak Play-off lardan 2 takım Avrupa Ligine gidecek.
Twente ligi ilk 2 de bitiremezse kupayı kim kazanırsa kazansın Heerenveen Avrupa ligine katılacak.
Play-offlar 6.7.8. ve 9. arasında oynanacak.
Heerenveen alehine gelişen bu statüye kulüpten itiraz geldi ama şuan bir değişiklik yapılmadı.

FRANSA'DA STATUYE DIKKAT

Fransa Lig Kupası Şampiyonu Bordeaux finalde 2. lig temsilcisi Vannes'i mağlup etti. Eğer Bordeau ligi 4. sıra ve üstünde bir sırada bitirirse kupadan kalan Avrupa Kupası bileti lige verilecek. Böylece ligin 5. takımı Avrupa Ligi 3. turdan katılma hakkı kazanacak.

http://forum.globaliddaa.com/

30 04 2009

Bir Spor Kulübü, taraftarlarını nasıl düzer?

Evet, bu yazımın konusu biraz cinsel içerikli gibi ama daha edebiyle yazabileceğim kelimeleri bulamadım..





Şampiyonluk yolunda Beşiktaş camiası tamamıyla bütünleşmiş durumda. Üstelik taraftarlarının bir çoğunun sevmediği Sayın Demirören ve ekibine rağmen…

Bu kulvarda baktığımızda iki takım var. Uzun süredir tepede olan bir Sivasspor ve rakiplerinin sayesinde diyebileceğimiz şekilde bir Beşiktaş.

Rakiplerinin sayesinde derken Beşiktaş’ın başarısını küçümsemiyorum ama rakamlar ortada;
Geçen sezon Fenerbahçe 66 puan ile liderken bu sezon 18 puan daha az alarak 48 puanla 5. sırada. Galatasaray ise 64 puan ile ikinci sırada yer alırken bu sezon 12 puan daha az alarak 52 puan ile 4. sırada. Trabzonspor, 41 puan ile 5. sırada yer alırken bu sezon 53 puan ile 3. sırada. Sivasspor ise 61 puan ile 3. sırada yer alırken şuan 60 puan ile lider.
Beşiktaş ise 61 puan ile 4. sırada yer alırken şuan 59 puan ile ikinci sırada.
Rakiplerinin başarısızlıklarından kastım budur.

Fenerbahçe ve Galatasaray geçen seneki puanlarına göre bu sezon 10 küsür daha az puan toplamışlardır. Şuan ki puan tablosunda ki Galatasaray ve Fenerbahçeye 10 puan daha eklediğimizde Beşiktaş 3. lüğe düşmektedir.

Bu sezon çok büyük bir şanstır.
Kim ne derse desin bu kadar az puan toplayan rakiplerinin karşısında Beşiktaş, bu sezon bu şansı iyi değerlendirmelidir.

Şampiyonluğun bir diper adayı Sivasspor cephesine baktığımızda müthiş bir istikrar gözükmektedir. Geçen sezon topladıkları puanın aynısını toplamış fakat onlarda rakiplerinin puan kayıplarını iyi değerlendirmiştir.

Türkiye Turkcell Süper Lig’de bulunan takımlar arasında sadece bir tek SEMT takımı vardır.
Avrupa’da bu semt takımı kavramı çok daha fazla oturmuştur. En önemli örneği de Borussia Dortmund’dur. Ülkemizde ise tam anlamıyla göründüğü kadarıyla bu semt takımı kimliği sadece Beşiktaş üzerinde gözükmektedir.

Bu kavramı neden yazdığımı hemen fark edeceksiniz.

Sivasspor, Şampiyonluk yolunda gitmektedir ve gerçekten taktiri hak etmektedir. Zaten şehre baktığımızda da önemli noktalar Kırmızı-Beyaz bayraklar ve balonlar ile süslenmiştir.
İşte hemen dönelim semt takımı olan Beşiktaş’a…
Beşiktaş, Şampiyonluk yolunda en büyük adaydır. Peki, Beşiktaş Semtinde bir hazırlık yada bir süsleme var mıdır?
Bunlar bir şey ifade etmeyebilir ama takımı havaya sokmak için yeterlidir. Özellikle Sivasspor için.
Beşiktaş, şampiyon olabileceğine inanıyorsa Fenerbahçe ve Galatasarayı da yeneceğine inanıyor demektir. O zaman taraftarında bunu göstermesi ve inanmışlığı göstermelidir. Sadece takımı stada maça giderken karşılamak ile olmuyordur diye düşünüyorum.

Şimdi şu +18 ve Cinsel içeriğine gelelim…

Sizce bir spor kulübü yönetimi taraftarlarını nasıl düzebilir?
Şampiyonluk yolunda desteğe ihtiyacı olduğu dönemde, çok önemli bir maça, Fenerbahçe karşısına çıkarken, Şampiyonluk yarışında ki rakibinden sonrada maçının başlamış olmasının bir avantaj olduğu dönemde satışa çıkardığı biletlerin fiyatları…

Bir kapalı tribün bileti 200 lira olabilir midir?
Normal maçlarda sadece 80 lira olan kapalı tribün biletinden bahsediyoruz.
Tabi aslında normal maçta 80, Trabzonspor maçında 100 lira olan bilet fiyatı Şampiyonluğa ramak kala neden 200 liradır?
Bu sizce fırsatçılık yada taraftarı düzmek değil midir?
İşte +18 ve cinsellik konumuzun burasındadır.
18 – 20 yaşlarında bir taraftar bu parayı verip maça gidemez ve parayı verende açıkçası benim gözümde düzülmüş konumuna gelir…

Acaba Galatasaray maçına 33. haftaya geldiğimizde de takımın desteğe ihtiyacı varken puan eşitliği var ise bilet fiyatları 400 lira mı olacaktır?

Fırsatçılık yapılmamalıdır.
Bilet fiyatlarında bir standart olmalıdır.
Beşiktaş, 20. hafta Trabzonspor ile maç yapacağı zaman, Trabzonspor’un 6 puan arkasından 4. sırada bulunmaktaydı.
Demek ki takım liderin arkasındayken büyük maç diye tabir edilen maçlar 100 lira.
Ama 11 puan önünde olduğu rakibiyle oynarken ve Şampiyonluğun ciddi adayı olurken bilet fiyatı 200 liradır…

Fırsatçılık yapılmamalıdır.
Taraftar ile oynanmamalıdır.

Zaten biletler her nedense satışa çıkar çıkmaz 15 dakikada bitmiştir. Daha sıranın 3. sırasında olan insanlar bilet alamamıştır. Bu biletlerin nereye gittiği zaten bilinmemektedir birde üstüne böyle bir rezalet ile karşılaşılmaktadır.

Darısı Galatasaray maçının başına…

Altuğ AKTAŞ

Avrupanın en değerli ligleri açıklandı Türkiye geriledi

Avrupanın en değerli ligleri açıklandı Türkiye geriledi
Türkiye Süper Ligi Avrupada En Değerli Ligler Sıralamasında Altıncılıktan Yedinci Sıraya İndi. Son Yıllarda Futbola Büyük Yatırım Yapan Rusya Sıralamada Türkiyenin Yerini Aldı.


Daha önce yazmış olduğum bir yazıda Rus Futbolu Avrupa'ya göz mü kırpıyor? demiştim. İşte bunun cevabını yavaş yavaş almaya başlıyoruz.
Türkiye Turkcell Süper Lig Avrupa'da en değerli ligler arasında 6. sıradayken şimdi 7. oldu.
Rusya 6. lığa oturdu.
Haziran 2007 rakamlarına göre Türkiye Süper Ligi'nde yer alan 18 ayrı takımın toplam değeri 692 milyon 745 Euro idi. Bu rakam Nisan 2009'da 666 milyon 800 bine düştü. Bu yaklaşık 26 milyon Euro'luk düşüş olmasaydı bile Rusya son yıllarda futbola yaptığı yatırımlar ile Türkiye'yi yine geçecekti. Çünkü Haziran 2007'de Rusya Ligi'nde yer alan 16 takımın toplam değeri 440 milyon Euro iken, bu sayı Nisan 2009'da 710 milyon Euro'ya yaklaştı. Böylece Rusya Avrupa'daki ligler sıralamasında Fransa'nın ardından altıncılığa yükseldi.

Avrupa'da her belirli aralıklarla yapılan değerlendirmelerde lig takımlarında yer alan futbolcuların performansları, yaşları, oynadıkları milli maçlar ve transfer olurken kazandıkları dikkate alınıyor. En değerli ligler sıralamasında 2007'den buyana ilk beş sıradaki yer değişmedi.

Buna göre Nisan 2009 rakamları dikkate alındığında 3 milyar 123 milyon Euro değeri ile İngiltere birinci, 2 milyar 536 milyon Euro değeri ile İspanya ikinci ve 2 milyar 284 milyon Euro değeri ile İtalya ilk üç sırada yer alıyor.

Liginde yer alan takımların değeri 1 milyar 516 milyon Euro olan Almanya Avrupa dördüncülüğündeki yerini korudu. Bu ülkeyi Fransa 1 milyar 325 milyon Euro değerle takip ediyor. Fransa'nın ardından Rusya altıncılığı yakaladı.

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=11710


28 Nisan 2009'un Spor Programlarının reytingleri

28.04.2009
Barcelona-Chelsea Star TV
Spor Sayfası-Show TV
ATV Spor Haberleri-ATV
Sporda Bugün-STV
Fox Beşbuçuk Spor-Fox TV

Sedat Balkanlıyı kaybettik


12 yıldır amansız bir hastalıkla boğuşan Galatasaray ve Fenerbahçenin eski futbolcusu Sedat Balkanlı vefat etti!..

Akşam saatlerinde durumu ağırlaşınca Amerikan Hastanesi'ne kaldırılan Balkanlı'nın yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı belirtildi.

Fenerbahçe'nin resmi internet sitesinden Sedat Balkanlı'nın vefatıyla ilgili olarak şu açıklama yapıldı!..

"Eski oyuncularımızdan Sedat Balkanlı'yı kaybettik.

Galatasaray, Fenerbahçe ve milli takım formalarını sırtında taşımıştı. Kameralar, gazeteciler peşindeydi. Yeşil sahalarda attığı gollerde taraftarlarına sevinç yaşatırdı. Gaziosmanpaşa'da başladığı futbol hayatını Bursaspor'da sürdürmüş, Galatasaray'da yıllarca top koşturmuş, son kulübü ise taraftarı olduğu Fenerbahçe olmuştu. Ancak bundan 12 yıl önce yeşil sahaların centilmen oyuncusu Sedat Balkanlı, sağlık problemleri yaşamaya başladı. Amerika'da yapılan araştırmalar sonucunda Balkanlı'nın milyonda bir görülen ALS hastalığına yakalandığı ortaya çıktı. Sedat'ın ardından bu hastalık ülkemizde daha çok bilinir oldu. İlerleyici bir sinir sistemi hastalığı olan ALS, Sedat'ın tüm yaşamını alt üst etti.

Doktorlar Sedat Balkanlı'nın, tedavi imkanı olmayan bu hastalığa ancak iki yıl dayanabileceğini söylenmişti. Önce konuşması, sonra yürümesi, ardından da gözleri hariç tüm organları çalışmaz oldu. Suni solunum cihazına bağlıydı ve hareket edemiyordu. Eşi Şükran ile alfabe yardımı ile iletişim kurabiliyordu. Sedat doktorlara inat tam 12 yıldır ALS ile savaşını sürdürüyordu. Evinde televizyonun karşısında tek çalışan organı olan gözlerini ekrandan ayırmıyor. Dünyaya bu ekran sayesinde bağlanıyordu.

Bir süre önce Başkanımız Aziz Yıldırım ile Federasyon başkanı Mahmut Özgener Gaziosmanpaşa'daki evinde Sedat Balkanlı'yı ziyaret etmiş üzerinde ismi yazılı Fenerbahçe formasıyla, Milli formayı kendisine verip ona moral vermişlerdi. Akşam saatlerinde durumu ağırlaşınca Amerikan Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sedat Balkanlı'ya tanrıdan rahmet, kederli ailesi ve spor camiasına başsağlığı diliyoruz."

29 04 2009

Futbolistan.net

Yazmış olduğum köşe yazılarım; İlk günden beri Serencebey Gazetesi ve www.serencebey.com.tr internet adresinde, www.hursertekinoktay.com , www.GlobalSpor.com ve blog adreslerinde yayınlanmaktaydı.
Fakat bundan sonra yazılarıma bu adreslerin ve gazetenin dışında www.Futbolistan.net adresinden de ulaşabilirsiniz.

Saygılarımla
Altuğ AKTAŞ

27 04 2009

Utanıyorum...-2-

Evet evet bu sefer gerçekten utanıyorum.. 13 Nisan da Utanıyorum başlığı ile bir yazı yazmıştım. Maalesef bu yazıma da aynı başlığı koyacağım..

Evet evet bu sefer gerçekten utanıyorum…
12 Nisan Pazar akşamı Türk Futbol tarihine kara bir leke gibi yapışacak bir maç oynanmıştı.
Galatasaray ile Fenerbahçe arasında.
Bu maç hakkında ki görüşlerimi 13 Nisan da “Utanıyorum” başlığı ile yazmıştım.
Maalesef bu yazıma da aynı başlığı koyacağım…

UTANIYORUM – 2 –

Evet gerçekten utanıyorum…
Türk futbolunun gelmiş olduğu noktadan utanıyorum…
12 Nisan akşamı Galatasaray ve Fenerbahçeli futbolcular birbiriyle tekme tokat yumruklaşıyor, Galatasaray Spor Kulübünün başkanı Sayın Adnan Polat çıkıp başta Federasyon başkanımız Sayın Mahmut Özgener’i küçük düşürücü harekette bulunuyor ve sözlü açıklamalar yapıyordu…
Bunun sonucu Türkiye Futbol Federasyonu bir çok ismi PFDK’ya sevk etmişti. PFDK’dan başta Adnan Polat olmak üzere olaylara karışan isimlere cezalar yağdırmıştı.
Buraya kadar her şey normaldi.
Asıl utanılacak nokta 26 Nisan akşamı yaşandı…
Tribünler bomboş, maç izlemek isteyen taraftarlar çevredeki binaların çatısına çıkmışlardı.
Peki suçlu bu taraftar mıydı?
Yoksa birbiriyle yumruklaşan futbolcular mı?
Yoksa maç sonunda düzeysiz açıklamalar yapan Sayın Adnan Polat mı?

Kameralar Tribünleri gösteriyordu
Oda ne….?
Sayın Adnan Polat ve Sayın Arda Turan tribünde yerlerini almışlardı…
45 gün hak mahrumiyeti alan Adnan Polat nasıl tribünde yer almaktaydı?
Protokolde yer almadığı için extra ceza almayacağı açıklandı. Peki sorarım sizlere hak mahrumiyeti alan bir kişi SEYİRCİYE KAPALI bir maçı nasıl başka tribünden izleyebiliyor????
O zaman biz taraftarların ne günahı var?
O zaman bende o tribünde maçı izleseydim…
Peki ya Arda Turan…
Sen değil misin o statta rakiplerine yumruk atan, maç sonrası Liseli çocuklar gibi “gel dışarıda kavga edelim” tarzı açıklamalarda bulunan ve o tribünlerin boş olmasını sağlayan?
Hatta bir önceki Belediye maçında güvenlik görevlileriyle kavga eden sen değil misin?
Nasıl oluyor da taraftarların olmadığı bir maçta sizler maçı tribünlerden izleyebiliyorsunuz???
Öncelikle hangi yüzle???

Utanıyorum dedim ya
İşte bizim cezai yaptırımları adam akıllı uygulayamayan görevlilerimizden Utanıyorum…

Sayın Adnan Polat’a ve Sayın Arda Turan’a “siz cezalısınız, stada giriş yapamazsınız” diye uyarmayanlardan utanıyorum….

Takımına ceza aldıran ve üstüne güvenlik güçleriyle tartıştığı için extradan da ceza alan Arda Turan utanmadığı için onların adına ben utanıyorum…

Ayıptır…Yazıktır…Günahtır…

Cebinde ki son parasıyla yemek yemek yerine maç bileti alıp tribüne giden taraftara ayıptır, yazıktır, günahtır…

Hangi yüzle, senin yüzünden taraftarın olmadığı bir maçta tribünde bulunuyorsun derler adama… tabi diyecek birini ve utanmadan konuşabilecek birini bulursak….

Ben utanıyorum… Onlar utanmasın…

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=11362







Resimler Ajansspor.com dan alıntıdır.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=11362

Şeref Bey Ödülleri, sahiplerini buluyor



Serencebey Gazetesi tarafından düzenlenen ve bu yıl 3.sü verilecek olan Şeref Bey Ödüllerinin sahipleri belirlendi. 18 Nisan Cumartesi günü Microsoft Türkiye Ofisinde toplanan Şeref Bey Ödül Jürisi, Beşiktaşa katkı sağlayan dernekleri belirledi. Sonuçlar 02 Mayıs Cumartesi günü saat 15.00te Swissotel İstanbulda yapılacak Şeref Bey Ödül Töreninde açıklanacak.




Aktif Beşiktaşlılar Oluşumu tarafından yayınlanan Serencebey Gazetesi, başta Beşiktaş Jimnastik Kulübü olmak üzere Türk sporuna katma değer sağlayan isimlere ve kurumlara hem hizmetlerinden dolayı, hem de teşvik amacıyla düzenlediği "Şeref Bey Ödülleri'nin üçüncüsünde, "Beşiktaş'a Katkı Sağlayan Dernek"leri ödüllendiriyor. Serencebey Gazetesi, Hollanda'dan Bandırma'ya, Hatay'dan Mardin'e kadar; Beşiktaş için kurulmuş 116 derneğe çağrı yaptı.

3. Şeref Bey Ödülleri'ni belirleyecek jüri üyeleri ilk önce 17 Mart saat 19.03'te, Etiler Set Kebap'ta düzenlenen tanışma yemeğinde bir araya geldiler. Daha sonra nihai kararı vermek için 18 Nisan Cumartesi günü Microsoft Türkiye Ofisi'nde toplanan Şeref Bey Ödül Jürisi, Beşiktaş derneklerinin, kuruldukları günden bugüne kadar BJK'ye yaptıkları katkıları değerlendirdi. Ödüle aday olan 22 derneğin sunumlarını tek tek inceleyen Jüri heyeti, ilk 10'u belirledikten sonra gizli oylama yaptı ve sonuçlar Jüri Başkanı Prof. Dr. Mesut Parlak'ta toplandı. "Beşiktaş'a Katkı Sağlayan Dernekler" 02 Mayıs Cumartesi günü saat 15.00'te Swissotel İstanbul'da düzenlenecek Şeref Bey Ödül Töreni'nde açıklanacak. "Beşiktaş'a Katkı Sağlayan Dernek" ödüllerinin yanı sıra, yine Jüri heyeti tarafından belirlenen Şeref Bey "Özel" Ödülü ve Şeref Bey "Onur" Ödülü de sahiplerine takdim edilecek.

Adını Beşiktaş Futbol Şubesi kurucularından Ahmet Şerafettin Bey'den alan "3. Şeref Bey Ödülleri"nin sahiplerini, başkanlığını İstanbul Üniversitesi eski rektörü Mesut Parlak'ın yaptığı bir jüri saptadı. TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Garanti Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Sezgin, Milliyet Gazetesi Spor Yazarı Attila Gökçe, BDDK Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Al, BJK Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yücel, Altın Borsası Başkan Yardımcısı Oğuzhan Aloğlu, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan gibi isimlerden oluşan jüri tarafından saptanan ödüller, 02 Mayıs Cumartesi günü Swissotel İstanbul'da düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=11356

Hidoooooo


Hidayet Türkoğluuuuuuu

HT İddaa - Altuğ Aktaş Kazandırmaya devam ediyor.


Haber Türk HT İddaa okuyan, Globaliddaa.com takip eden kazanıyor

24 Nisan 2009 Cuma günü çıkan Haber Türk HT İddaa ekinde ve 25 Nisan 2009 Cumartesi günü çıkan Haber Türk HT Spor ekinde Altuğ Aktaş hazırladığı 2 kupon ile takip eden okuyucularına kazandırdı.
İşte o kuponlar;
24 Nisan - Altuğ Aktaş İdeal
224 Manchester Utd-Tottenham Üst 1.70
158 Stutgart-Eintracht Frankfurt 1 1.20
239 Fiorentina-Roma üst 1.70
422 Atletico Madrid-Gijon Üst 1.40
Oran: 4.85

25 Nisan - Altuğ Aktaş İdeal
155 Dortmund-Hamburg 1 2.00

163 Hull-Liverpool üst 1.65

236 Almeira-Numancia 1 1.55
Oran: 5.11

21 04 2009

Kupa geliyor


20 Mayıs 2009 tarihinde Şükrü Saraçoğlu Stadında oynanacak olan UEFA Kupası Finali için, UEFA Kupası 23 Nisan'da Türkiye'ye geliyor.

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı‘nda 20 Mayıs’ta oynanacak final karşılaşmasıyla yeni sahibine kavuşacak UEFA Kupası, 23 Nisan’da İstanbul‘a geliyor.
UEFA Başkanı Michel Platini
‘nin de katılacağı törende, geçen yıl bu kupayı kazanan Zenit takımı yetkilileri kupayı UEFA Başkanı‘na teslim edecek. UEFA Başkanı ise kupayı final maçına kadar şehirde sergilenmek üzere İstanbul Büyükşehir Başkanı Kadir Topbaş‘a verecek. Kupa finale kadar olan sürede İstanbul’da belirlenen noktalarda halkın ziyaretine açılacak.
Esma Sultan Yalısı
‘nda saat 14.00′te başlayacak tören öncesi UEFA Kupası özel üretilmiş bir araç üzerinde şehirde dolaştırılacak. 2 saatlik bu turun ardından Dolmabahçe Sarayı önünde konvoya, Zenit kulübünden futbolcu ile yöneticiler de katılacak.
Kupa Teslim Töreni finalin yayıncı kuruluşu Show TV tarafından çekilecek ve üretilen sinyal yayınlamak isteyen kuruluşlarla paylaşılacak. İsteyen kuruluşlar için Show TV üzerinden canlı röportaj imkânı da sağlanabilecek.

Vatan gazetesi Fanatiğin taşınmasına neden oldu

Vatan gazetesi taşınıyor...
Kendi binasından ayrılıp Doğan Medya Center'ın 4. katına taşınıyor...
Bu katta bulunan Fanatik gazeteside 2. kata Milliyet'in yanına taşınıyor...
Bu durumdan herkes şikayetçi olacaktır tabi ki...

Tek başına bir katta bulunan Milliyet Gazetesi, artık yerini Fanatik gazetesi ile paylaşacak ve tek bir binada bulunan Vatan gazeteside bundan sonra sadece 1 kata sığmaya çalışacak.

Herkesin şikayetçi olacağı bu operasyon nasıl sonuçlanır merak ediyorum...

Haber kaynağı: ataryemez

Kaynak: Posta

16 04 2009

Turkcell Süper Lig 28. hafta cezalı listesi

Turkcell Süper Lig 28. hafta cezalı listesi Türkcell Süper Lig de 17-18-19 Nisanda oynanacak olan maçların cezalı listesini hazırladık.
KIRMIZI KARTLAR
Meye (Ankara)
Ali Zitouni (Antalya)
Semih Şentürk, Lugano (F.Bahçe)
Arda Turan, Emre Aşık (G.Saray)
Selçuk Şahin (Hacettepe)

SARI KART CEZALILARI
Sercan Yıldırım (Bursa)
Koray Avcı (G.Birliği)

NOT: Galatasaray-Fenerbahçe maçı sonrasında PFDK'ya sevk edilen 6 oyuncunun durumu daha netleşmemiştir.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=10244

Dinamo Kiev PSG maçının muhtemel kadroları


Dinamo Kiev PSG maçının muhtemel kadroları 16 Nisan 2009 Perşembe akşamı oynanacak ve ilk maçı 0-0 biten maçın rövanşına takımların bu 11ler ile çıkmasını bekliyoruz.



http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=10246

Marsilya Schaktar Donetsk maçının muhtemel kadroları



Marsilya Schaktar Donetsk maçının muhtemel kadroları




16 Nisan 2009 Perşembe akşamı oynanacak ve ilk maçı 2-0 Schaktar Donetsk galibiyetiyle biten maçın rövanşına takımların bu 11ler ile çıkmasını bekliyoruz.





Udinese Werder Bremen maçının muhtemel kadroları


16 Nisan 2009 Perşembe akşamı oynanacak ve ilk maçı 3-1 Werder Bremenin galibiyetiyle biten maçın rövanşına takımların bu 11ler ile çıkmasını bekliyoruz.





Manchester City Hamburg maçının muhtemel kadroları

16 Nisan 2009 Perşembe akşamı oynanacak ve ilk maçı 3-1 Hamburg gailibiyetiyle biten maçın rövanşına takımların bu 11ler ile çıkmasını bekliyoruz.






http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=10249

1989-2009 Baba Hakkı - Hakkı Yetenin ölümünün 20.yılı


Beşiktaş a yaptığı hizmetlere her zaman minnettar olduğu Baba Hakkı Yeten in anma töreni 16 Nisan Perşembe günü saat 11.00 de, Zincirlikuyu mezarlığındaki kabri başında yapılacaktır.







HAKKI YETEN (BABA HAKKI) KİMDİR?

Beşiktaş’ın sembolü Baba Hakkı, 1910 yılında Vodina’da doğdu. Henüz 1 yaşındayken ailesi İstanbul’a yerleşti. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, 1914’te Çanakkale’de şehit düştü.

5 kardeşiyle birlikte yaşam savaşı veren Hakkı Yeten askeri okula yazıldı. Bu dönemde Beşiktaş Muradiye semtinde futbola başladı. Maltepe, Halıcıoğlu ve Kuleli askeri takımlarında oynadı. Beşiktaş Futbol Şubesi’nin kurucusu Şeref Bey tarafından Siyah-Beyazlı renklere kazandırıldı. Bu arada askerlik mesleğini bırakarak avukat oldu.

17 yıl Beşiktaş forvetinde özellikle sağ iç olarak yer aldı. Otoriter ve teknik oyunculuğuyla kısa sürede kaptan oldu. Özellikle disipline verdiği önem nedeniyle kısa süre içinde “Baba” lakabını aldı. Saha dışında da tam bir beyefendi olan Hakkı Yeten, güçlü yapısıyla rakip oyuncularla ikili mücadelelerde kollarını açar ve karşı takım oyuncusu önüne geçemezdi.

1945’te futbolu bırakana kadar, 1 Türkiye Birinciliği, 2 Milli Küme, 1 Başbakanlık Kupası, 7 İstanbul Ligi, 1 İstanbul Şildi, 2 İstanbul Kupası şampiyonluğu yaşadı. 17 yıl formasını giydiği Beşiktaş’ta 439 maçta 382 gol kaydederek inanılması güç bir sayıya erişti. Derbilere de damgasını vuran Baba Hakkı, hem Galatasaray hem de Fenerbahçe’ye 30’ar gol atarak tarihe geçti.

İkinci Dünya Savaşı nedeniyle A Milli Takım çok az sayıda maç yaptığından Hakkı Yeten de yalnızca 3 kez ay-yıldızlı formayı giyebildi. 27 Eylül 1931’de Bulgaristan’a 5-1 yenildiğimiz maçta tek golümüzü Baba Hakkı atmıştı.

Futbolu bıraktıktan sonra Futbol Federasyonu’nda Asbaşkanlık yaptı. Beşiktaş’ta 3 dönem başkanlık yaptı. Daha sonra yönetimi kurulu tarafından şeref başkanı seçildi. Hakkı Yeten, 16 Nisan 1989 tarihinde yaşama veda etti.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=10235

15 Nisan 1989 Hillsborough faciası

15 Nisan 1989 Hillsbrough faciası








15 Nisan 1989... Liverpool ile Nottingham Forest arasında FA Cup yarı final maçı oynanacak...
Yer Sheffield-Hillsborough stadı...
Stat tıklım tıklım dolu...



Stadın dışında neredeyse bir tribün dolusu taraftar dışarıda...
Aslında bunun nedenide o yılların efsane takımı Liverpool taraftarlarına 14.600 bilet, Nottingham taraftarlarına ise 21.000 bilet ayrılmasıydı...
Bütün gün basın organlarından biletsiz taraftarların stada gelmemesi için uyarılar yapılıyordu.
Ve maçın başlamasına son 30 dakika kalmıştı... Biletsiz taraftarlar stada akın etmiş, tribünün kapısında içeriye girmeyi bekliyor, kapılara, tellere tırmanıyorlardı...
Maça 10 dakika kaldığında içeri girmek için baskı artmış ve şarkılar söylenmeye başlamıştı...
Yetkililer dışarıda kalan Liverpool taraftarlarına hoş gözükmek için kapıları açıyor ve işte olan o zaman oluyor...

Maç başlamış ve dakikalar 6'yı gösteriyordu...
Hakem bir anda ne olduğunu anlayamadı ve kale arkasındaki tribünün tellerine doğru yürümeye başladı...
O anda herşey koptu ve artık tellere tırmanan taraftarlar bile saha içine düşmeye başlamıştı.
Maç 6. dakikada durmuştu...







Bir çok taraftarın bir anda tribüne girmesi sonrası içeride bulunan bir çok kişinin izdiham sonrası yaralanmasına ve hatta ölmesine neden oluyorlardı...
Bilanço 96 ölü 766 yaralıydı...





Ertesi gün çıkan The Sun gazetesinde ise olaylar daha bir dramatize edilmişti...
Ölen insanların cüzdanlarının çalındığı, polisin tribüne girmesine ve yardım etmesine bazı sarhoş Liverpool taraftarlarının engel olduğu yazılmıştı...
The Sun çok büyük bir gazeteydi o zamanlarda da...
Liverpool'da 200 bin tiraja sahip olan gazete artık Liverpool'da sadece 10 bin adet satılıyordu...
Habere duyulan öfke ve insanların tepkileri açık açık görülüyordu...


Liverpool taraftarları bu faciayı asla unutmadı...
Üstelik ölen 96 taraftarın içinde en dokunaklısıda en küçük yaştaki taraftardı...
10 yaşındaki Jon-Paul Gilhooley de bu faciada vefat etmişti ve o şuan Liverpool takımının kaptanı Gerard'ın kuzeniydi...

Liverpool, bu faciadan sonra ki sene ligde Şampiyon olmuş fakat o gün bugündür ligde Şampiyon olamıyor.

Aslında bu facia bir milat oldu İngiliz futbolu için ve o günden sonra statlarda ki tel örgüler kalktı, statlara ayakta taraftar alınmamaya başlandı. Yetkililerin neden o facia sırasında statın sahaya açılan kapılarını açmadıkları ve o insanların hayatlarını kurtarmadıkları hala kocaman bir soru işareti...

Başka bir küçük ayrıntı ise faciada ölenlerin anısına Hillsborough'da ki stadın kapısında "You'll Never Walk Alone" (Asla Yalnız Yürümeyeceksiniz) yazıyor...

Tarih 15 Nisan 1989... Milan ve Real Madrid Şampiyon Kulüpler kupasında yarı final mücadelesi verecekler... Hakem maçı 6. dakikada durdurup saygı duruşu yapacağını bildirmişti... Ve Futbol kardeşliği, Tribün kardeşliği orada ortaya çıkmıştı... Saygı duruşunun bitmesini beklemeyen Milan taraftarları hep bir ağızdan "You'll Never Walk Alone" (Asla Yalnız Yürümeyeceksiniz) diye bağırmaya ve marşın tamamını hep bir ağızdan söylemeye başlamış statta göz yaşı sel olup akmaya başlamıştı...

Ve o 96 taraftar ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKLER...









http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=10232

13 04 2009

Utanıyorum...

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=9999


Utanıyorum…

Evet utanıyorum…
Tabi ki kendimden değil…
12 Nisan Pazar akşamı oynanan bir maçın benim ülkemde oynanmasından ve bizlerin yıldız diye tabir ettiğimiz insanların affedersiniz ama kahve ağzı ile beyanatlar vermesinden utanıyorum…
Evet utanıyorum… ama kendimden değil…
İspanya’da bir televizyon kanalı (Canal+) yabancı bir maçı canlı yayınlanıyor ve o maçı yöneten hakem bitiş düdüğünü çalmadan bu televizyon kanalının spikeri yayını kesip “artık sonuç değişmeyecek” diyip yayını kesiyor ve devamını yayınlamıyor…
Neden mi? Çünkü sahada “KAN” akıyor…
İspanya’da maçı canlı yayınlayan televizyon kanalı bir anda kavga çıkınca yayını kesip, “biz futbol izlettirmek isterdik ve şuan sahada futbol yok. Zaten maç bitti. Hakem muhtemelen oyunu başlattığı gibi bitirecek ve sonuç değişmeyecektir bu nedenle biz futbol yayınlamak istediğimizden sizlere bu görüntüleri izlettirmemek için yayını kesiyoruz” diyip yayını kesiyor.
İşte bu maç benim ülkemde ve benim futbolcularımla oynandığı için utanıyorum…

Bir tribünün üst katında kendilerine ayrılan yerden ayrılıp alt kattaki tribünün çatısına insanlar çıkıyor ve alt kattaki tribünde bulunanlarda açık bir tarafa kaçmıyor… “Çatı yıkılacak lütfen çıkmayın çatıya” diye anons yapılıyor ama (doğrumu bilmiyorum sadece 1-2 dostumdan gelen bilgi) numaralı tribünde bu anonsçulara yakın olan taraftarlar bu sefer “neden anons yapıyorsun bırak tepki göstersinler” diye bağırıyor.
Peki ya çatı yıkılsaydı o küfür edenler ne yapacaktı?

Evet utanıyorum…
Dünyanın sayılı derbisi diye tanıtılan bir derbinin oynandığı statta, Federasyon Başkanı olmadığı için… Maç sonunda toplum içinde bir sınıfı olduğu (!) düşünülen ve insanlara örnek olması gereken bir Başkan’ın Futbol Federasyonu Başkanı için küçük düşürücü sözler sarf ettiği için utanıyorum…
Liverpool, önce Real Madrid’e ve 4 gün sonra Manchester United’a Old Trafford da 4 atıyor ama hiçbir yönetici ne bu tarz bir açıklamada bulunuyor ne de taraftarlar sahaya atlıyor…
Fenerbahçe, Galatasaray arasında oynanan bir maç acaba Manchester’ın Liverpool’dan 4 yemesinden daha mı önemliydi? Yada B.Münih’in Barcelona’ya ezilerek 4 gol yemesi ve sonra evine dönmesinden daha mı önemliydi???

Evet utanıyorum…
Ama Milli takımda aynı odada yatan, hafta arasında Play Station partileri veren futbolcuların birbirlerine sahanın içinde yumruk atmasından utanmıyorum. Sahada olan sahada kalır mantığını unutup duşunu alıp, soyunma odasından çıkıp mikrofonların karşısına geçip bu sefer sözleriyle hala kendine hakim olamayan futbolcuları bundan 8 ay önce alkışladığım için utanıyorum…

Ben utanıyorum… Ya onlar???

Altuğ AKTAŞ
GlobalSpor.com

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=9999

HT İddaa - Altuğ Aktaş Kazandırmaya devam ediyor.

Haber Türk HT İddaa okuyan, Globaliddaa.com takip eden kazanıyor

10 Nisan 2009 Cuma günü çıkan Haber Türk HT İddaa ekinde Altuğ Aktaş hazırladığı 2 kupon ile takip eden okuyucularına kazandırdı.
İşte o kuponlar;
10 Nisan - ALTUĞ AKTAŞ SİSTEM 2-3-4
Kocaelispor-Beşiktaş ½ 22.00 +
Chievo-Milan 0/2 4.00 +
M’boro-Hull City 0/1 4.00 -
M’Gladbach-Wolfsburg ½ 25.00 -
Maliyet 11 TL
Kazanç 88 TL
Oran: 8.00

10 Nisan - Altuğ Aktaş TSL Kuponu
Kocaelispor-Beşiktaş 2 1.40
Hacettepe-Trabzonspor Üst 1.50
Kayserispor-Denizlispor 1 1.75
Oran: 3.67

12 04 2009

HT İddaa - Altuğ Aktaş Kazandırmaya devam ediyor.

Haber Türk HT İddaa okuyan, Globaliddaa.com takip eden kazanıyor


Globaliddaa.com editörü ve Haber Türk HT İddaa yazarı Altuğ Aktaş, Nisan 2009'da kuponları seriye bağladı.
3 Nisan 2009 Cuma ve 7 Nisan 2009 Salı günü çıkan Haber Türk HT İddaa ekinde tutturduğu kuponlardan sonra 10 Nisan 2009 günü çıkan ekte ki kuponuylada takip eden okuyucularına kazandırdı.
İşte o kuponlar;

10 Nisan - ALTUĞ AKTAŞ SİSTEM 2-3-4
Kocaelispor-Beşiktaş ½ 22.00 +
Chievo-Milan 0/2 4.00 +
M’boro-Hull City 0/1 4.00 -
M’Gladbach-Wolfsburg ½ 25.00 -
Maliyet 11 TL
Kazanç 88 TL
Oran 8

------------------------------------------------------------

3 Nisan - Altuğ Aktaş Fransa 1 Kuponu
233 Bordeaux-Nancy 1 1.30
235 Le Mans-Lyon 2 1.65
238 Valenciennes-Auxerre Alt 1.40
365 PSG-Nice 1 1.45
Oran: 4.35

7 Nisan - Altuğ Aktaş Şampiyonlar Ligi
516 Villarreal-Arsenal 0 veya 2 1.26
541 Barcelona-B.Münih 1 1.25
542 Liverpool-Chelsea üst 2.30
Toplam Oran: 3.62

09 04 2009

HT İddaa - Altuğ Aktaş Kazandırmaya devam ediyor.




Haber Türk HT İddaa okuyan, Globaliddaa.com takip eden kazanıyor


7 Nisan 2009 Salı günü çıkan Haber Türk HT İddaa ekinde Altuğ Aktaş'ın hazırlamış olduğu kuponlardan Şampiyonlar Ligi kuponu takip eden okuyucularına kazandırdı.
İşte o kupon;

Altuğ Aktaş Şampiyonlar Ligi
516 Villarreal-Arsenal 0 veya 2 1.26
541 Barcelona-B.Münih 1 1.25
542 Liverpool-Chelsea üst 2.30
Toplam Oran: 3.62

06 04 2009

Batuhan Karadeniz ES-ES de kadro dışı kaldı.

http://atgatg.blogspot.com/2009/02/besiktas-ve-genc-yetenekler-serencebey.html
Daha önceden yazdım demeyi, söyledim demeyi sevmem ama bunların hepsini çok daha önceden yazmıştım ve bunları görmemek aslında KÖR olmak demekti...

Milli takım kampındayken odasını terkedip sabahlara kadar otel'in discosunda eğlendiğini yazdım, başka takımların menajerleri ile dialoglar içinde olduğunu yazdım.
Daha ne yapmalıydım bağırmalımıydım?

Bu çocukta yetenek var dedik ama bu yetenek top top duran bir hamur gibi dedik.
17 yaşında bir çocuk dedik...
Sigara içiyor dedik... İnanan olmadı...
Discoları seviyor dedik... İnanan olmadı...

Peki şimdi ne oldu?
Batuhan Karadeniz, Fenerbahçe maçı öncesinde disco'da sabahladığı için süresiz KADRO DIŞI KALDI...
Ne için kadro dışı kaldı?
Disco'da sabahladığı için...

Ama hani bu çocuk milli takım kampındayken odasını terkedip discoya gitmezdi?
Hani bu çocuğun kötü alışkanlıkları yoktu?

Sakalda bıraktım ama hala dikkatlice yazılarımızı okuyan yok...

Batuhan, çok yetenekli bir çocuk ama dediğim gibi top top duran bir hamur gibi...
Bu hamuru alıp yoğurup kalıba koymamız lazım...
Bizlerin şekillendirmesi lazım...

Yoksa bir yıldız daha gökyüzünde yerini alamadan kayar gider...

Altuğ AKTAŞ

Yakıyorlarsa Aşk'larından Beşiktaş'ı yaktılar



Cumartesi günü Şampiyonluk yolunda takımını desteklemek isteyen binlerce Beşiktaş taraftarı onlarca gün öncesinden birbirleriyle haberleşip, forumlarda organizasyon yaparak o güne hazırlandılar.
Öyle bir organizasyondu ki bu Cuma günü İstanbul'un bilindik meşale satıcılarının hiçbirinin elinde meşale kalmamıştı...

Saat 20:00 de oynanacak olan maç öncesinde saatler 17:30 u gösterdiğinde herkes mekanlardan sokağa taştı, kaldırımlar, tretuvarlar, hatta otobüs duraklarının tepeleri, ağaçlar her yer yavaş yavaş taraftar kaynıyordu.

Kalabalık bir grup taraftar Barbaros bulvarının girişine gitti takımı beklemeye ve oradan başladı taraftarlar yolun iki kenarına dizilmeye...



Yaşamak, görmek, sevmek gerekirdi bu duyguları olumlu yaşayabilmek için...



Binlerce taraftarın yaktıkları meşaleden takım otobüsü Barbaros bulvarında 1 saatten fazla kalmak zorunda kaldı.



Ve asıl önemlisi Beşiktaş'ı yaktılar...
Semt'i yaktılar




Takım Kazan'ı da geçip stada doğru ilerlemeye başladı, devamında bütün taraftarlar yola inmiş ve stada doğru takımın peşinden yürüyordu...Takım stada 19:25 de vardı...

İşte o anda olan oldu...
Takımın stada varmasıyla polis bir anda taraftarlara saldırmaya başladı.
Evet saldırmaya başladı...
Çünkü polis müdahele etmese o taraftarların hepsi stada girecekti...
Önce tazzikli su arkasından biber gazları...







Polis'in anlam verilemeyecek şekilde bir kaba kuvveti vardı...



Ama olsun...

Beşiktaş'lı yapacağını yaptı, takımını Dünya'da eşi benzeri olmayan bir show ile karşıladı... Her güzel şeyin acı yanıda olduğu bu showda da görüldü...

Ama Polisde farkındaydı yanlış yaptığının çünkü devre arasında yapılması planlanan Polis Haftası kutlamalarını hemen iptal etti çünkü taraftarın protestosu vardı...

BEŞİKTAŞ TARAFTARI BURSASPOR MAÇINDAN ÖNCEDE YÜRÜYECEK...

Ama bu sefer sadece omuz omuza yürüyecek...

HT İddaa - Altuğ Aktaş Kazandırmaya devam ediyor.


Haber Türk HT İddaa okuyan, Globaliddaa.com takip eden kazanıyor
3 Nisan 2009 Cuma günü çıkan Haber Türk HT İddaa ekinde Altuğ Aktaş'ın hazırlamış olduğu kuponlardan Fransa Ligi kuponu takip eden okuyucularına kazandırdı.
İşte o kupon;

Altuğ Aktaş Fransa 1 Kuponu
233 Bordeaux-Nancy 1 1.30
235 Le Mans-Lyon 2 1.65
238 Valenciennes-Auxerre Alt 1.40
365 PSG-Nice 1 1.45
Oran: 4.35

03 04 2009

MOTO GP Başlıyor

Katardaki Losail Pistinde start alacak, İspanyadaki Ricardo Tormoda finiş görecek olan MotoGP 2009 Sezonunda heyecanın başlamasına sayılı günler kala işte 17 ayaktan oluşan yarış takvimi, gridde yer alacak takımlar ve pilotları!..

Katar'daki Losail Pisti'nde start alacak, İspanya'daki Ricardo Tormo'da finiş görecek olan MotoGP 2009 Sezonu'nda heyecanın başlamasına sayılı günler kaldı.

11 takım ve 18 pilotun mücadele edeceği 17 yarışlık 2009 Sezonu 12 Nisan'da Doha'da start alacak, finişiyse 8 Kasım'da Valencia'da görecek.

İŞTE 2009 TAKVİMİ
12.04.2009: Katar, Doha/Losail
26.04.2009: Japonya, Motegi
03.05.2009: İspanya, Jerez de la Frontera
17.05.2009: Fransa, Le Mans
31.05.2009: İtalya, Mugello
14.06.2009: İspanya, Katalunya/Montmelo
27.06.2009: Hollanda, Assen
05.07.2009: ABD, Laguna Seca
19.07.2009: Almanya, Sachsenring
26.07.2009: İngiltere, Donington Park
16.08.2009: Çek Cumhuriyeti, Brno
30.08.2009: ABD, Indianapolis
06.09.2009: San Marino, Misano
04.10.2009: Portekiz, Estoril
18.10.2009: Australya, Phillip Island
25.10.2009: Malezya, Sepang
08.11.2009: İspanya, Valencia/Ricardo Tormo

İŞTE TAKIMLAR VE PİLOTLARI


Repsol Honda: Dani Pedrosa - Andrea Dovizioso
Monster Yamaha Tech 3: Colin Edwards - James Toseland

Rizla Suzuki MotoGP: Chris Vermeulen - Loris Capirossi


LCR Honda MotoGP: Randy De Puniet

San Carlo Honda Gresini: Alex De Angelis - Toni Elias

Ducati Marlboro: Casey Stoner - Nicky Hayden

Hayate Racing: Marco Melandri

Pramac Racing: Mika Kallio - Niccolo Canepa


Fiat Yamaha: Valentino Rossi - Jorge Lorenzo

Grupo Francisco Hernando: Sete Gibernau

Scot Racing MotoGP: Yuki Takahashi



İŞTE 125cc. KATEGORİSİ
Loncin Racing: Alexis Masbou - Tomoyoshi Koyama
Derbi Racing Team: Joan Olive - Efren Vazquez - Pol Espargaro
Ongetta Team I.S.P.A.: Lorenzo Zanetti - Andrea Iannone - Takaaki Nakagami - Jonas Folger
CBC Corse: Luca Vitali - Luca Marconi
Ajo Interwetten: Sandro Cortese - Dominique Aegerter
Blusens Aprilia: Esteve Rabat - Scott Redding
WTR San Marino Team: Johann Zarco
Red Bull KTM Motorsport: Cameron Beaubier - Marc Marquez
Viessmann Kiefer Racing: Stefan Bradl
Jack & Jones Team: Nicolas Terol - Simone Corsi
Fontana Racing: Lorenzo Savadori
Bancaja Aspar Team 125cc: Sergio Gadea - Bradley Smith - Julian Simon
Degraaf Grand Prix: Randy Krummenacher - Danny Webb
Racing Team Germany: Jasper Iwema
Haojue Team: Matthew Hoyle - Michael Ranseder
Matteoni Racing: Lukas Sembera

İŞTE 250cc. KATEGORİSİ
Scot Racing Team 250cc: Hiroshi Aoyama - Raffaele De Rosa
Aeropuerto-Castello-Blusens: Alex Debon
Pepe World Team: Axel Pons - Hector Barbera
Racing Team Germany: Bastien Chesaux
Team Toth Aprilia: Imre Toth - Mattia Pasini
Emmi - Caffe Latte: Thomas Luthi
Thai Honda PTT SAG: Ratthapark Wilairot - Hector Faubel
Metis Gilera: Roberto Locatelli - Marco Simoncelli
Matteoni Racing: Jules Cluzel
Cardion AB Motoracing: Karel Abraham
Mapfre Aspar Team: Alvaro Bautista
WTR San Marino Team: Alex Baldolini
Balaton Racing Team 250cc: Gabor Talmacsi
CIP Moto - GP250: Shoya Tomizawa
Aprilia Madrid: Stevie Bonsey - Aitor Rodriguez
Auto Kelly - CP: Lukas Pesek
Viessman Kiefer Racing: Vladimir Leonov
Mapfre Aspar Team 250cc: Mike Di Meglio


http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=8956

Fransa Ligue 1 Eksik Oyuncu Listesi

4-5 Nisan tarihleri arasında oynanacak olan Fransa Ligue1 de eksik oyuncu listesini hazırladık.

Bordeaux: Fernando (os), Gregory Sertic (os), Yoan Gouffran (f), Henri Saivet (f), Fernando Cavenaghi (f)
Nancy: Thomas Gaudu (k), Joel Sami (d), Michael Chretien (d), Momar Faye (os), Chris Malonga (os), İssiar Dia (f),
Grenoble: Paul Cattier (k), Jimmy Mainfri (d), Francis N’Ganga (d), Milovoje Vitakic (d), Sofiane Feghouli (os), Laurent Macquet (os)
Lorient: Ablan Joinel (k), Bakary Soro (d), Ulrich Le Pen (os), Andre Ayew (f)
Le Mans: Frej (d), Marcos Paulo (os), Tallec (f)
Lyon: Boumsong (d), Mensah (d), Soro (d), Santos (os), Sidney Govou (f)
Monaco: Roma (k), Adriano Pereira (d), Vincent Muratori (d), Alejandro Alonso (os), Kevin Diaz (os), Camel Meriem (os), Alexandre Liacata (f),
Le Havre: Loic Nestor (d), Jean Pascal Fontaine (os)
Nantes: Tony Heurtebis (k), İbrahim Tall (d)
Lille: Tafforeau Gregory (d), MAttiheu (os), Dumont (os), Tulio (f), Lyng (f)
Valenciennes:Jean Leca (k), Saka Teine (d), Saez (os), Sanches (os), Djamel (os), Darcheville (f), Pieroni (f)
Auxerre: Mignot (d), Julien Quercia (f), Dennis Oliech (f)
Caen: Zubar (d), Jeremy Sorbon (d), Leca (os), Nicolas Filorentin (os), Mazure (f)
Toulouse: Sebastian (k), Jeremy (d), Fode Mansare (f)
PSG: Armand (d), Mamadou (d), Camara (d), Gregory Bourillon (d), Arnaud (f)
NİCE: Drissa Diakite (os), Fae Emerse (os)
ST ETİENNE: Tavlaridis (d), Mouhamadou Dabo (d), Loic Perrin (os), Riviere (f)
MARSİLYA: Bonnart (d), Karim Ziani (os), Witord (f)

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=8924

02 04 2009

Ateşi olmayan Cehennem


Ateşi olmayan Cehennem

Skor sonrası yazı yazmak yerine spor sonrası yazı yazmayı tercih eden biri olarak; Türkiye A Milli takımımızın, özellikle İspanya ile oynadığı 2 maç ile ilgili dikkat çekmek istediğim bazı noktalar var.

Semih oyundan alınır mıydı, Gökdeniz ve Fatih Tekke nerede, Emre’ye bu kadar katlanılır mıydı, Nihat neden 11’de başladı, Batuhan mı kurtaracak bu takımı gibi bir çok şeyi maçtan sonra yazmak çok kolay ama biraz daha dikkatimizi başka yönlere çekmeliyiz;


-Sponsored by Cehennem…

Hep dedik ki; Ali Sami Yen CEHENNEMİ…

Allah düşmanımıza böyle cehennem göstermesin!

Sponsorlar ile neredeyse tribünlerin yarısını dolduran futbol severlerimiz açıkçası neredeyse tamamen tiyatro izler gibiydi. İspanya’da oynanan maç sonrasında Kadıköy, İnönü, Sami Yen gibi atmosferlere cehennem demeyelim, burası gerçek cehennem dendi ama sorarım bu sözleri eden büyüklerime; 90 dakika çalan kornalar olmasaydı acaba İspanya’nın neresi cehennem olurdu?

Dönelim bizim cehennemimize… İspanya’nın milli marşını ıslıklamak dışında ne yaptı? Tabi unutmamak lazım birde saygı duruşunda çıt çıkmadı.

Kendi Milli takımımızın taraftarını oluşturmamız lazım. Bir Hollanda gibi her yer turuncu, bir Avustralya gibi her yer sarı, bir İtalya gibi her yer lacivert olduğu gibi bizimde tribünlerimiz tamamen kırmızı olmalı.

Acaba kaç taraftarımızın evinde Milli takım forması var? Bizim Milli takımımızın formalarının satışı bile yakın zamana kadar her yerde yapılmıyordu…

Böyle bir taraftar olgusu varken nasıl bir cehennemden söz edilebilirdi ki?

Efes Pilsen özellikle son 1 senedir bazı maçlardan önce stada gelen taraftarlara forma dağıtarak bu olguyu oturtmaya çalışıyor ama sanırım anlayana…

Halbuki 18 takımında tribün liderleri ile bir araya gelip bir toplantı yapılsa. Bu toplantıyı ister federasyon aracılığıyla ister kendi kendilerine organize olacak şekilde gerçekleştirseler. Bütün bu taraftar topluluklarının belli bir tecrübesi, yeteneği ve belli bir ekibi var. Hepsi 100 kişilik ekip çıkarsa en az 1000-1500 kişilik bir ekip toplanmış olur. Zaten İstanbul’da ki 3 büyüklerin toplulukları biraz daha kalabalık gelir ve bu sayı 5.000’e çok rahat çekilir. Bir tribünü yönlendirmek ve tabiri caizse gaza getirmek için 5.000 rakamı bence çok ama çok fazladır hatta 1.500 kişi bile yeterli bir sayıdır.

Bunların kendi içlerinde koordinasyonları ile gerçekten bir Türkiye cehennemi oluşturulsa fena mı olur? Bizde içeriye korna sokmak yerine yüreğimizle, ciğerimizle sahayı rakibe dar etsek, ıslıklarımızla hakem düşen oyuncumuza kalk kalk diyecekken dönüp rakibe sarı akrt gösterebilse fena mı olur?

Dedim ya; sponsored by cehennem… biz böyle devam edersek cehennem sadece bizim tribünlerin sponsoru olur…

-Sabri ortalasa, Batuhan indirse, Nuri vursa ne olacaktı?

Herkesin ağzında, Arda çıkar mıydı, Nihat neden ilk 11 başladı, Semih niye çıktı, Emre’nin ne işi var, Batuhan mı kurtaracak bu takımı, Batuhan ne yaptı ki milli takımda, 87de mi Nuri girip kurtaracak gibi ve benzeri yorumlar yapıldı.
Peki ben sorarım sizlere;
Semih, bu takımın formasını giymeden önce bu kadar başarılı olacağını bilebiliyor muyduk? Arda, Manisaspor’a kiralandıktan sonra bu kadar büyük bir çıkış yakalayacağını biliyor muyduk? Nihat, Beşiktaş’ta sağ açık oynatılırken İspanya da forvet oynayacak diye düşünüyor muyduk? Bunların hepsinin cevabı basit; HAYIR…

O zaman bu Batuhan’ın bu Milli takımda oynamayacağını nereden biliyoruz?

Keşke Sabri sağdan ortalasaydı, Batuhan kafasıyla Nuri’nin önüne indirseydi ve Nuri’de çok düzgün bir vuruş ile kaleciyi bir köşeye topu bir köşeye yollasaydı bu eleştiriler yapılacak mıydı?

Yaklaşık 10 ay önce kırmızı herhangi bir şeyi üzerimize giyip göğsümüzü gere gere sokağa çıkmamızı sağlayan bu Nihat, Emre, Semih hatta ve hatta Volkan değil midir?

Batuhan, oyuna girdi diye o kadar eleştirildi ama hiç dikkat edildi mi kaç tane top indirdi, rakibi rahatsız etti. Bir pozisyonda defansı çaktırmadan kalecinin üzerine doğru itti ve ikisi de yere düştü topta boşta kaldı. O pozisyon gol olsa Batuhan’ı hangi şekilde eleştirecektik?

Batuhan’ı her platformda eleştiren ve hatta belki açıklanmaması gereken özellerini açıklayan biri olarak futbolunu asla eleştirmem, her zaman arkasında dururum çünkü bu çocuk geleceğimiz olacaktır… Bu takımda da forma giyerek bunu başaracaktır. Rooney 17-18 yaşında forma giyiyorsa bizimde o yaşta oynatacak yeteneğimiz olmalıdır…

-Penaltı hangi köşeye atıldı?

Deli İbrahim topu eliyle kestikten sonra hakem penaltı noktasını gösterdi. Peki biz bu penaltıyı izleyebildik mi? Bu kadar rezalet bir maç yayını sanırım 1980 li yıllarda (!) izlemiştim…

Daha penaltının bile hangi köşeye ve nasıl atıldığını göremedik. Zaten penaltı köşeye değil, kalenin tam ortasına atılmıştı ama bunu uzun süre göremedik.

Maç içinde istatistik yayınlıyorlar. Çok güzel ve bizi bilgilendirici ama neden neredeyse ekranın 1/4ü kadar ve neden o kadar uzun süre ekranda kalıyor.

Artık neredeyse Avrupa’nın bütün liglerini canlı izleyebiliyoruz ve bir istatistiğin nasıl yayınlanacağını teknik ekip olarak öğrenemiyoruz.

Reklam konusuna ise hiç girmemek lazım… Reklam içinde maç izlediğimiz bir yayın oldu. Bu kriz döneminde bu kadar reklam almaları yayıncı kuruluş için gerçekten çok iyi ve belki bu kadar reklam almaları da çok iyi bir başarı ama yayın açısından baktığımızda çok büyük başarısızlıktır. Halbuki X kanallar gibi reklamı girdiklerinde görüntüyü küçültseler çok daha verimli olurdu.

A Milli Futbol Takımımız Afrika’ya gidecektir. Buna bütün Futbolseverler olarak inanmamız lazım. Eleştirmek yerine yapıcı olmamız lazım. İşte o zaman Afrika’ya gideriz…

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=8776

20 03 2009

Kadıköy yolcusu kalmasın...UEFA Kupası Çeyrek Final kuraları çekildi

İlk maçlar 9 Nisan, ikinci maçlar 16 Nisan da oynanacak


Hamburg - Manchester City
PSG - D. Kiev
Shakhtar - Marseille
W. Bremen - Udinese

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=7200

-İŞTE YARI FİNAL EŞLEŞMELERİ-

* Werder Bremen (Almanya) - Udinese (İtalya)
eşleşmesi galibi
Hamburg (Almanya) - Manchester City (İngiltere)
galibi ile yarı finalde eşleşecek..

Paris Saint Germain (Fransa) - Dinamo Kiev (Ukrayna)
eşleşmesi galibi ise
Werder Bremen (Almanya) - Udinese (İtalya)
galibi ile yarı finalde eşleşecek..

(* Bu takımlar yarı final ilk maçlarını evinde oynayacak)

Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final eşleşmeleri


İlk maçlar 7-8 Nisan, ikinci maçlar 14-15 Nisan da oynanacaktır.


Villarreal - Arsenal
Manchester United - Porto
Liverpool - Chelsea
Barcelona - Bayern Munich

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=7191

-İŞTE YARI FİNAL EŞLEŞMELERİ-
Devler Ligi yarı finalinde ise eşleşmeler aşağıdaki şekildeki gibi gerçekleşecek;

* Manchester United (İngiltere) - Porto (Portekiz)
eşleşmesi galibi
Villarreal (İspanya) - Arsenal (İngiltere)
eşleşmesi galibi ile oynayacak.

* Barcelona (İspanya) - Bayern Münih (Almanya)
eşleşmesi galibi ise
Liverpool (İngiltere) - Chelsea (İngiltere)
galibi ile yarı finalde eşleşecek..


(* Bu takımlar yarı final ilk maçlarını evinde oynayacak)

19 03 2009

UEFA Kupası Sakat ve Cezalı Listesi


UEFA Kupası rövanş mücadelelerinde bugün 6 maç var. 12 takımın sakat ve cezalı listesi;

UEFA KUPASI SAKAT-CEZALILAR
METALİST: Gancarczyk (d/cezalı)
D.KİEV: Vukojevic (os/cezalı)
SHAKHTAR: Fomin (f/sakat)
CSKA: Necid (f/sakat)
ZENİT: Hubocan (d/sakat), Anyukov (d/cezalı)
UDİNESE: Tissone (os/sakat), Ferronetti (d/sakat), Coda (d/sakat), Domizzi (d/cezalı)
GALATASARAY: Uğur (d/sakat), Serkan (f/sakat), Servet (d/sakat), Mehmet (os/sakat), Emre Güngör (d/sakat), Emre Aşık (d/cezalı), Barış (os/cezalı)
HAMBURG: Castelen (os/sakat), Atouba (d/sakat), Moting (f/sakat), Reinhardt (d/sakat), Demel (d/sakat), Tavares (os/sakat), Petric (f/sakat)
AALBORG: Olfers (d/sakat), Haucke (d/sakat), Enevoldsen (os/cezalı)
MAN.CITY: Johnson (os/sakat), Petrov (os/sakat), Hamann (os/sakat), Mwaruwari (f/sakat), Sturridge (f/sakat), de Jong (os/sakat), Bellamy (f/sakat)
BRAGA: Meyong (f/sakat), Moises (d/sakat), Tiago (os/sakat), Gomes (d/sakat)
PSG: Arnaud (os/sakat), Bourillon (d/sakat).

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=7049

Braga-PSG maçının muhtemel 11leri


İlk maç 0-0 bitmişti.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=7046

Aalborg-Manchester City maçının muhtemel 11leri


İlk maçı Manchester City 2-0 kazanmıştı.
Manchester City'de Bellamy ve Petrov sakat.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=7044

Zenit-Udinese maçının muhtemel 11'leri


İlk maçı Udinese 2-0 kazanmıştı.
Zenit'te Anyukov ve Shirokov oynamayacak olan oyuncular.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=7043


Türkiye-İspanya maçını Michael Riley yönetecek


A Milli Futbol Takımının İspanya ile 1 Nisanda Ali Sami Yen Stadında oynayacağı 2010 Dünya Kupası eleme grubu maçının hakemleri FIFA tarafından değiştirildi.




Karşılaşmayı yöneteceği açıklanan Alman hakem Herbert Fandel'in sakatlanması üzerine müsabakada İngiliz hakem Michael Riley görevlendirildi. Riley'in yardımcılıklarını Peter James Kirkup ve Philip Richard Anthony Sharp yapacak. Dördüncü hakem olarak ise Martin Atkinson görevlendirildi.

Kısaca Michael Riley;
17 Aralık 1964 doğumlu bir hakem.
Normalde Finans Müdürü olan Riley, İngiltere/Leeds de yaşıyor.
Kriket ve Squash oynamaktan keyif alan Riley, 1996'da İngiltere'nin üst düzey hakemleri listesine alındıktan sonra 1999 yılında FİFA Hakemleri arasına dahil olmuştur.
MAçlarda fazla kart göstermeyi sevmeyen bir hakem ama kariyerinde çok kart gösterdiği maçlarda var. Özellikle 2007 yılında Roma-Lyon arasında oynanan maçta toplam 11 sarı kart göstermişti.
Bir çok üst düzey maç yöneten ve Avrupa Şampiyonlarında da düdük çalan Riley, FİFA'nın ELİT hakemleri arasında yer alıyor.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=7037

17 03 2009



Olympiacos vs. Real Madrid, Regal FCB vs. Tau Ceramica, Panathinaikos vs. Montepaschi, CSKA Moscow vs. Partizan eşleşmeleri ile ilgili Tanju Çiçekin yorumları...

Olympiacos vs. Real Madrid

Yunanistan Milli Takımı koçu Giannakis göreve geldiğinden beri Avrupa Basketbolu'nda tekrar söz sahibi olan Olympiacos özlemini çektiği lig ve avrupa şampiyonluklarına uzun süre sonrasında kendisini bu kadar iddialı görüyor.Normal sezon maçlarında deplasmanlarda çok iyi görüntü vermediler, bunda yeni transferlerin takıma geç adapte olması ve sezon içinde yaşadıkları sakatlıkların çokluğu baya etkili oldu. Top 16'da ise Tau Ceramica'yı 2 maçta da yenip ne kadar iddialı olduklarını gösterdiler. Son maçtaki galibiyeti almasalar Barcelona ile eşleşeceklerdi ve saha avantajı da rakipte olacaktı. Şimdi ise hem saha avantajını aldılar hem de daha zayıf bir takımla eşleştiler. Takımın ilk 5'i Halperin-Pargo-Childress-Vujcic-Bourousis'ten oluşuyor. Papaloukas, Greer ve Vasilopoulos da ilk 5 oyuncuları kadar süre alıyorlar nerdeyse. Oldukça zengin kadroları var ve çok tecrübeli bir koça sahipler.

Real Madrid ise zayıf gruptan rahatlıkla çıkmasını bildi ama esas iş bundan sonra başlayacak. Savunma anlamında çok kötü görüntü çizen Real Madrid deplasmanlardaki kötü görüntüsüyle dikkat çekiyor. Raul Lopez-Bullock-Winston-Hervelle-Van Der Spiegel 5'iyle başlıyorlar son maçlarda. Sergio Lull, Massey, Pepe Sanchez , Felipe Reyes, Marko Tomas ve Mumru gibi katkı yapan oyunculara da sahipler. Kadrolarının geniş olduğu söylenebilir ama özellikle pota altında çok iyi savunma yapamıyorlar. Guard konusunda da Pepe Sanchez buraya geldiğinden beri çok iyi performans gösteremediği için Lopez,Lull 2'lisi daha çok süre alıyor. O bölgede de sıkıntı yaşıyorlar kısacası.

2 takımı da karşılaştırdığımda Olympiakos'un pota altında çok önemli yıldızlara sahip olmasıyla o bölgede Real Madrid uzunlarına üstünlük sağlayacağını düşünüyorum. Guard bölgesinde de Halperin, Papaloukas, Greer gibi isimlerin karşısında duramaz Real Madrid kısaları. En azından sene içerisinde bu bölgelerde savunma anlamında çok sıkıntı yaşadılar, final-foura çıkma maçlarında da durumun farklı olacağını düşünmüyorum. Olympiacos iç saha avantajına sahip, kritik bölgelerde daha iyi oyuncuları var ve çok da tecrübeli bir koçları var. Real Madrid'in ise hiçbir avantajı yok bana göre.Dolayısıyla Olympiacos'un turu geçeceğini düşünüyorum. Deplasmanlarda kaybetseler bile kendi evlerinde rakiplerine hiç şans vermeyeceklerdir.


Regal FCB vs. Tau Ceramica

Barcelona Euroleague'de bu sene sadece 2 yenilgi aldı, Siena ve Real Madrid'e deplasmanlarda yenildiler. Real Madrid'e son saniyelerde yenildiklerini de hatırlatayım. Panathinaikos'u bile 2 maçta da yenmeleri etkileyiciydi. Euroleague'de müthiş savunma yapan Barcelona hücumda da özellikle Navarro'nun yükselen formuyla skor üretmekte de pek zorlanmıyor. Son maçlarda Sada-Navarro-Barton-Andersen-Santiago 5'iyle maçlara çıksalar da Basile, Ersan İlyasova ve Fran Vazquez ilk 5 oyuncularından daha çok süre alıyorlar. Barcelona'nın hücumda anahtarı dış şutlardan geçiyor genellikle, çünkü Andersen ve Ersan gibi uzunlar bile dışarıdan yüzdeli atabiliyorlar. Bu da rakibinin pota altı savunmasına çok önlem alamamasına neden oluyor. Pota altına da rahatlıkla girebiliyorlar Barcelona kısaları ve sayı üretmekte zorlanmıyorlar böylece. Tabi dış şutlar girmezse işte o zaman Barcelona'nın o maçta işi çok zor olacak demektir.

Tau Ceramica ise etkileyici bir sezon geçiriyor hem ligde hem de Euroleague'de. Prigioni-Rakocevic-Mickeal-McDonald-Splitter 5'iyle son maçlara çıkan Tau'da yedeklerde İlievski, Vidal, Teletovic gibi çok önemli isimler var. Kadro olarak baktığımızda bu 8 oyuncu dışındaki isimler pek süre alamıyorlar, dolayısıyla rotasyon olarak diğer takımlardan daha az seçeneklere sahip Tau Ceramica. Rakocevic'in muhteşem sezon geçirmesi ve gününde olduğu zaman durdurulamaması, Splitter'in pota altındaki etkinliği ve oyuna sonradan giren Teletovic'in bir uzuna göre inanılmaz bir dış şutu olması en büyük avantajları.

Barcelona'nın Tau'ya göre en büyük avantajı kadrolarının daha geniş olması ve iç saha avantajı olacak kuşkusuz. Tau'nun ise en büyük avantaj yaratacağı bölge Splitter olacak. Eğer Splitter maçlarda faul problemine girmezse Barcelona'nın bana göre çok da güçlü olmayan pota altında baya etkili olacaktır. Tau'nun bir başka özelliği de Barcelona'ya inanılmaz ters geliyor olması. Son senelerdeki maçlarda büyük üstünlüğü var Tau'nun rakibine karşı. Çok zor bir seri geçeceği kesin ama iç saha avantajını elinde bulunduran ve iç sahada Avrupa'da maç kaybetmeyen Barcelona'nın kadro genişliğinin avantajlarını da kullanıp bu seriyi zor da olsa kazanmasını bekliyorum, 5 maçlık bir seri olası.


Panathinaikos vs. Montepaschi


Panathinaikos da Euroleague'de beklentilerin altında sonuçlar almasına rağmen geçen gruplarda 1.liği yakalayıp saha avantajına sahip oldu.İlk gruplarda 2 zorlu rakibinden birisi Siena'ydı, diğeri de Barcelona'ydı ve oynadığı 4 maçın 3'ünü kaybetti bu takımlara karşı. Siena'yla oynadıkları maçlarda 1'er galibiyetleri var 2 takımın da. 2 maç da son saniyeye kadar çekişmeli geçen maçlardı. Daha sonraki grup ise kolay bir gruptu beklenildiği gibi lider çıktılar. Orada da Partizan deplasmanında aldıkları yenilgi kafalarda soru işareti bırakıyor. Maçtan maça göre kadroları değişiyor Spanoulis, Perperoğlu, Batiste, Fotsis, Nicholas, Diamantidis, Pekovic ve Jasikevicius takımda en çok süre alan isimler olup takımlarını taşıyan oyuncular olarak göze çarpıyor. Kısa rotasyonu olarak çok önemli oyunculara sahip Panathinaikos ama 3 numara pozisyonunda sıkıntı çekiyorlar. Bir diğer sıkıntıları da pota altında takımın en önemli ismi olan Pekovic'in hemen hemen her maç faul problemine girmesi. O oyunda olmadığı zaman pota altında hücum anlamında çok sıkıntı çekiyor Yunan takımı. Uzunları Fotsis ve Tsartaris daha çok dış şutu olan isimler olup, Batiste de Pekovic kadar sırtı dönük oynayamıyor. Panathinaikos'un rakipleri de fazlasıyla içeri gömülüyorlar bu yüzden Panathinaikos'un da anahtarı dışarıdan atılan boş şutlardaki isabet yüzdesi olacak. Özellikle Pekovic oyundayken ona sürekli sıkıştırma getiriyor rakipler.

Siena ise kaldığı yerden devam ediyor. Ligdeki başarısını son senelerde Avrupa'ya da taşımayı başardılar. Gösterişli kadroları yok, onların başarısının anahtarı çok baskılı savunma yapmaları. Rakiplerinin pas vermesini bile zorluyorlar, sürekli top çalıp hızlı hücumlarla skor üretmeye çalışıyorlar. Euroleague'de oynadıkları 4 güçlü deplasmanı da kaybetmeleri bu seri öncesi en olumsuz yönleri. Mcıntyre-Domercant-Sato-Eze-Stonerook ilk 5'leri olup Kaukenas da benchten gelen en önemli isim olacak. Lavrinovic'in sakatlığı vardı ve onu fazlasıyla arıyorlar. Şu anda maçlara yetişmesi zor gözüküyor, yetişmezse de işte o zaman daha da zor seri bekliyor Siena'yı. Kadroları geniş değil 5maçlık serilerde kadro genişliği oldukça önemli yer kaplıyor.

Panathinaikos sahasında çok iyi oynuyor seyircisiyle bütünleşip. Saha avantajı da onlarda, ayrıca kadro genişliği olarak rakibinden üstün durumda. Siena'nın en önemli ismi Mcıntyre olup karşısında Diamantidis gibi Avrupa'nın en önemli guard savunmacısı olacağından Siena'nın eli kolu da bağlanabilir. Siena için anahtar isimler başta Sato olmak üzere, Stonerook ve Eze olacak. Sato'yu savunabilecek bir adam yok Panathinaikos'ta, Yunan takımının en büyük zorunu o bölgede. Ayrıca Stonerook pota altında Pekovic'in başına bela açabilir. Dışarıdan da yüksek yüzdeyle attığı zaman çok etkili oluyor Stonerook. Panathinaikos tura çok yakın gözüküyor, Siena'nın sürpriz yapabilmesi için Mcıntyre ve Kaukenas dışındaki isimlerin fazlasıyla katkı yapması gerekecek.


CSKA Moscow vs. Partizan

Cska Avrupa'nın en iyi kadrosuna sahip takımı, Top 16'da zor grupta oynamalarına rağmen iç sahada farklı galibiyetler aldılar. Zaten muhteşem savunma yapıyorlar, içeride seyircisinin de desteğiyle hücumda da çok etkili olan bir takım Cska. Holden-Langdon-Siskauskas-Smodis-Lorbek son maçlarda maça başlayan isimler oluyor. Zisis, Planicic, Khryapa, Morris de fazla süre alan diğer isimler. Takımdaki herkes dışarıdan yüzdeli şut atabiliyorlar, çok da tecrübeli isimlere sahip Cska sadece bu turun değil Euroleague'in de favorisi konumunda.

Partizan ise saygıyı hakeden bir takım. Çok ucuza kurulmuş bir kadro, zaten takımın geneli Sırp oyunculardan kurulu. Kendi sahalarında 20 bin seyircinin önünde maçlarını oynuyorlar. Muhteşem savunma yapıyorlar içerde ve oldukça da başarılı oluyorlar. Ama deplasmanlarda aynı başarıdan söz edilemez. Oynadıkları 8 deplasman maçının sadece 2'sini kazanabildiler. Bu maçlardan birisi Cska'ya karşı ama Cska o maça gruptan lider olarak çıkmayı garantilediği için rahat çıkmıştı. Kadroları geniş değil, deplasmanlarda da başarısız olan genç bir takım olduğu için şansları az gözüküyor.

Cska final-fourun en önemli adayı, en iyi kadro da onlarda. Partizan ise genç bir takım ve deplasmanlarda başarısız olan, kadrosu da sınırlı bir takım. Cska çok rahat bir şekilde final-foura çıkacaktır, fazla analize gerek görmüyorum bu seri için.

Tanju ÇİÇEK (Dixon)
http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6790

16 03 2009

İNÖNÜ Yıkılıyor...-3-

10 Eylül 2008'di tarih ve bir yazı yazmıştım... İnönü yıkılıyor
O dönem gazetelerde okuduğum haber üzerine bu başlığı atmıştım. Yönetim, stadı yıkıp yerine yeni bir stat yapacaktı. İşte bunun üzerine bende İnönü yıkılıyor demiştim yazımın başlığına. (Okumayanlar lütfen TIKLASIN)
Bu yazı sonrasında bir çok olumlu ve olumsuz geri dönüşler almıştım.
Yazılar Serencebey Gazetesinde de yayınlandığı için bazı geri dönüşler gazete yönetimine de gitmekteydi. Benim için bunlardan en değerlisi Beşiktaş İnönü Stadı müdürü Sayın Turgut Akhan'ın yapmış olduğu geri dönüştü. Kendisine, yazıma verdiği önemden dolayı tekrar TEŞEKKÜR EDİYORUM...
Bu gelen tepkiler sonrasında bu sefer resimler ile yazımı güçlendirip aynı konuya 25 Kasım 2008'de İnönü yıkılıyor -2- adı altında tekrar değinmiştim. (Okumayanlar lütfen TIKLASIN)

Şimdi tarih 16 Mart 2009... İlk yazımın yayınlandığı günden bugüne neredeyse tam 6 ay geçmişti...
İlk koyduğum resimlerde örümcek ağları bulunmaktaydı. Şimdi ise o örümcek ağları artık çok daha büyük bir hal almış durumda...
Yerlerin kirliliğinden, hijyenden bahsetmiştik...
14 Mart 2009 da Beşiktaş-Gençlerbirliği maçında gerçekten çok daha kötü pozları çekmek zorunda kaldım.

Tuvaletlere girdiğimde, tuvalet kapılarının üzerinde anlamsız şekilde duran, hatta ve hatta gecekonduları andıran saçma bir görünüm ile karşıma çok kötü görüntüler çıkmaktaydı. Aslında bu görüntülere alışıktık fakat acaba bunları hakediyormuyuz diye sorgulamamız gerekmekte.

Pisuvarlara baktığımızda ise sportmenliğe aykırı 6-16-26 rakamlarına rastlıyoruz. Evet, espiri belki güzel fakat aylardır o duvarın üzerinde bulunan sprey boya'nın temizlenmemiş olması ne kadar doğruydu? Oraya yazı yazmak evet kesinlikle yanlış ama o yazıları oradan kaldırmamak da bir o kadar yanlış...

Koltuklara oturulmuyor, koltuklar pislik içinde diye yazılarımda dile getirdiğimde hep tepki alıyordum daha stadın bile önünden geçmemiş insanlardan... Bu koltuklarda değil oturmak, üzerine çıkıp ayakta durmak bile çok zor. Üstelik o koltukların kalitesi o kadar kötü ki, insan eliyle bile o koltuğu yomultabiliyor. O koltukları düzeltmemek hata olduğu gibi bu koltukları bu hale sokmak öncelikle kendine sonra kulübüne yapılmış yanlıştır ve haksızlıktır...

Lavobalarda sadece bir tane sabun olduğunu yazdığımda herkes şaşırmıştı. Evet, gördüğüm zaman bende şaşırmıştım. Tamam yerler pis, duvarlarda sprey boyalar ile yazılar var, tuvaletlerin fayansları kırılmış, duvarlarında örümcekler yuva kurmuş ve hiç hijyenik bir ortam değil ama bir çok insan'ın bir arada kullandığı bir tuvalette sadece 1 tane sabunluğun olması ve el kurulamak için bir ekipman'ın olmamasıda mı acaba taraftar'ın suçu?

Bu resimler ve yazdıklarım kesinlikle kulüp yetkililerini suçlamak için değil. Tabi ki yetkililerde suçlu ama MABEDİMİZ dediğimiz, EVİMİZ dediğimiz stadımızı bu hale soktuğumuz için biz taraftarlarda bir o kadar suçluyuz.

Açıkçası ilgi alanım ve işim gereği İstanbul ve çevresinde ki hatta Avrupa'da ki bir çok maçı statlardan takip ediyorum. İnanırmısınız; ben bu kadar pis bir tuvalet başka hiçbir statta görmedim... Tuvalet'in kapısına 10 metre uzaklıkta BÜFE diye tabir edebileceğimiz, açıkta sucuk, köfte ekmek hazırlayıp satan küçük standlar bulunmaktadır... Peki buradan yemek alırken acaba orada ki mikrop yuvasından gelebilecek tehlikenin farkında mıyız?

Kısaca o kadar çok kötü bir ortamda yaşıyoruz ki, bunu düzeltmek için çok köklü değişiklikler gerekli...

Beşiktaş, İnönü de oynadığı maçları EVİNDE oynamıyor... ÇÖPLÜĞÜNDE oynuyor... Görünen köy klavuz istemez... Aslında yazılacak daha çok şey var ama taraftarlarında yeter artık demesinden korktuğum için şimdilik bununla yetiniyorum...

Dedim ya İNÖNÜ YIKILIYOR...

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6789

Wuoowwww

Dostluk

wayy adamım naber ya?
Görüşemiyorduk, ne iyi yaptın da geldin...

Çok sakat çok....

Abijim kriketmi oynuyoruz güreş mi yapıyoruz?

Sahanın ortasında yapılacak iş mi?

Yumruk gibi...

El Kol hareketi yakışmıyor...

Top nerede?

13 03 2009

İspanya La Liga 27. hafta cezalı listesi

Cezalı Listesi

Salgado Fernández “MICHEL SALGADO” (Real Madrid)
“GAGO” (Real Madrid)
Godín Leal “GODIN” (Villarreal)
Sastre Reus “SASTRE” (Sporting)
“SCALONI” (Mallorca)
Ortega González “SERGIO ORTEGA” (Numancia)
Díaz “CATA DIAZ” (Getafe)
Albín Leites “ALBIN” (Getafe)
Soldado Rillo “SOLDADO” (Getafe)
Barbosa Valente “DUDA” (Málaga)
Cuadrado Alonso “IBAN CUADRADO” (Málaga)
Rubio Robres “ALVARO RUBIO” (Valladolid)
“GOITOM” (Valladolid)

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6366

Turkcell Süper Lig cezalı listesi
Türkcell Süper Lig de 13-14-15 Martta oynanacak olan maçların cezalı listesini hazırladık.

Kırmızı Kartlar
Elsaka (Eskişehir)
Volkan Demirel (F.Bahçe)

Sarı Kart Cezalıları
Bekir İrtegün (G.Antep)
Orhan Şam, İbrahim Şahin (Hacettepe)
Marcin Kus (İst.BŞB)
Mehmet Topuz (Kayseri)
Serdar Topraktepe (Kocaeli)
Abdurrahman Dereli (Sivas)

Disiplin Cezası
Emre Belözoğlu (Fenerbahçe)
Bülent Uygun (Sivasspor)

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6365

Bundesliga cezalı listesi ve muhtemel 11ler


Bundeliga da 13-14-15 Mart tarihleri arasında oynanacak maçların muhtemel 11leri ve cezalı listesini hazırladık.

Cezalı Listesi

Naldo Werder Bremen
Mergim Mavraj VfL Bochum
Serdar Tasci VfB Stuttgart
Markus Bollmann Arminia Bielefeld
Weis Hoffenhaim


Muhtemel 11'ler

VfL Wolfsburg
Benaglio - Pekarik, Simunek, Barzagli, M. Schäfer - Josué - Riether, Gentner - Misimovic - Grafite, Dzeko

FC Schalke 04
Neuer - Rafinha, Höwedes, Krstajic, Kobiashvili - Jones, Westermann - Rakitic - Farfan, Kuranyi, Sanchez

*-*-*-*-*

VfL Bochum
Fernandes - Concha, Pfertzel, Fabian, C. Fuchs - Azaouagh, Dabrowski, Imhof, Grote - Sestak, Epallé

Bayern München
Rensing - Oddo, Lucio, van Buyten, Lahm - Schweinsteiger, van Bommel, Zé Roberto, Ribery - Klose, Podolski

Bayern Münichte Luca Toni,Hamit Altıntop ve Tim Boroswki oynamayacak.
Bochumda Mergim Mavraj kırmızı kart cezalısı

*-*-*-*-*

Hertha BSC
Drobny - M. Stein, A. Friedrich, Simunic, Rodnei - Ebert, Dardai, Cicero, Nicu - Raffael, Voronin

Bayer Leverkusen
R. Adler - Castro, Sinkiewicz, Henrique, Kadlec - Rolfes - Renato Augusto, Schwegler, Barnetta - Helmes, Kießling

Hertha da Traore,Chermiti ; Leverkusende ise Zdebel,Vidal ve Schneider yoklar.

*-*-*-*-*

Karlsruher SC
M. Miller - A. Görlitz, Drpic, S. Langkamp, Eichner - Engelhardt - Mutzel, da Silva - Federico - Freis, Saglik

Arminia Bielefeld
Eilhoff - Kucera, Mijatovic, N. Herzig, Schuler - Kauf, T. Marx - Kirch, C. Katongo, Halfar - Wichniarek

Bielefeldte Bollmann sarı kart cezalısı.

*-*-*-*-*

1. FC Köln
Mondragon - Brecko, Geromel, Mohamad, Matip - Petit, Pezzoni - Sanou, Vucicevic, Ehret - Novakovic

Borussia M'gladbach
Bailly - Stalteri, Brouwers, Daems, Levels - Galasek, Bradley - Matmour, Baumjohann, Marin - Friend

*-*-*-*-*

Hannover 96
Enke - Cherundolo, Fahrenhorst, C. Schulz, Tarnat - Andreasen, Balitsch - Stajner, Bruggink, Krzynowek - Schlaudraff

Borussia Dortmund
Weidenfeller - Y.-P. Lee, Subotic, Felipe Santana, Dede - Kehl - Tinga, N. Sahin - Hajnal - Blaszczykowski, Zidan

*-*-*-*-*

Eintracht Frankfurt
Nikolov - P. Ochs, Russ, Chris, Petkovic - M. Fink, Inamoto - Steinhöfer, A. Meier, Köhler - Fenin

1899 Hoffenheim
Hildebrand - Beck, Jaissle, Compper, Ibertsberger, Vorsah,Selim, Luiz Gustavo - Ba, Sanogo, Carlos Eduardo

Frankfurtta Vasoski ,Bajramovic,Liberopoulos ve Amanatidis ; Hoffenhaimde Salihovic , İbiseviç,Weis ve Obasi yoklar.

*-*-*-*-*

Hamburger SV
F. Rost - J. Boateng, Alex Silva, Mathijsen, Aogo - Tavares - Jarolim, Jansen - Trochowski - Petric, Olic

Energie Cottbus
Tremmel - Radeljic, Cagdas, Cvitanovic, Ziebig - T. Rost - S. Angelov, Skela, Iliev - Rangelov, Jula

Hamburgta Atouba,Guy Demel,Castelen yok.

*-*-*-*-*

Werder Bremen
Wiese - Boenisch, Mertesacker, Baumann, Pasanen - D. Jensen - Frings, Hunt - Diego - Hugo Almeida, Pizarro

VfB Stuttgart
Lehmann - Träsch, Osorio, Boulahrouz, Magnin - Khedira, Hitzlsperger - Hilbert, Elson - Cacau, Gomez

Werderde Mesut,Naldo ; Stutgartta Serdar Taşçı , Ljuboja ve Yıldıray yoklar.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6364

Fransa Ligue 1 Eksik Oyuncu Listesi


Fransa Ligue 1 Eksik Oyuncu Listesi
14-15 Mart tarihleri arasında oynanacak olan Fransa Ligue1 de eksik oyuncu listesini hazırladık.
EKSİK LİSTESİ: (Maç sırasına göre)

CAEN: Sorbon Jeremy (d), LİLLE: Gregory Tafforeau (d), Nicolas Plestan (d), Yohan Cabaye (os), Tulio De Melo (f), Pierre-Alain Frau (f)
LE MANS: Samuel Bouhours (d), Cyriaque Louvion (d), Marcos Paulo (os), RENNES: Luzi Partice (k), Jerome Leroy (os), Marveaux Sylvain (os), Asamoah Gyan (f),
MONACO: Flavio Roma (k), Vincent Muratori (d), Kevin Diaz (os), Diego Perez (os), Djamel Bakar (f), Juan Pablo Pino (f), Yannick Sagbo (f), TOULOUSE: Fode Mansare (f)
NANTES: Tony Heurtebis (k), Remi Mareval (d), İbrahim Tall (d), Aurelien Capoue (os), Thomas Dossevi (f), Christian Bekamenga (f), LORİENT: Marc Boutruche (d), Michael Ciani (d), Arnaud Le Lan (d), Bakary Soro (d), Ulrich Le Pen (os), Kevin Gameiro (d)
SOCHAUX: Teddy Richert (k), Rabiu Afolabi (d), Frederic Duplus (d), Hakim El Bounadi (d), Nicolas Belay (os), Sloan Privat (f), NANCY: Thomas Mangani (k), Joel Sami (d), Mickael Chretien (d), Cris Ntsayi Malonga (os), İssiar Dia (f)
VALENCİENNES: Mody Traore (d) Djamel Belmadi (os), Luigi Pieroni (f), Johan Audel (f), LE HAVRE: Massamba Lo Sambou (d), Benjamin Police (d), Nestor (d), Nicolas Gillet (d), Franquart (d), Guillaume Norbert (os)
BORDEAUX: Fernando (m), Cavenaghi (f), Henri Saivet (f), NİCE: Cyril Jeunechamp (d), Drissa Diakite (os), Chaouki Ben Saada (os), Habib Bamogo (f)
GRENOBLE: David Jemmali (d), Jimmy Mainfroi (d), Albert Baning (os), Sofiane Feghouli (os), Yoric Ravet (f), St ETİENNE: Sylvain Monsoreau (d), Christophe Landrin (os), Loic Perrin (os), Amine Liganzi (os)
LYON: Anthony Reveillere (d), Francois Clerc (d), Fabio Santos (os), Mathieu Bodmer (os), Sidney Govou (f), AUXERRE: Jeremy Berthod (d), Jean Pascal Mignot (d), Dennis Oliech (f), Julien Quercia (f)
PSG: Mamadou Sakho (d), Gregory Bourillon (d), Claude Makelele (os), Stephane Sessegnon (os), Loris Arnaud (f), MARSİLYA: Julien Rodriguez (d), Vitorino Hilton (d), Charles Kabore (os), Bakari Kone (f), Mamadou Samassa (f)

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6363

12 03 2009

12 Mart UEFA Kupası Manchester City-Aalborg muhtemel 11'leri

Manchester City de Bellamy, Petrov ve Kompany'nin sakatlığı bulunuyor.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6227

12 Mart UEFA Kupası Marseille-Ajax muhtemel 11'leri

12 Mart UEFA Kupası Udinese-Zenit muhtemel 11'leri




Udinese'de Ferronetti, Tissone, Lukovic'in sakatlıkları bulunuyor

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6225


12 Mart UEFA Kupası PSG-Braga muhtemel 11'leri

10 Mart Haber Türk HT İddaa da Tutan Kupon

ALTUĞ AKTAŞ ÇARŞAMBA İDEAL
324 Barcelona-Lyon ÜST 1.55
325 Man.Utd.-İnter Gol Sayısı 2-3 1.65
326 Porto-At.Madrid 1 veya 0 1.15
Toplam Oran 2.94

11 03 2009

11 Mart Şampiyonlar Ligi maçlarının muhtemel 11leri

Porto-Atletico Madrid, Manchester United-İnter, Barcelona-Lyon, Roma-Arsenal maçlarının muhtemel 11leri









http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=6101
Türkiye'nin En Global Spor Haber Sitesi

GlobalSpor.com Test yayınına başladı.


www.GlobalSpor.com

10 03 2009

Türkiye Basketbol Liginde 21. Haftanın değerlendirmesi


Tanju Çiçek, Türkiye Basketbol Liginde 7-8 Martta oynanan 21. Haftayı değerlendirdi.

Beko Basketbol Ligi'nde müthiş bir hafta geride kaldı.Aliağa Petkim-Beşiktaş Cola Turka maçı hariç tüm maçlar nefes kesti,kazanan takımlar son saniyelere kadar belli değildi.

Haftanın en çok merak edilen maçı kuşkusuz Fenerbahçe Ülker-Efes Pilsen maçıydı.Taraftarıyla bütünleştiği zaman kendi sahasında Avrupa'da bile her takımı zorlayacak kaliteye sahip olan Fenerbahçe çok hızlı başladı.Seyirciyle coşan oyuncuların çok olması sebebiyle bir ara 16-0'lık bir seri bile yakaladı ilk devre.Devrenin son 5dakikasında sayı yemeyen Efes Pilsen 2.devreye umutlu girdi.40-33 biten devrede oyuna göre fark daha çok olmalıydı bence.Maçın 2.devresine de iyi başlayan Fenerbahçe Ülker'di.3.periyotta da bir ara farkı 15'e kadar çıkardı Fenerbahçe ve son periyota 65-55'lik skorla girildi.Maçın bitimine 5dakika kala skor 70-60'dı ve bundan sonra gene Efes Pilsen müthiş savunma direnci gösterip maça ortak oldu.Kalan 5dakikada sadece 2sayı yiyen Efes Pilsen maçı uzatmaya taşıdı.Uzatmaya iyi başlayan Efes Pilsen olsa da son 1dakikada Efes Pilsen kötü hücum edince Fenerbahçe 84-80 galip gelmeyi başardı.Efes Pilsen'in 2. geri dönüşünde Tanjevic'in rolü çok etkili oldu.Tek uzun oynayıp adeta intihar etti Fenerbahçe ve Efes Pilsen hücum ribaundlarındaki üstünlükle maça ortak oldu.Çok iyi bir maç çıkaran Semih'i fazla kenarda unuttu.Fenerbahçe'de uzun süredir kötü oynayan Devin Smith de çok iyi bir maç çıkardı.Ömer Onan,Rasim Başak,Semih ve Smith Fenerbahçe adına takımın iyileri olurken Mrsic ile Preldzic çok kötülerdi.Efes Pilsen'de ise Kerem Tunçeri hücumda çok iyi bir maç çıkardı ona Thornton,Kaya ve Kerem 3'lüsü iyi oyunlarıyla eşlik ederlerken büyük umutlarla alınan Kasun maçın en kötüsüydü.Zaten bir süre sonra oyuna bile almadı Ergin Ataman,bunda da haklıydı sonuna kadar.Charles Smith de kendisinden beklenen oyunu ortaya koyamadı.Olası bir playoff eşleşmesinde Efes Pilsen'in avantajını ortadan kaldırmış oldu bu galibiyetle Fenerbahçe Ülker,çok önemli bir galibiyetti onlar adına.

Ligin 2.sırasındaki Galatasaray Cafe Crown da Türkiye Kupası'nda yenildiği Erdemir karşısında gene çok zor anlar yaşadı.Graves,Milojevic,Gurovic ve Cüneyt'ten yoksun oynayan Galatasaray'ın zorlanması da bekleniyordu açıkcası.3lük bölgesinden de 19'da 2 gibi çok düşük yüzdeyle atan Galatasaray'da en etkili isim gene Hüseyin Beşok'tu.Yeni transferlerden Hosley çok iyi bir maç çıkardı ama faul çizgisinden geçen hafta olduğu gibi çok düşük yüzdeyle attı.Erdemir'in 18 top kaybı yapması da Galatasaray'ın galibiyetinde etkili oldu.Erdemir'de ise James Thomas çok etkili maç çıkardı Funk ve Burgess de dışarıdan yüzdeli atarak takımlarını oyunda tuttu.

Türk Telekom da zorlu maçın ardından Oyak Renault'u mağlup etmeyi başardı.Maçın genelinde Oyak üstündü,son 40 saniye kala 75-74 öne geçen Telekom maçı 79-75 kazandı.Ribaundlarda 40-31'lik üstünlük kurdu Türk Telekom.Galibiyetin en önemli faktörü ribaundlardaki üstünlüktü.Pota altında Bajramovic ve Dudley ile rakibine üstünlük kurdu Türk Telekom,Bekir ve Tutku da dışarıdan attıkları basketlerle takımlarını galibiyete taşıdılar.Oyak ise maçın içinde dış şutlardaki başarısıyla kaldı.Gordon,Alper ve Jones 3'lüsü 20'de 9'la attılar dışarıdan ve takımlarını son ana kadar oyunda tuttular.

Hoca değişikliğinden sonra Fenerbahçe karşısındaki gibi Aliağa maçında da 100'leri geçen bir Beşiktaş vardı sahada.Hem de Chatman yoktu sahada,ona rağmen skorer oyunu devam etti Beşiktaş'ın.Çok rahat kazandılar,Cevher ve Baxter'ın çıkışı devam ederken pota altındaki Wesson da geldiğinden beri etkili oynuyor.Mehmet Yağmur da Chatman'in yoklugunda 24 sayı atıp takımının en skorer ismi oldu.Aliağa'da ise oyuncuların para alamama sorunu devam ettiği sürece bu kötü oyun devam edecek gibi.Gene savunma yapamadılar,hücumda zaten Reese ve Davis'e bakıyolar,bu gidişat sürerse kümeye gidebilirler.

Antalya derbisinde ise gülen taraf Antalya BŞB oldu.3 maçtır maçın sonunu iyi oynayan Antalya BŞB kazanmayı sürdürdü Can Akın ve Mims takımlarının skor gücünü üstlenen isimler oldu.Aslında Kepez'in en iyi oyuncusu Gerald Fitch maçın bitimine 5 dakika kala 5.faulunu almasa belki de Kepez kazanırdı maçı.O ana kadar tamamen onun eline baktı Kepez ve o çıkınca da çok aradılar hücumda Fitch'i.Maçın sonlarında öne geçme şansı gene geldi Kepez'in eline ama faul çizgisinden başarısız oldular ve fırsatı değerlendiremeyip tehlike hattında kaldılar.Kepez belki şu an 15.sırada ama düşmeyeceklerinden kuşkum yok,iyi basketbol oynuyorlar kadroları da oldukça iyi.

Son ana kadar çekişmeli geçen maçta ise kazanan taraf Mersin BŞB oldu.Playoff yolunda çok önemli galibiyet aldı Mersin.Pota altında Kimani çok etkili olurken Daçka'da ise Banks ve Hammonds 2'lisi yenilgiye engel olamadı.Mersin'in playoffa gitmesini çok istiyorum,ligin en renkli takımlarından birisi ve çok güzel basketbol oynuyorlar ama özellikle serbest atıs çizgisinden çok kötü attıkları için birçok maçı son saniyelerde kaybettiler.Şu an en azından ligin 5.sırasında olmayı hakediyordu Mersin.Daçka ise genç kadrosuyla ligin güzel basketbol oynayan takımlarından birisi konumunda.Playoff'a giden takımla aralarında 1 galibiyet fark var sadece,oldukça rahat konumdalar ligde ama sanmıyorum playoff yapacaklarını.

Banvit ise ligden düşmesi hemen hemen kesinleşen Ted Kolej'e karşı çok zorlandı.İlk devreyi geride kapadıkları maçı 2.devrede kazanmasını bildiler.Bu maçta zorlanmaları bile oyunlarındaki düşüşü gösteriyor.Son 12 maçta sadece 3 galibiyetleri var birisi maçın sonlarında Selçuk'a,biri dünkü maçta sonuncu Ted'e karşı.Gidişatları pek iyi değil,yaptıkları yatırımın karşılıgını veremiyor bu kaliteli kadro.

Mutlu Akü Selçuk için çok önemli bir maçtı ve İbekwe'den yoksun çıktılar.Onun yoklugunda pota altında Alex Dunn müthiş oynadı 16'da 10 isabetle 21 sayı atıp 11'de ribaund alıp maçı domine etti.Karşıyaka ise deplasmanlardaki kötü gidişatını sürdürüyor.Kadro olarak ligin en kötü takımlarından birisine sahip olan Karşıyaka içerde seyircisiyle bütünleşip maçlarını kazanıyor.Normalde küme hattında olabilirlerdi ama onlar su an playoff yarısının içindeler ve Banvit'le aynı puandalar.

Haftanın Takımı: Fenerbahçe Ülker
Haftanın Oyuncusu: Alex Dunn
Haftanın ilk 5'i: Mehmet Yağmur-Gerald Fitch-Devin Smith--Alex Dunn-Hüseyin Beşok

Kaynak: http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=5813
Yazan: Tanju ÇİÇEK

Hafta içi TV'de FUTBOL

10 Mart Salı

18:30 Telekom-Unics Kazan SKY TURK
21:45 Liverpool-Real Madrid STAR
21:45 P.Naikos-Villarreal FUTBOL SMART
21:45 B.Münih-S.Lizbon SKY CALCİO
21:45 Juventus-Chelsea SETANTA

11 Mart Çarşamba

02:30 Denver-Detroit NBA TV
21:00 Fenerbahçe-Siena SPORMAX
21:45 Barcelona-Lyon CNN TURK
21:45 Porto-A.Madrid FUTBOL SMART
21:45 Man.Utd.-İnter STAR
21:45 Roma-Arsenal SPORTMANİA

12 Mart Perşembe

02:30 Atlanta-New York NBA TV
19:00 Hamburg-Galatasaray FUTBOL SMART
19:00 CSKA M.-Shakhtar TRK UKRAINE
21:30 W.Bremen-St.Etienne ZDF
21:45 Udinese-Zenit SKY CALCIO
21:45 M.City-Aalborg SPORT ITALIA

09 03 2009

Koş babam koş...


Yaş kaç oldu hala koşuyoruz arkadaş olmaz ki ama...

Kaptan'ın uykusu geldi


Şu maç bitse de yatsak yahu... :)

Anderson & Ferdinand

Efsane geri dönüyor

Corinthians formasıyla sahalara dönen Ronaldo, takımı adına ilk golünü kaydetti.



Milan forması giyerken dizinden sakatlanan ve 13 ay sahalardan uzak kalan Ronaldo, ülkesinde Corinthians formasıyla sahalara dönmüştü. Aşırı kilolarıyla dikkat çeken Brezilyalı yıldız ilk golünü Palmeiras maçında kaydetti.

Tecrübeli golcü, kornerden gelen topu güzel bir kafa vuruşuyla ağlara yolladı. Ronaldo'nun bir topu da direkten döndü.

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=5811

23. Hafta bitti. Ligin bitimine kaldı 3 hafta...

23. Hafta bitti. Ligin bitimine kaldı 3 hafta... Gençlerbirliği, Sivasspor (D), Kayserispor



Evet, 23. hafta bitti ve kaldı 3 hafta...
Hemen ligin 34. hafta da biteceğini düşünüp, 3 değil 11 hafta kaldı tarzında düşünenler olmuştur. Fakat benim kastettiğim Sevgili Mustafa Denizli'nin yapmış olduğu açıklamadır.
11. Hafta Bursaspor ile deplasmanda alınan beraberlikten sonra Sayın Mustafa Denizli, herşeyin 26. hafta da belli olacağını dile getirmiş ve hatta daha iddialı devam ederek “Bu ligin altından daha çok sular akar. Kimse merak etmesin, 26. haftada zirvede yer alırız” ifadelerini kullanmıştı.
Geriye dönüp baktığımızda bu sözü 16 Kasım 2008 tarihinde yapmış olduğu bu açıklamadan sonra toplam 17 maç oynadı Beşiktaş.
Bu 17 maçın 3'ünü kaybedip, 2'sinde berabere kaldılar. Toplam 12 maçta galip geldiler.
Yenildikleri 3 maç, Fenerbahçe, Galatasaray ve Ankaraspor maçlarıydı. Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarında ki mağlubiyetlerin olası bir mağlubiyet aldığını düşündüğümüzde aslında geride kalan bu 17 maçlık periyot Beşiktaş için gerçekten başarılı geçti diyebiliriz.
Özellikle 2009 yılında oynanan toplam 12 maçta sadeece 2 beraberlik aldı Beşiktaş ve önce 6 maçlık bir galibiyet serisi yakaladıktan sonra Konya ve Trabzonspor'a üstüste berabere kalan takım şimdi de 4 maçlık bir galibiyet serisi yakaladı. Beşiktaş'ın son senelerine baktığımızda 2 maçtan öteye üst üste galibiyet alamayan takımın başarısız olduğunu söylemek biraz saçma olur herhalde.
Üstelik 26. hafta da herşeyin belli olacağını söyleyen bir hoca'nız varken üstüne üstelik de 23. hafta sonunda liderin sadece 1 puan gerisinde olan bir takımınız varken artık başarısız bir takım olduğunu söylemek bence takımı baltalamaktan daha ötesi olamaz.
Beşiktaş'ın fikstür avantajı var denirken aslında bence bir avantaj ortada yoktur.
Özellikle İBB ve Hacettepe maçları çok önemliydi. Bunları kazanarak büyük avantaj yakaladı. Şimdi Gençlerbirliği, Sivasspor (D), Kayserispor, Kocaelispor (D), Bursaspor, Ankaraspor (Fortis), Eskişehir (D), Fenerbahçe, Ankaraspor (D), Ankaragücü (D), Galatasaray, Denizlispor (D) maçları kaldı.
Kısmen kolay maçlar gibi dursa da aslında bakıldığında özellikle önümüzde ki 3 maç çok önemlidir.
Gençlerbirliği, bu maçı kaybederse düşme potasının havasını teneffüs etmeye başlayacak. Üstelik Antalyaspor ile İBB'nin birbirleriyle oynayacağı bir hafta da.
Şampiyonluk yarışında da Galatasaray, Trabzonspor birbirleriyle karşılaşacaklar. Bu nedenledir ki Gençlerbirliği maçı hem stres hem puan açısından çok önemlidir. Bu maçı kazandıktan sonra geriye 2 zorlu maç kalacak.
Sivasspor ve Kayserispor maçlarından en az 3 puan almak şarttır. 27. hafta da Galatasaray- Fenerbahçe eşleşmesinin olacağınıda düşündüğümüzde önümüzde bulunan 3 maçtan en az 6 puan ile ayrılırsak rakiplerimizin en azından 2'sini elemiş oluruz.
Gençlerbirliği maçı stresli, Sivasspor maçı zor geçecektir. Kayserispor ile oynanancak maç ise çok daha farklı olacaktır.
Aldığım istikbarata göre Kayserispor yönetimi Tolunay Kafkas ile yollarını kafalarında ayırmışlar fakat yerine daha iyi bir alternatif üretemedikleri için bunu deklare edemiyorlarmış. Zaten Tolunay hoca'nın Fenerbahçe maçında ki (bence) suratında ki isteksizlik, keyifsizlik de bunun göstergesiydi. Beşiktaş maçına kadar bunu açıklarlar ise o zaman işler karışabilir.
Kocaeli'nin çıkışı ise ortada. Bu zor 3 maçtan sonra kümede kalma savaşı verecek olan takımlar ile oynayacağız. Bu nedenle bu 3 maç çok zorlu.

İşte bu nedenle ligin bitimine 3 hafta kaldı.
Bu 3 maçtan 9 puan toplarsa Beşiktaş, işte o zaman kimse tutamaz...

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=5787

Klismann, sakatlıklar nedeniyle kadro kurmakta zorlanıyor

Ribery, Luca Toni, Hamit Altıntop, Tim Borowski, Van Buyten'in sakatlıklar nedeniyle eksik olması nedeniyle Jurgen Klismann, artık kimi kadroya koyacağını bilemiyor.
(Antremanı izleyen gazeteciler, Klismann'ı B.Münih alt yapısında ki çocuklar ile konuşurken görünce acaba artık onları mı kadroya alacak espirileri yaptı....)

Fenerbahçe Efes Pilsen

Fazla Efes Pilsen alırsan böyle olur...

Carlos, Aragones dialogu

Roberto Carlos: Aman amca amca! Sen otur ben geliyorum yanına... :)

Trabzonspor'lu bayanlar nerede ben bulamadım :)

Delgado

06 03 2009

Teknik Direktörmüyüz yoksa malzemeci mi anlamadım gitti kardeşim...


Teknik Direktörmüyüz yoksa malzemeci mi anlamadım gitti kardeşim...
Bu yaşta yapılcak iş mi bu... :)

Ne oluyor orada?

Hoşgeldin HT İddaa...

Ozan GERMAN ve arkadaşlarından oluşan dev kadro sahaya iniyor.
1 Mart 2009'da CİNER Holding bünyesinde piyasaya çıkan Haber Türk Gazetesi, yazılı basında bir çok şeyi değiştireceği yavaş yavaş belli olmaya başladı.
"HT" markasını Global anlamda büyüteceğe benzeyen Haber Türk Gazetesi, HT Spor ve HT İddaa ile de rakiplerini sollayacağı gözüküyor.
Halil ÖZER yönetimide ki HT Spor, gerçekcen piyasada ki spor gazetelerinden çok farklı olduğunu çıktığı ilk günden beri gösterdi.
Bugün 6 Mart ve HT İddaa'nın ilk günü.
Ozan GERMAN'ın yayın yönetmeni olduğu, Yaşar GÜLAY'ın yayın koordinatörü ve Berkan DEMİRŞEN'in haber müdürlüğü eşliğinde toplam 14 kişilik dev kadro bugün görücüye çıktı.
HT İddaa, piyasada ki iddaa ekleri içerisinde getirdiği yenilikler gerçekten okurları tatmin edici. Gazete piyasaya çıkmadan internet üzerinden yaptıkları "Bir iddaa ekinden ne beklersiniz" anketinden çıkan sonuçlara göre de hareket eden HT İddaa ekibi, gerçekten tatmin edici gözüküyor.
İşte getirdikleri bazı yenilikler;
*** Birinci sayfada göz boyama olmayacak. Herhangi bir gazetede olduğu gibi birinci sayfada haberler yer alacak. Yani ekibin beraber karar verdiği maçlar kapakta olacak, risk alınmış olacak,
*** Kupon sayısı abartılı olmayacak,
*** Sistem kuponlarında, kupon bedeli belirtilecek. Örnek olarak 2.856 TL veren 22 TL'lik bir sistem kuponunda, 4-5-6 kuponu "2.856 KATI" olarak sunulmayacak. 22 TL'ye 2.856 TL diye duyurulacak,
*** Sayfaların TAMAMI RENKLİ olacak.
Fazla lafa gerek yok. HOŞ GELDİN HABER TÜRK, HOŞ GELDİN HT İDDAA...

İşte 14 kişilik DEV KADRO:
Ozan GERMAN, Yaşar GÜLAY, Berkan DEMİRŞEN, Fikret ENGİN, Ali Emre DEDEOĞLU, Murat AĞCA, Kerim Can ÖZDAL, Mete AKTAŞ, Özgür ALAGÜL, Rıdvan AKSU, Altuğ AKTAŞ, Fuat TÜRK, Ali EREN, Bertan BAYTEKİN

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=5457

05 03 2009

Tartışan futbolcuya kol kola girme cezası

Zonguldakta oynanan Yıldızlar Play-Off karşılaşmasında, daha yaşları 15i bile bulmayan futbolcuların birbirlerine sert girmesi sonrasında, hakem bu futbolcuların birbirlerine sarılarak bekleme cezası verdi. Peki İl hakem kurulu başkanı ne yaptı: Hakemden savunma istedi....
ZONGULDAK’ta, Kilimli Belediyespor ile Erdemirspor arasında oynanan Yıldızlar Play-Off karşılaşmasının hakemi Ömer Tekcan, birbirlerine sert giren ve ardından tartışan iki futbolcuyu saha dışına çıkarıp, 10 saniye kol kola girerek durma cezası verdi. Hakem Tekcan, amacının yaşları küçük olan oyunculara, futbolun kardeşlik olduğunu öğretmek ve aşılamak olduğunu söyledi. İl Hakem Kurulu Başkanı Erol Pesen ise, bu tür bir uygulamanın resmi maçlarda olamayacağını belirterek, hakemin savunmasını isteyeceklerini açıkladı.
Yıldızlar Play-Off karşılaşmasında Kilimli Belediyespor ile Erdemirspor, dün Fener Sahası’nda karşılaştı. Maçın 62’nci dakikasında Kilimli Belediyespor’dan Yasin ile Erdemirspor’dan Barış, ikili mücadele sırasında birbirlerine sert girdi ve tartışmaya başladı. Bunun üzerine oyunu durduran hakem Ömer Tekcan, iki oyuncuyu saha dışına çıkararak, 10 saniye boyunca kol kola girerek durma cezası verdi. Karşılaşma devam ederken, yüzleri saha içine doğru dönük şekilde yan yana gelip kol kola giren iki futbolcu, 10 saniye sonra hakemin düdük işaretiyle yeniden oyuna dahil oldu. Hakemin ilginç cezası, futbolcular ve seyirciler tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

‘AMACIM FUTBOLUN KARDEŞLİK OLDUĞUNU ÖĞRETMEKTİ’
Kilimli Belediyespor’un 3-1 üstünlüğüyle sona eren maçın ardından konuşan hakem Ömer Tekcan, futbolun kavga değil, kardeşlik olduğunu söyledi. Yıldızlar Playy-Off’da mücadele eden futbolcuların ilköğretim ve lise düzeyinde olduğunu hatırlatan Tekcan, şöyle dedi:
“Bunların bir çoğu futbolu yeni yeni öğrenen çocuklar. Bu çocuklar eğer bu yaşta birbirlerine sert girer ve böyle davranırlarsa, ileride neler yapmazlar. Ben de, rakip iki futbolcunun birbirlerine faullü girdiklerini ve sonrasında tartıştıklarını gördüm. Belki kartlık bir pozisyon değildi ama, onlara futbolun kardeşlik olduğunu öğretmek ve aşılamak için saha dışına çıkarıp böyle bir ceza verdim. Bu onlara bir ders oldu.”
Karşılaşma sonunda Erdemirspor antrenörü Ahmet Uzun’un soyunma odasına gelerek kendisini tebrik ettiğini belirten Tekcan, “Erdemir antrenörü, ‘Zonguldak ve Türk futbolunun sizin gibi eğitici hakemlere ihtiyacı var. Yaptığınız uygulama örnek bir uygulamaydı. Keşke bütün hakemler sizin gibi olsa’ dedi. Bu yaştaki çocuklara önce fair-play ve centilmenlik ruhunu öğretmeliyiz” diye konuştu.

SAVUNMASI İSTENECEK
İl Hakem Kurulu Başkanı Erol Pesen ise, bu tür bir uygulamanın resmi maçlarda olamayacağını belirterek, şöyle konuştu:
“İyi niyetle de olsa yapılmaz. Kurallar ne ise o uygulanmalı. Hakemin saha dışına çıkararak futbolculara böyle bir ceza vermesi yanlış bir karar. Hakem arkadaşın bu konuyla ilgili savunmasını isteyeceğiz.”
http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=5345

107 yıllık hesap yeniden masaya yatırıldı... 2009 Copa Del Rey Finalinin adı Athletic Bilbao-Barcelona



Copa Del Rey tarihine baktığımızda Athletic Bilbao tam 24 senedir Final'e kalamıyor ve 25 senedir de kupayı kazanamıyor.
25 sene önce kupayı kazandıkları Final'de de Barcelona ile eşleşmiş ve 1-0 kazanmışlardı.

Copa Del Rey tarihinin en çok kupa kazanan takımı 24 kupa ile Barcelona. ikinci takım ise 23 kupa ile Athletic Bilbao.
Yalnız burada bir kavram çarpıklığı var. 1902 senesinde kupayı kazanan Club Vizcaya ile Athletic Bilbao takımları 1903 yılında birleştiler. Daha doğrusu Club Vizceya, 1902'de kupayı kazanırken Athletic Club Bilbao takımından gelen oyuncular ile mücadele ettiler ve Finalde Barcelona'yı yenerek kupayı kazandılar. 1903 yılında ise Club Vizceya ve Athletic Club Bilbao takımları birleşerek modern Athletic Bilbao'yı oluşturdular. Athletic Bilbao'nın hala ambleminde Athletic Club Bilbao yazmakta ve kuruluş 1898 gözükmektedir.

Doğal olarak Federasyon bu kupayı Club Vizceya kazandı olarak istatistiklere geçiyor. Bu kupa halen Athletic Bilbao'nın müzesinde sergilenmektedir.

1902 tarihli bu kupada aslında Copa Del Rey'in ilk kupasıdır.
1903 de düzenlenen kupayı da Athletic Bilbao, Real Madrid'i yenerek kazanmış, 1904 de ise final oynanmadan kazanmıştır.

25 sene önce son kupasını Barcelona karşısında alan ve aslında klüp tarihinin ilk kupası olan ama sayılmayan kupayıda Barcelona karşısında kazanan Athletic Bilbao, bu kupayı da kazanıp resmi olarak kupayı en fazla kazanan takım olma yolunda ilerliyor.

İlginç bir final bizleri bekliyor.

www.GlobalSpor.com

Fortis Türkiye Kupası saçmalığında Finale az kaldı...


Beşiktaş ve Fenerbahçe, rakiplerini 3-1lik skorlar ile geçti ve finale yaklaştılar.

Öncelikle Fortis Türkiye kupasının statüsünü hazırlayan ve hala ses çıkarmayan bütün yetkilileri tebrik ediyorum.
UEFA'nın yapmış olduğu UEFA kupası statü değişikliğinden sonra daha test bile edilmeden hemen alıp kendi ülkemizde kupamıza monte etmemizin sorunlarını yaşamaya devam ediyoruz.
İlk turu 3-4 Eylül'de oynanan Fortis Kupası'nın ikinci turu 24 Eylül de oynandı ve gruplu tura geçildi.
İlk maçlar 29-30 Ekim de oynanırken, ikinci maçlar 11-12 Kasım da oynandı.
Üçüncü maçlar 6-7 Ocak da oynanırken, dördüncü maçlar 10-11 Ocak da oynandı.
17-18 Ocak'ta da son maçlar oynandı.
Çeyrek Final maçları 27-28 Ocak ve 4-5 Şubat da oynandı.
O kadar muhteşem bir kupa statümüz vardı ki 1 hafta içinde 2 maç yaptıktan sonra diğer maçı 1 ay sonra oynuyordu takımlar.
Yarı Final maçları ise tam bomba bir fikstür ile hazırlanmış.
3-4 Mart'ta oynanan ilk maçların rövanşı 22 Nisan da oynanacak.
Ben futbolcu olsam yaklaşık 1,5 ay sonra rövanşa çıktığımda ilk maçın skorunu unuturum. Acaba futbolcular, taraftarlar rövanş maçlarına nasıl konsantre olabilecekler?
Bu fikstürü yapan yetkililer neye dayanarak bunu yaptılar? Kupa maçları 3 gün arayla oynanırken bir yarı final müsabakasının rövanşı 1,5 ay sonra nasıl olabiliyor? Fransa, Almanya, İngiltere gibi ligler tek maçlı statü ile kupalarını oynatırken acaba bizim yaptığımız bu statü mü doğru?
UEFA Kupası bile yanlışını fark etti ve statüyü değiştir. Acaba bizde hemen yeni statüyü kopyalayacak mıyız?
Yarı Final maçlarının rövanş tarihlerinin bu kadar uzak olmasının nedeni için Avrupa Kupaları tarihleri ve Milli maçların takvimlerinin birbiriyle kesiştiği için diye bir savunmaya geçilebilir ama sorarım; Sivasspor, Fenerbahçe, Beşiktaş, Ankaraspor’un hangisi bu Avrupa Kupaları takviminde kendilerine yer buluyor?
Bu durumda yapılması gereken, Çeyrek Final’de Avrupa Kupasında oynayan takımın elenmesiyle fikstür yeniden düzenlenebilirdi.
Bu düşünce ile bakıldığında rövanş maçları 11 ya da 18 Mart’a çekilebilirdi.
Peki bunu düşünen oldu mu acaba?

Tek sorun tabi ki Yarı Final Rövanş maçları değildi. Çeyrek Final eşleşmeleri bile rezalet denebilecek kadar kötü bir şekilde organize edilmişti. Grup turunda Beşiktaş 1. olurken Antalyaspor aynı grupta ikinci olmuştu ve Çeyrek Final’de de eşleştiler. Aynı şekilde Fenerbahçe de bulunduğu grupta 2. olan Bursaspor ile eşleşmişti.
7 Ocak tarihinde grup turunda karşılaşan Fenerbahçe ve Bursaspor, 28 Ocak ve 5 Şubat’ta da Çeyrek Final maçlarını yaptılar. Yani 1 ay içinde tam 3 kere Fortis Türkiye Kupasında karşılaştılar. Ama Fenerbahçe Yarı Finalde ki rakibi Sivasspor ile 1,5 ayda anca 2 kere karşılaşabilecek.

Fortis Türkiye Kupası statüsü tam bir rezalettir. En kısa sürede bir çeki düzene geçilmelidir. Fortis Türkiye Kupası, Avrupa Kupalarına katılamayan diğer takımlar için bir kapı olmalıdır ve aynı zamanda Anadolu takımlarının taraftar ve yetkilileri sadece televizyonda izleyebildikleri oyuncuları kendi statlarında ağırlayabiliyor olmalı, onlar İstanbul, Sivas, Trabzon’a gitmemeli. Mevcut statüde bu olamamaktadır.

En kısa sürede aksaklıkların giderilmesi gerekmektedir. Yoksa her sene grupta karşılaşan takımlar tekrar karşılaşmaya devam edecektir. Eğer bu statü değişmeyecekse o zaman gruplardan sadece 1. olanlar Yarı Final’e yükselmelidir. Zaten bir nevi şuan ki mevcut statüde de bu olmaktadır. 1. ve 2. ler birbirleriyle tekrar oynamaktadır. Aynen bir Play Off gibi... Aslında bu sayede 2 maçlık fazlalıktan kurtulmuş olunur….

Altuğ AKTAŞ

http://www.globalspor.com/haber/haberdetay.asp?ID=5332

01 03 2009

Artık Haber Türk İddaa...


Soldan Sağa 1. sıra: Ali EREN, Özgür ALAGÜL, Berkan DEMİRŞEN, Ozan GERMAN, Yaşar GÜLAY, Ali Emre DEDEOĞLU, Fuat TÜRK
2. sıra: Altuğ AKTAŞ, Bertan BAYTEKİN, Murat AĞCA, Fikret ENGİN, Rıdvan AKSU, Mete AKTAŞ, Kerim Can ÖZDAL

2006 yılında önce Karadeniz bölgemizde çıkan bir yerel gazetenin iddaa köşesini hazırlayarak başlamıştık ve daha sonra VAPIO derken 2007 Eylül ayında FOTOMAÇ İddaalıyız da sizlerle buluşmaya başlamıştım.
Tarih 1 MART 2009... Artık tüm tahminlerimle HT İDDAA da olacağım...
14 kişilik kadromuz bugüne kadar yapılmamışı yapmak için hazırlıklarını sürdürüyor. Alışılmışın dışında bir iddaa gazetesi olacağız.
Hepimize hayırlı olması dileğimizle
hoş geldin HT İDDAA

26 02 2009

İşte yeni iddaa kuponu ve oynanışı

Sizlere daha önce ki yazılarımda iddaa da değişiklikler olacaığını belirtmiştim.
İşte sol tarafta gördüğünüz 1 Mart'tan sonra kullanılmaya başlanacak olan yeni iddaa kuponu.
1 Mart pazar günü bayii'ye gittiğinizde bu kuponu gördüğünüz zaman nasıl oynayacağız biz bu oyunu diye sormamanız için sizlere biraz anlatım yapmak istedim.
MAÇ KODU
Eskiden 0'dan 6'ya kadar olan kodlama şimdi 9'a kadar ve bu durumda bir bültende 999 tane maç olma ihtimalide olacak.
Kodlama yaparken 116. maçtan sonra direkt 121. maça geçmeyecek 199. maça kadar devam edebilecek bir sistem.
Burada ki kodlama her zaman ki standartlığı ile olacak. Tüm spor dallarında kullanılacak.
İY - MS
İlk yarı-Maç sonu bahisi oynarken burada çok kolay bir şekilde kendi kutucuklarını işaretleyeceksiniz. Sadece Maç sonu oynayacaksanız o zaman İlk yarı sutununu boş bırakacaksınız.
Ayrıca bir yenilik olarak artık bazı maçlarda ilk yarı bahisi de açılacak. Bu bahisi sadece ilkyarı kutucuğunu işaretleyerek oynayacaksınız.
Sadece Futbol ve Basketbol için kullanılacak bu alan.
ÇİFTE ŞANS
Çifte şans içinde yine ayrı bir kutucuk var. Bunu işaretleyerek çifte şans oynayabileceksiniz. Sadece Futbol'da maç sonu için kullanılacak bu alan.
ALTI-ÜSTÜ
Açıkçası kuponda en sevindiğim bölüm burası. Alt-Üst oyynamak için A ve Ü diey ayrılmış iki kutu var. Sadece Futbol ve Basketbol için kullanılacak bu alan.
TOPLAM GOL SAYISI
Daha önce ki yazımda da belirttiğim gibi artık iddaa da toplam gol sayısı bahiside olacak. 0-1 / 2-3 / 4-6 / 7+ kutucukları bulunuyor. Bir maçta 5 gol olur diye düşünüyorsanız ister Üst oynayabilirsiniz isterseniz şansızı biraz daha zorlamak için 4-6 gol arası gol olacak bahisi yapabilirsiniz. Sadece Futbol için kullanılacak bu alan.
MAÇ SKORU ALANI
Artık maçın skorunu tahmin ederkende 0'dan 5'e kadar olan kutucuklar içerisinden oynayacaksınız. Üst satır evsahibi takım, alt satır deplasman takımı için kullanılacak. Diğelimki maçın 6-0 bitmesini tahmin ediyorsunuz o zaman 5'i işaretlemeniz yeterli yani 5 ve üstünde gol olacağını düşünüyorsanız 5 kutucuğunu işaretleyeceksiniz. Ayrıca bu sayede aslında 5-1 biteceğine inandığınız bir maça 5-1 skor bahisi yaptığınızda maç 6-1 bitsede kazanmış oluyorsunuz. Sadece Futbol için kullanılacak bu alan.
ÖZEL ETKİNLİK ALANI
Daha önce ki yazımda özel bahisler olacağını anlatmıştım. Örnek olarak Juventus-Real Madrid maçında Robben'in gol atacağını düşünelim. Öncelikle bu bahisin 0 ile başlayan bir kodu olacak. 043 diyelim. Bu 043 kodunu MAÇ KODU alanına giriyoruz. Robben gol atar bahisinin ise 4 haneli bir kodu olacak. Örnek o kod da 1223 olsun. Bunu işaretlemek içinde MAÇ SKOR ALANI'nını kullanacaksınız. 1223 kodunda iki tane 2 var nasıl olacak diye düşünüyor olabilirsiniz. MAÇ SKOR ALANI iki satırdan oluşmakta. Bu 4 rakamlı kodun ilk iki rakamını maç skoru alanında ilk satıra, diğer iki rakamı ikinci satıra yazacaksınız. Yani önce 12 kodlayacak alt satırada 23 kodlayacaksınız. Yani biraz daha basite indirgemek gerekirse; ÖZEL ETKİNLİK KODU'nu (3 haneli bir koddur) MAÇ KODU ALANI'na yukarıdan aşağıya olacak şekilde kodlayacaksınız. 4 Haneli bir rakamla belirtilmiş olan ETKİNLİK KODU'nu ilk 2 rakamı üst satıra, son 2 rakamı alt satırda yanyana olacak şekilde MAÇ SKORU ALANI'na işaretlemeniz gerekiyor.
BANKO
İşlevi ve kutucuğu aynı şekilde devam etmektedir.
MİSLİ
Misli mantığıda aynı şekildedir. Ama diyelim ki kuponda yer almayan bir misli oynamak istiyorsunuz. Örnek 8 misli. O zaman yapmanız gereken 4 ve 2 mislini işaretlemeniz. Bu durumda 4 ve 2 birbiri ile çarpılıp 8 misli olmuş olur. Veya 24 misli oynamak istiyorsunuz o zaman 2, 3 ve 4 mislini işaretleyeceksiniz. En fazla 3 adet işaretleme yapılabilir.
SİSTEM ALANI
Aynı mantıkla gitmektedir ama bunun dışında ayrıca yeni bir kutucuk vardır mM kutucuğu.
mM kutucuğunu, sistem oynarken Banko tahminlerin tamamının bir kolon oluşturmasını sağlamak için ya da, bir kuponda 12 maça oyun oynadığınız durumda Sistem 12'yi işaretlemek için kullanılır.

Ben elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştım. Artık kuponları doldurması sizden...

Lütfen başka yerde kullanırken kaynak belirtiniz

Altuğ AKTAŞ

23 02 2009

21. Haftanın ardından Turkcell Süper Lig

Sevgili Global Spor okurları,
Bu haftaya damga vuran olaylara baktığımızda açıkçası gözümüze bir kaç not çarpıyor ve ilk yazımı da buna göre yazacağım.

Öncelikle Trabzonspor’un aldığı yenilgiyi konuşmak gerekirse belki de bir çok Türk futbolunu takip eden kişiye göre sürpriz değildi.

Çünkü bir zamanlar birlikte çalışan Mesut Bakkal ve Ersun Yanal’ın farklı takımlarda karşı karşıya gelmeleri genelde Ersun Hoca’nın yenilgisiyle sonuçlandı.

Bu haftanın bir başka dikkat çeken sonucu ise Fenerbahçe’nin mağlubiyetiydi.

Aslında bu sonuç beni şaşırtmadı. Nedeni ne geldiğimizde çok basitti,

Türkiye’nin ilk suni çim’i neredeydi? Fenerbahçe Dereağzı tesislerinde.

Fenerbahçe, bu tesislerde ne kadar idman yaptı? Benim bildiğim kadarıyla hiç…

Fenerbahçe dışında kalan diğer 3 büyük takım Ankara’da maç yapacağı zaman 1 gün daha erkenden gidip o sahada idman yapıyor ve zemine alışmaya çalışıyor. Yada Ersun Yanal’ın yaptığı gibi bütün hafta halı sahada idman yapıyorlar ama Fenerbahçe, bir başka deplasmana gider gibi standart yolculuğunu ve idmanını yaparak hazırlanıyor ve yolculuk ediyor.

Asıl can alıcı soru ise, Fenerbahçe bunları yaparken acaba hiç suni çimde oynadığı lig maçını kazandı mı? Benim hatırladığım kadarıyla hayır…

Fenerbahçe, bir önce ki hafta 7-0 gibi şok bir galibiyet almıştı, herkes ayaklanmış ve süper Fenerbahçe demeye başlamıştı. Ama asıl nokta unutuluyordu; Fenerbahçe, İlhan Cavcav’ın takımı olan Hacettepe’ye fark atmıştı. Bir sonra ki maçı ise yine İlhan Cavcav’ın olan ve 7-0 yenilen takımın abisi diye nitelendirebileceğimiz Gençlerbirliği idi.

Bunları alt alta topladığımızda yenilgi aslında hiçte şaşılmaması gereken noktaydı.

Herkesi şaşırtan asıl sonuç Galatasaray’ın rakiplerinin puan kaybından sonra kendi sahasında 5 gol ile bozguna uğramasıydı. Baktığımızda bu maça Taner’in damga vurduğunu görebiliyoruz. Şimdi bütün spor programları Taner’in gol vuruşunu ve muhteşem özelliklerini tartışacak. 2008-2009 sezonunda toplam 15 gol atan Taner, aslında bu gollerin 5’ini Galatasaray’a, 1’er golünü de Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’a attı. Peki attığı bu 15 gol’ün kaçı ne kadar değerliydi?

Galatasaray’a 4-1 yenildikleri maçta 1 gol, Fenerbahçe’ye 3-2 yenildikleri maçta 1 gol, Ankaragücü’ne penaltıdan atarak maçı 1-1’e taşıdı, Beşiktaş’a 5-2 yenildikleri maçın ilk golü, Konyaspor’u 3-0 yendikleri maçın son golünü 90. dakikada, Trabzonspor’a 2-1 yenildikleri maçta 1 gol, Gaziantepspor karşısında 5-1 yenilirken dakika 80’de attığı 1 gol, Hacettepe’yi 4-0 yendikleri maçta skor 1-0 ken attığı 2 gol, tabi son olarak Galatasaray’ı 5-2 yendikleri maçta attığı 4 gol.

Galatasaray maçını saymaz isek Taner Gülleri’nin attığı gollerin hangisi takımına puan getirmiştir acaba? Bence bir Ankaragücü maçını sayabiliriz. 10. dakikada yedikleri gole hemen 13. dakikada penaltı atışı ile beraberliği yakaladı ama bu golünde penaltı olduğunu düşünürsek belki de anlam olarak önemli olan sadece Hacettepe maçında ki golleri diyebiliriz. Hem sıralamada rakibi olan takım ile oynadıkları maç 1-0 devam ederken 2 tane gol atarak maçı kopartıyor hem de rakibinden puan çalarken hem de takımına puan kazandırıyordu.

Taner Gülleri, çok iyi vuruş tekniğine sahip ve yetenekli olması bir kenara, bugün ve ilerleyen günlerde bütün spor programlarında kendisini överken aslında rahat olduğu maçlarda gol attığını da unutmadan dile getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak Skibbe ve Bülent Korkmaz’a değinmek gerekirse bence Galatasaray yönetimi Skibbe’den önce Adnan Sezgin’i göndermeliydi diye düşünüyorum. Florya da bütün huzursuzluğu çıkartanın Adnan Sezgin olduğu her olaydan sonra dile getiriliyor. O zaman birde onun yetkilerinin daraltılması yada gönderilmesi denenmelidir. Sonuçta Galatasaray camiasının içini tam olarak bilmeyen biri olarak fazla yorum yapmak benim haddim tabi ki olamaz ama uzaktan görünen budur.

Skibbe’nin gönderilmesi geç kalınmıştır. Tek bir şey söylemek gerekirse takım ile şuana kadar yaklaşık 30 maça çıktığını düşünürsek ben toplasak 5 defa üzerinde sarı-kırmızı renkler olan bir kıyafet görmüşümdür. Evet belki biraz küçük ve belki saçma bir ayrıntı olabilir ama taraftar gözlüğü ile bakıldığında biraz mide bulandırıcı bir olaya dönüşebiliyor. Aynen bir hoca yada oyuncu geldiğinde boynuna takımın renklerinde bir atkının geçirilmesi gibi bir mantık ile düşünülebilir.

Bülent Korkmaz ise kulüpten küs ayrılmıştı. Jübile bile yapmamıştı. Bunun üzerine bir çok açıklamasında kırgın olduğunu ve sinirli olduğunu dile getirmiş ama her fırsatta da bir şekilde sarı kırmızılı kulüpte görev alacağını dile getiriyordu. Yeni ve genç bir hoca için bence eleştirmek yerine destek olunmalıdır. Türk futbol’u bu hamleleri hak ediyor. Belki Kalli ile çalışıyor olması yetkileri açısından kafamızda soru işaretleri oluşturabilir ama yönetim ve taraftar biraz sabırlı olursa bence Bülent hoca’ya biraz şans verilerek başarılı olabileceğini düşünüyorum. Geçmişte çalıştırdığı kulüplerde genelde başarısız olmuş denecek kadar kötü bir performans sergilemiş olsa bile o takımların bütçeleri ile Galatasaray’ın bütçe ve kadrosu tartışılmamalıdır. Tabi bide özellikle Galatasaraylılık ruhunu aşılayabilecek hırslı ve artık takım için sembol olmuş bir isim olması kesinlikle avantajıdır.

İyisi kötüsüyle bir haftayı daha bitirdik.

Şimdi gözler Fenerbahçe-Sivasspor maçında olacak. Sivasspor, galip gelir ise haftaya belki de Aragones’in gönderilmesi ile ilgili yazı yazıyor olabiliriz.

Saygılarımla

Altuğ AKTAŞ


www.GlobalSpor.com dan alıntıdır.

18 02 2009

Altug Aktas: Bu hafta iddaa da tek maç var ve kazanç sağlamak için ufak ipucu...

Altug Aktas: Bu hafta iddaa da tek maç var ve kazanç sağlamak için ufak ipucu...

18 Subat Bordeaux Galatasaray Mac kadrosu

BORDEAUX
Ramé (Kaleci-36 yaşında ve bu sezon 17 defa kaleyi korudu, 1 sarı kart gördü), Valverde (Kaleci-25 yaşında ve bu sezon 9 defa kaleyi korudu, 1 sarı kart gördü),
Diawara (Defans-30 yaşında ve bu sezon 21 maçta forma giydi, 1 gol attı, 4 sarı kart gördü), Henrique (Defans-26 yaşında ve bu sezon 12 maçta forma giydi, 4 sarı kart gördü), Jurietti (Defans-33 yaşında ve bu sezon 12 maçta forma giydi, 2 sarı kart gördü), Planus (Defans-26 yaşında ve bu sezon 17 maçta forma giydi, 2 sarı kart gördü), Placente (Defans-31 yaşında ve bu sezon 5 maçta forma giydi, 2 sarı kart gördü), Trémoulinas (Defans-23 yaşında ve bu sezon 14 maçta forma giydi),
Diarra (Orta saha-27 yaşında ve bu sezon 22 maçta forma giydi, 1 gol attı, 4 sarı kart gördü), Ducasse (Orta saha-21 yaşında ve bu sezon 4 maçta forma giydi, 1 sarı kart gördü), Fernando (Orta saha-27 yaşında ve bu sezon 21 maçta forma giydi, 4 gol attı, 4 sarı kart gördü), Gourcuff (Orta saha-22 yaşında ve bu sezon 23 maçta forma giydi, 6 gol attı, 3 sarı kart gördü), Wendel (Orta saha-26 yaşında ve bu sezon 20 maçta forma giydi, 2 gol attı, 1 kırmızı kart gördü), Traoré (Orta saha-21 yaşında ve bu sezon 7 maçta forma giydi),
Bellion (Forvet-26 yaşında ve bu sezon 18 maçta forma giydi, 4 gol attı), Cavenaghi (Forvet-25 yaşında ve bu sezon 24 maçta forma giydi,12 gol attı, 2 sarı kart gördü), Chamakh (Forvet-25 yaşında ve bu sezon 20 maçta forma giydi, 7 gol attı, 6 sarı kart gördü), Gouffran (Forvet-22 yaşında ve bu sezon 19 maçta forma giydi, 1 sarı kart gördü), Jussiê (Forvet-25 yaşında ve bu sezon 10 maçta forma giydi, 2 gol attı, 2 sarı kart gördü).

EKSİKLERİ:
Olimpa (Kaleci-20 yaşında ve bu sezon sadece 1 maçta forma giydi), Sertic, Chalmé (Defans-28 yaşında ve bu sezon 20 maçta forma giydi, 1 gol attı, 6 sarı kart gördü. Takım için önemli bir defans oyuncusu)

GALATASARAY
Aykut Erçetin, Emre Güngör, Fernando Meira, Aydın Yılmaz, Barış Özbek, Cassio Lincoln, Mehmet Topal, Milan Baros, Ayhan Akman, Harry Kewell, Shabani Nonda, Emre Aşık, Morgan De Sanctis, Sabri Sarıoğlu, Arda Turan, Volkan Yaman, Servet Çetin, Mehmet Güven, Ümit Karan

UEFA Kupası 18 Subat 1/32 Final maçlarının sakat ve cezalı listesi

W.BREMEN
Sakatlar
J. Vranjes
A. Hunt
Cezalı
T. Frings

MİLAN
Sakatlar
A. Nesta
G. Gattuso
A. Shevchenko
R. Kakà
----------------------------------------------------------
ASTON VİLLA
Sakatlar
E. Heskey
M. Laursen
W. Bouma

Cezalılar
S. Sidwell

CSKA MOSKOVA

Cezalı
D. Semberas
A. Grigoriev
----------------------------------------------------------
NEC NIJMEGEN
Sakatlar
D. Rommedahl
T. Janssen

Cezalı
R. Bouaouzan

HAMBURG
Sakatlar
B. Reinhardt
----------------------------------------------------------

Fortis Türkiye Kupası Yarı Final Eşleşmeleri

Ankaraspor - Beşiktaş 4 Mart Çarşamba
Fenerbahçe - Sivasspor

Rövanş tarihi 22 Nisan...

Maç tarihleri 1 gün kayabilecek.

16 02 2009

Belçika da neler oluyor?

Belçika da, Germinal Beerschot ile Cercle Brugge takımlarının karşı karşıya geldiği maçta, C. Brugge oyuncularından Vanden Bussche'nin kenarda şortunu ve iç çamaşırını çıkarması hafta'nın olayı oldu.
87. dakika da oyuna girmeye hazırlanan Vanden Bussche'yi hakem oyuna almadan önce şortunun beyaz ve iç çamaşırının siyah olduğunu farkederek, bunun değiştirmesi gerektiğini ve aksi halde oyuna alamayacağını belirtti.
Bunun üzerine Vanden Bussche, soyunma odasına gidip değişecek kadar vakti olmadığı için, yedek kulübesinde bu operasyonu gerçekleştirdi ama bütün kamera ve objektifler o sırada kendisine çevrilmişti.
Maçtan sonra yaptığı açıklamada "Maçtan sonra vücudunun beğenildiğini ve bir çok kız ve eşçinselden sms aldım" dedi.

12 02 2009

Bu hafta iddaa da tek maç var ve kazanç sağlamak için ufak ipucu...

Sevgili iddaa severler,
İddaa yönetimi kendini yenilemeye ve bizleri oyuna çekmeye devam ediyor.
Peki bu hafta açılan tek maçı nasıl değerlendirebiliriz? İşte ufak bir ipucu;
Tek maç seçenekleri içinden Beşiktaş, Trabzonspor maçını baz alalım.
2.5 Üstü oranı 1,75 ve 2.5 Altı oranıda 1,65...
Bunda kararsız olduğumuzu düşünelim,
bunun yanı sıra Türkcell Süper Lig'de çok güvendiğimiz bir tahmine oynamak istiyoruz fakat 3 maç seçeneği olduğu için oynayamıyoruz. Çok güvendiğimiz tahminimizin Eskişehirspor, Gençlerbirliği maçında 2.5 Üstü seçeneği olduğunu var sayalım.
Oranımız 1.50...
Fakat Eskişehirspor, Gençlerbirliği maçına tek maç oynayamadığımız için 2.5 Üstü oynayamıyoruz.
Bu durumda yapacağımız olay aynen şu şekildedir;
Birinci Kupon:
Eskişehirspor, Gençlerbirliği 2.5 Üstü 1.50
Beşiktaş, Trabzonspor 2.5 Üstü 1.75
Bu iki tahmini kombineleyeceğiz ve toplam oranımız: 2.63 olacak.
Bu kupona 38.10 lira yatıracağız ve getirisi 100 lira olacak.
İkinci Kupon:
Eskişehirspor, Gençlerbirliği 2.5 Üstü 1.50
Beşiktaş, Trabzonspor 2.5 Altı 1.65
Bu iki tahmini kombineleyeceğiz ve toplam oranımız: 2.48 olacak.
Bu kupona 40,40 lira yatıracağız ve getirisi 100 lira olacak.

Toplam olarak sonuca baktığımızda; cebimizde ki 78,50 lirayı kuponlara kullanmış olup 100 lira getiri sağlayacağız.
1.50 orandan çok güvendiğimiz Eskişehirspor, Gençlerbirliği maçında ki 2.5 üstü tahminimize TEK MAÇ gibi oynayıp bu sefer 1.27 orandan kazanç elde etmiş olacağız.

Değişik tahminler ile bu yöntemi uygulayabilirsiniz.
Örneğin; 3.00 orandan bir tahmine çok güveniyorsanız bunu Beşiktaş maçında ki alt ve üst tahminleriyle 2 kupon şeklinde yaparsanız 2.55 orandan kazanmış olursunuz.
Ayrıca bu sistemde ne kadar çok yüksek maliyet uygularsanız o kadar çok kazanç elde etmiş olursunuz.
Başka bir ipucu daha söylemek gerekirse;
Bu şekilde bir kaç sistem uygulayabilirsiniz, Eskişehir maçına 2.5 üstü tahmini ile bir sistem yapar bunun dışında Ankaragücü Gaziantepspor maçında 1.65 orandan2.5 üstü tahminine güveniyorsanız onunla oluşturacağınız sistem ile de 71,36 liraya 100 lira kazanmış olur oranıda 1.40 yapmış olursunuz.

Bol şans... Bol kazanç... ;)

Altuğ AKTAŞ

Globaliddaa.com'da da yayınlanmıştır.
BAŞKA YERDE YAYINLANMASI DURUMUNDA KAYNAK BELİRTİNİZ...

SON DAKİKA: Galatasaray'a 119.000 TL Para cezası + Lincoln'e 1 mac ceza verildi.

Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Galatasaray Kulübü'ne 119 bin TL para cezası verirken, futbolcu Lincoln'ün kırmızı kartının kaldırılması yönündeki talebini de reddetti. Kurul, yaptığı toplantıda, sarı-kırmızılıların, 7 Şubat'ta oynanan Kayserispor maçında Lincoln'ün gördüğü ikinci sarı kart ve buna bağlı olarak kırmızı kartın iptal edilmesi ve cezai uygulamalarının kaldırılmasına ilişkin talebini görüştü ve reddini kararlaştırdı.

Bu arada, aynı maçta Galatasaray'a, stat çimlerinin statüye aykırı şekilde sulanmasından dolayı 5 bin TL, taraftarının neden olduğu saha olayları nedeniyle 5 bin TL ve takım halinde sportmenliğe aykırı hareket nedeniyle 9 bin TL para cezası veren PFDK, kulübün resmi internet sitesinde ''Futbol Federasyonu'nun saygınlığını zedeleyen ve futbolun değerini düşüren sportmenliğe aykırı beyanlarda bulunmaktan'', sarı-kırmızılı kulübe 100 bin TL daha ceza uyguladı. Böylece Galatasaray toplam 119 bin TL para cezası aldı.

Fenerbahce Hacettepespor maçı ile ilgili bilgiler

FENERBAHÇE - HACETTEPESPOR

Fenerbahçe, maç başına 1,7 gol atıyor - 1,1 gol yiyor,
Hacettepe, maç başına 0,6 gol atıyor - 1,7 gol yiyor,
Fenerbahçe, 34 puan topladı - Hacettepe, 11 puan topladı,
Fenerbahçe, son 5 maçında 2 galibiyet, 2 beraberlik aldı - 8 puan topladı,
Hacettepe, son 5 maçında 2 beraberlik aldı - 2 puan topladı,
Fenerbahçe, evinde oynadığı son 5 maçında 3 galibiyet, 2 beraberlik aldı - 11 puan topladı,
Hacettepe, deplasmanda oynadığı son 5 maçında 1 beraberlik aldı - 1 puan topladı,
Fenerbahçe, evinde 23 puan topladı - Hacettepe deplasmanda 3 puan topladı,
Fenerbahçe'nin sahasında iki takım arasında oynanan son 5 maçta;
1 maçı Fenerbahçe kazandı, 4 maçı Hacettepe
İki takım arasında son 2 senede oynanan maçlarda;
Fenerbahçe'nin 1 galibiyet, Hacettepe'nin 1 galibiyeti var, 1 maç berabere bitti.

Bu maçın istatistiki olarak olası sonucu:
%54 Fenerbahçe kazanır,
%20 Berabere biter,
%26 Hacettepe kazanır,
%67 Alt biter,
%33 Üst biter.

İstatistikler sonucu ortaya çıkan Globaliddaa.com tahmini:
9 güvenle Fenerbahçe kazanır @1,17
%52 ihtimalle üst biter
2 güvenle üst biter @1,60

Antalyaspor Galatasaray maçı ile ilgili bilgiler

ANTALYASPOR - GALATASARAY

Antalyaspor, maç başına 1 gol atıyor - 1,4 gol yiyor,
Galatasaray, maç başına 2,2 gol atıyor - 1,2 gol yiyor,
Antalyaspor, 19 puan topladı - Galatasaray, 37 puan topladı,
Antalyaspor, son 5 maçında 2 galibiyet, 1 beraberlik aldı - 7 puan topladı,
Galatasaray, son 5 maçında 3 galibiyet, 1 beraberlik aldı - 10 puan topladı,
Antalyaspor, evinde oynadığı son 5 maçta 2 galibiyet, 3 beraberlik aldı - 9 puan topladı,
Galatasaray, deplasmanda oynadığı son 5 maçında 3 galibiyet, 1 beraberlik aldı - 10 puan topladı,
Antalyaspor, evinde 10 puan topladı,
Galatasaray, deplasmanda 14 puan topladı,
Antalyaspor, evinde oynadığı son 5 maçta, 2 galibiyet, 3 beraberlik aldı,
Galatasaray, deplasmanda oynadığı son 5 maçta, 3 galibiyet, 1 beraberlik aldı,
İki takım arasında son iki senede oynanan maçlarda;
2 beraberlik oldu.
Antalyaspor'un evinde oynanan iki takım arasında ki son 5 maçta;
1 maç berabere bitti, 4 maçı Galatasaray kazandı.

Bu maçın istatistiki olarak olası sonucu:
%20 Antalyaspor kazanır,
%33 Berabere biter,
%46 Galatasaray kazanır,
%60 Alt biter,
%40 Üst biter.

İstatistikler sonucu ortaya çıkan Globaliddaa.com tahmini:
4 güvenle Galatasaray kazanır @1,60
%52 ihtimal ile üst bitecektir,
2 güvenle üst @1,90

Eskisehirspor Genclerbirligi maçı ile ilgili bilgiler

ESKİŞEHİRSPOR - GENÇLERBİRLİĞİ

Eskişehirspor maç başına 1,5 gol atıyor - 1,5 gol yiyor
Gençlerbirliği maç başına 1,3 gol atıyor - 1,5 gol yiyor
Eskişehirin 23 puanı var - Gençlerbiliğinin 20 puanı
Eskişehirspor son 5 maçında 3 beraberlik 1 galibiyet aldı
Gençlerbirliği son 5 maçında 2 galibiyet aldı
iki takımda son 5 maçında 6şar puan topladı
Eskişehirspor evindeki son 5 maçında 2 galibiyet 2 beraberlik aldı
Gençlerbirliği son 5 deplasman macında 3 galibiyet 1 beraberlik aldı
Eskişehirspor evinde 17 puan topladı
Gençlerbirliği deplasmanda 14 puan topladı
Eskişehirspor'un evindeki son 5 maçında 2 galibiyet 2 beraberlik aldı
Gençlerbirliği deplasmanda ki son 5 maçında 1 galibiyet 1 beraberlik aldı
İki takım arasında son iki senede oynanan maçlarda
Gençlerbiliği 1 galibiyet aldı
Eskişehirspor'un sahasında oynanan her iki takım arasında ki son 5 maçta
4 maçı Gençlerbirliği kazandı
1 maçı Eskişehirspor

Bu maçın istatistiki olarak olası sonucu:
%26 Eskişehirspor kazanır
%20 beraberlik
%54 Gençlerbiliği kazanır
%60 alt
%40 üst

İstatistikler sonucu ortaya çıkan Globaliddaa.com tahmini:
4 güvenle Eskişehirspor yada beraberlik @1,32
%59 ihtimal ile üst bitecektir
4 güvenle 2.5 üstü @1,86

Ankaragücü Gaziantepspor maçı ile ilgili bilgiler

ANKARAGÜCÜ - GAZİANTEPSPOR

Ankaragücü maç başına 0,8 gol atıyor - 1,5 gol yiyor
Gaziantepspor maç başına 1,4 gol atıyor - 1,2 gol yiyor
Ankaragücü 15 puanda - Gaziantepspor 30 puanda
Ankaragücü son 5 maçında 1 beraberlik - 4 mağlubiyet aldı
Gaziantepspor son 5 maçında 3 galibiyet 2 beraberlik aldı
Ankaragücü son 5 maçında sadece 1 puan aldı
Gaziantepspor son 5 maçında sadece 11 puan aldı
Ankaragücü evinde ki son 5 maçının 3'ünü kaybetti 2 beraberlik aldı
Gaziantepspor deplasmanda ki son 5 maçının 1'ini kazandı 3'ü berabere bitti
Ankaragücü evinde 3 puan topladı
Gaziantepspor deplasmanda 13 puan topladı
İki takım arasında son iki senede oynanan maçlarda
Ankaragücü 2 galibiyet aldı 1 maç berabere bitti Gaziantepspor 1 kere kazandı
Ankaragücü'nün sahasında oynanan iki takım arasında ki son 5 maçın 2 Sini Ankaragücü kazandı 3'ü berabere bitti

Bu maçın istatistiki olarak olası sonucu:
%54 beraberlik
%26 gaziantepspor
%20 ankaragücü
%74 alt
%26 üst


İstatistikler sonucu ortaya çıkan Globaliddaa.com tahmini:
5 güvenle 02 çifte şans @1,37
%54 ihtimalle alt bitecektir
2 güvenle 2.5 alt @ 1,60

Bundesliga muhtemel 11'ler

1899 Hoffenheim
Hildebrand - Beck, Jaissle, Compper, Ibertsberger - Luiz Gustavo - Teber, Carlos Eduardo, Salihovic - Sanogo, Ba

Bayer Leverkusen
R. Adler - Castro, Henrique, M. Friedrich, Kadlec - Zdebel - Renato Augusto, Rolfes, Barnetta - Helmes, Kießling
----------------------------------------------------------------
Hertha BSC
Drobny - von Bergen, A. Friedrich, Simunic, M. Stein - Ebert, Dardai, Nicu, Raffael - Pantelic, Voronin

Bayern München
Rensing - Lell, Lucio, Demichelis, Lahm - Schweinsteiger, van Bommel, Zé Roberto, Ribery - Klose, Ton
----------------------------------------------------------------
VfL Bochum
Fernandes - Concha, Pfertzel, Mavraj, C. Fuchs - Imhof - Azaouagh, Dabrowski - Epallé - Sestak, Klimowicz

FC Schalke 04

Neuer - Rafinha, Höwedes, Krstajic, Kobiashvili - Engelaar - Westermann, Rakitic - Asamoah, Kuranyi, Farfan
----------------------------------------------------------------
Eintracht Frankfurt
Pröll - P. Ochs, Russ, Vasoski, Petkovic - M. Fink - Steinhöfer, Köhler - A. Meier - Fenin, Liberopoulos

VfL Wolfsburg
Benaglio - Pekarik, Simunek, Barzagli, M. Schäfer - Josué - Riether, Gentner - Misimovic - Grafite, Dzeko
----------------------------------------------------------------
Hannover 96
Enke - S. Pinto, Eggimann, Fahrenhorst, Tarnat - Balitsch, C. Schulz - Rosenthal, Krzynowek - Stajner, Hanke

VfB Stuttgart
Lehmann - Osorio, Boulahrouz, Tasci, Magnin - Khedira, Hitzlsperger - Lanig, Hilbert - Gomez, Marica
----------------------------------------------------------------
1. FC Köln
Mondragon - Brecko, Geromel, Mohamad, Matip - Yalcin, Petit, Pezzoni, Ehret - Radu, Novakovic

Karlsruher SC
M. Miller - A. Görlitz, Drpic, Sebastian, Celozzi - Aduobe - Timm, da Silva, Stindl - Federico - Freis
----------------------------------------------------------------
Werder Bremen
Wiese - C. Fritz, Mertesacker, Naldo, Boenisch - Baumann - Frings, Tziolis - Özil - Pizarro, Hugo Almeida

Borussia M'gladbach
Bailly - Stalteri, Gohouri, Dante, Daems - Bradley, Galasek, Baumjohann - Matmour, Colautti, Marin
----------------------------------------------------------------
Borussia Dortmund
Weidenfeller - Owomoyela, Felipe Santana, Subotic, Y.-P. Lee - Kehl - K.-P. Boateng, Kringe - Hajnal - Frei, Valdez

Energie Cottbus
Tremmel - Radeljic, Cagdas, Cvitanovic, Ziebig - T. Rost - S. Angelov, Skela, Iliev - Rangelov, Jula
----------------------------------------------------------------
Hamburger SV
F. Rost - Demel, Gravgaard, Mathijsen, Jansen - Jarolim, Benjamin - Pitroipa, Trochowski - Guerrero, Olic

Arminia Bielefeld

Eilhoff - Kucera, Mijatovic, Bollmann, Rau - Kirch, Kauf, Tesche, Kamper - C. Katongo, Wichniarek
----------------------------------------------------------------
Globaliddaa.com ve Bahishaberleri.blogspot'dan alıntıdır...

11 02 2009

Beşiktaş ve Genç yetenekler... Serencebey Şubat Sayısı

---kaynak ve yazar belirtmeden başka yerde yayınlanmaması önemle duyurulur---

NOT: Yazı Batuhan'ın Eskişehir'e yeni kiralandığı ve daha maçlara çıkmadığı sırada yazılmıştır.


Şöyle bir yakın geçmişe baktığımızda, acaba Beşiktaş’ın gelecek vadeden ve A takımda oynayan kaç tane yıldızı hatırlıyoruz? Ya da biraz daha konuyu basitleştirmek gerekirse kaç tane dışarıdan transfer edilmiş ve takım ile birlikte yola devam eden genç yetenek hatırlıyoruz? Hadi o’nu da geçelim ve Beşiktaş ile hemen hemen özdeşleşmiş ve Türk Futboluna kazandırılmış yıldız olarak düşünelim…
Aslında bütün Beşiktaşlıların vereceği ilk cevap Nihat olacaktır ama yakın geçmiş olarak düşündüğümüzde 29 yaşında olan Nihat’ı bile sayamıyoruz.

Aklıma birkaç isim daha geliyor. İbrahim Akın, Serdar Özkan, Burak Yılmaz…
İbrahim Akın’ı kazanabilmek için Sergen Yalçın gibi bir yetenek ile yollar ayrıldı. Peki ne oldu? İbrahim Akın, üzerinde çok duruldu ama maalesef kaybedildi.
Burak Yılmaz’da aynı şekilde elden uçan yıldız adayları arasındaydı.
Serdar Özkan ise alt yapıdan yetişti ve her sezon öncesi takım ile kampa gittikten sonra kiralanan yeteneklerden biriydi. En sonunda Ertuğrul Sağlam ile birlikte A takıma kazandırıldı ve artık ilk 11’in değişilmez oyuncusu olmuştu. Fakat futbol yapısı olarak göstermiş olduğu agresiflik ve şahsilik ise belki de yıllardır bu takımdan sürekli kiralanmasıydı. Mustafa Denizli’nin gelmesiyle bulduğu şans biraz azalmaya başladı. Gelecek için üzerinde ısrar edilmesi ve kazanılması gereken bir yıldız daha yaşlanmak ve daha tam yıldız olamadan elden kaçmak üzere.
Belki de bir diğer isim Batuhan Karadeniz olacaktır.
Fakat o’nun hakkında bilinmeyen o kadar çok şey var ki…
24 Nisan 1991 doğumlu olan Batuhan Karadeniz, 1.92 boyunda geleceğin pivot ve bitirici santraforu gözüyle bakılıyor. Beşiktaş’ımızın paf takımı ile çıktığı 89 maçta 226 gol atma başarısını elde eden Batuhan, 2007’de düzenlenen Karadeniz Oyunlarında yıldızını parlattı ve İngiltere’den transfer teklifleri aldı. 2007-2008 sezonunun 3. haftasın da Gaziantepspor’a 90+6 da gol atarak Türkiye Liglerinin en genç yaşta gol atan futbolcusu olarak tarihe geçti. Aynı sezon içerisinde Fenerbahçe maçında boş durumda olan Higuain’e pas vermeyerek golü kaçırmış ve çok eleştirilmişti. Verdiği cevap bile aslında yakışmayacak şekildeydi. “Kral olacaksın, kral yapmayacaksın” ve “Rekorların çocuğuyum” çıkışlarıyla da aslında biraz sivriliğini gösteriyordu.
2008 sezonu sonrası Antalya’da UEFA tarafından düzenlenen Avrupa 17 Yaş Altı Futbol Turnuvasını yerinden izleyen arkadaşlarımdan günde 3-4 defa kamp ve maçlar hakkında bilgi alıyordum ama hep Batuhan hakkında olumsuz yorumlar almam beni üzüyordu. Özellikle maçlardan daha çok kendisi ve yabancı takımların yetkilileri ile daha ilgili olmasına inanmak bile istemiyordum. O zaman aldığım izlenimler sonrasında Schalke’li yetkililer ile yapmış olduğu dirsek temasının samimiyetinden dolayı transfer olacağını bile düşünmeye başlamıştık. Turnuva boyunca göstermiş olduğu oyunsal anlamda olumlu hareketleri sonlara yaklaştıkça kampta şımarık çocuk havasına bürünmüştü. Özellikle 2 gece üst üste odasını terk edip sabaha kadar odasının dışında olduğu bilgisini bile almıştım. Zaten o turnuvanın yarı final maçında penaltılarda Fransa kalecisine penaltıyı atacağı köşeyi gösterip, sonra topu kaleciye nişanlamasının ardından kendisinin bu işi ne kadar ciddi yaptığını düşünür olmaya başlamıştım. Özellikle o maç öncesinde sabaha karşı otel’in lobisinde görülen Batuhan, ayılmak için kahve içiyordu. Maç sonrasına baktığımızda da disco’da neşeli tavırlar ile eğleniyordu. Zaten bu hareketleri Fatih Terim’inde dikkatini çekmiş ve Batuhan’ı sert bir şekilde uyarmıştı.
Acaba bizim gördüklerimizi kendisi ya da Beşiktaş Futbol takımının yetkilileri görüyor muydu? -Hiç sanmıyorum… Zaten Beşiktaşlı yetkililerin görmesine imkan yoktu çünkü bahsetmiş olduğum turnuvada 1 tane kulüpten görevli arkadaş yoktu.
58 defa milli olan Batuhan, kendisine kimleri örnek alıyorsa hiçte iyi yapmıyordu.
Öğrendiklerim, duyduklarım bir yana en son gördüklerim tüyler ürperticiydi. 6 Aralık 2008 tarihinde oynanan PAF takım maçını izlemek üzere Ümraniye Beşiktaş Nevzat Demir tesislerine gittim. Batuhan’da tesislerdeydi ve sahanın çevresinde dolaşıyordu. Özellikle basın tarafından kendisine gösterilen ilgi biraz o’nu yürüyüşlerinde bile farklılaştırma olabilecek havaya sokuyordu. Bir yandan maçı izliyor, bir yandan çevrede ki yaşıtlarına ve A Takımı hedefleyen arkadaşlarına nasıl örnek olacak diye Batuhan’a bakıyordum. Batuhan, ortalıkta olduğu sürece “Forma yollayacağım, sana imza atıp vereceğim, şuraya bırakacağım formayı” tarzında, birazcıkta şımarık tavırlarla etrafta geziyordu. Halbuki çevrede bulunan arkadaşlarına biraz daha örnek olacak davranışlarda bulunmalıydı. Zaten maç bitti ve “Kep Düştü Kel Göründü” derler ya her şey meydana çıktı. Batuhan, bir arkadaşıyla beraber tesis binasının kapılarına doğru ilerledi ve orada bir anda “sigara” yakıp içmeye başladı. Bir an don’a kalmıştım. Sporcu olmasından, Beşiktaşlı ve Milli Sporcu olmasından öte karşımda 1991 doğumlu bir genç kardeşimiz vardı. Sigaranın bir insanın ciğerlerine verdiği zararı hepimiz biliyorken acaba Batuhan bilmiyor muydu? O yaşlarda ve belki daha genç yaşlarda hepimiz bazı şeyleri meraktan olsun arkadaş yüzünden olsun denedik ama bir şekilde doğruyu bulmamız konusunda büyüklerimizden öneriler aldık. Peki, sırayla sormak gerekir ise;
- Ümraniye Beşiktaş Nevzat Demir Tesisleri (ÜBNDT) içerisinde, sporcuları, özellikle genç sporcuları takip eden ve neler yapıyor diye onları gözlemleyen bir görevli yok mu?
Gerçi böyle bir yetkili olsa Batuhan’ı Antalya’da takip ederdi diyeceğim ama orası zaten yetkililerin olması gereken bir tesis.
- O gün Beşiktaş’ın A takımının da maçı vardı en azından tecrübe kazanması için o saatlerde A takım ile birlikte aynı ortamda bulundurulması doğru olmaz mıydı?
- ÜBNDT, yani Beşiktaş’lı bir çok futbolcunun kaldığı tesis içerisinde değil futbolcu, ziyaretçinin bile sigara içilmesine izin verilmemesi gerekmiyor mu?
- ÜBNDT içerisinde hiç mi sağduyulu ve “Batuhan, kardeşim sen ne yapıyorsun” diyebilecek cesareti olan yok mu?
Dediğim gibi her şeyden önce Batuhan, 17 yaşında bir kardeşimiz. Kazandığı paralar yada kendisine gösterilen ilgi belki kendisini şimdiden havaya soktu. Belki bunun vermiş olduğu bir şımarıklık. Belki çevresinde ki arkadaşlarının davranışları da aynı şekildedir. Belki göremiyoruz ama o’na ağabeylik yapması gereken diğer futbolcular da aynı davranışta bulunuyor ve Batuhan’da ağabeylerinden gördüğü gibi hareket ediyor. Hepsi bir yana Batuhan daha 17 yaşında… O; körpe-tazecik ciğerlerine yazık değil mi? Bir Milli sporcunun bu kadar başı boş bırakılması ve dilediği gibi hareket etmesinin sağlanması beni çok üzdü. Beşiktaş’tan öte Türk Futbolu’nun kendisinden beklediği çok şey varken, değil kendisine, biz futbol sever ve futbol bağımlılarına Batuhan’ın bunu yapmaya hakkı yok ve Beşiktaş yetkililerinin de bu kardeşimizi bu kadar başı boş bırakmaya hakkı yok.
Yol yakınken Beşiktaş kulübü yetkililerinin bu işe bir dur demesi ve kontrolü eline alması lazım. Her futbolcunun başına bir yetkili dikmek gerekecek ise bile bu yapılmalıdır. O kişilerin sağlığından öte, Türk Futbolu ve Beşiktaş için maddi, manevi kazancı için bu gereklidir.
Batuhan ve diğerleri birer örnek ve bizim görebildiklerimiz. Peki ya göremediklerimiz…???
Eskişehirspor’a kiralanan Batuhan, en azından İstanbul’a göre gece hayatı ve yaşamı daha sistemli olan bir şehir’e gitti. Tabiî ki öğrenci şehri olmasından dolayı birazcık daha rahat olabilecektir Batuhan ama şuna eminim ki bu çocuğun üzerine Türk Futbolunun geleceğini düşünen herkes düşmelidir.

Altuğ AKTAŞ

---kaynak ve yazar belirtmeden başka yerde yayınlanmaması önemle duyurulur---

Beşiktaş Dergisi Kimin?

Her ay bir Beşiktaş dergisi yayınlanmaktadır.

Her elime aldığımda bu derginin kime ait yada kimin yayın organı olduğunu anlayamıyorum.

Öncelikle baktığımızda ilk 15 sayfa tamamen reklamlardan oluşuyor ve daha sonrasında Sayın Başkan Yıldırım Demirören’in yazısı. Bir sayfa daha çeviriyorum, içindekiler ve öbür sayfada Sayın Çiğdem Hanım’ın yazısı.

Bir derginin sahibi öncelikle okuyucuları daha sonra Yazı İşleri Müdürü/Editörü’dür.

Beşiktaş dergisinin Yazı İşleri Müdürü/Editörü de Sayın Çiğdem Işık’tır.

Ama görüyoruz ki Sayın Başkan’a daha önce yer verildiğine göre derginin asıl sahibi Başkan gözüküyor. Bütün yazılar en son Başkan’ın onayından geçiyor ve daha sonra baskıya giriliyor demek ki.

Orta okul yıllarımızda arkadaşlarımızla kafa kafaya verip hadi dergi çıkartalım derdik. Boş A-4 kağıtlarına karikatürler keser yapıştırır, bulmacalar koyardık. Kendi el yazımızla yazılar yazar 7-8 sayfa bir şey hazırlardık. Sonra bir kırtasiye’ye gider çoğaltırdık. Hatta çıkardığımız hafta hangi takımın Avrupa Kupası maçı var ise onun örgüsünü yapar dergi alana hediye ederdik. İşte böyle amatörce işler yaparak büyümüştük.

Şimdi her ay Beşiktaş dergisini alıyorum ve o yıllar aklıma geliyor. Dergi bana tamamıyla amatörce hazırlanmış bir dergi olarak geliyor.

Öncelikle doğru ve objektif bir şey hazırlanacaksa Başkan ön planda olmamalıdır. Az çok bu işlerden anlayan insanlar o zaman zaten bu derginin baskıya girmesinden önce Başkan’ın okuduğunu anlayacaktır.

Tam 160 sayfalık bir dergiden bahsediyoruz.

1 sayfa Başkan, 2 sayfa içindekiler, 26 sayfa reklam, 4 sayfa Kartal Yuvası ürünleri, 2 sayfa üyelik formu olmak üzere toplam 35 lüzumsuz sayfa…

1 taraftar’ın mesajı yok, derginin piyasaya çıktığı ay oynanacak maçlar ile ilgili bilgi yok, o ayki rakiplerin bir önceki ay oynadıkları maçlar ile ilgili bilgi yok. Bütün branşların o ayki bütün aktiviteleri, maçları yazılmalıdır, her ay belli branşlarda ki sporcuların posterleri, çıkartmaları verilmelidir. Deplasmana gidilecekse tahmini olarak ne zaman ve nasıl yola çıkılacağı bilgisi olmalıdır. Vs.vs.vs.

Bu ve bunun gibi daha bir çok öneri sunulabilir derginin daha cazip hale gelmesi için.

Peki bu önerileri sunmak için kiminle irtibata geçmemiz gerekmektedir?

Derginin gerçek anlamda ki sahibi olması gereken Yazı İşleri Müdürü/Editörü Sayın Çiğdem hanım ile mi irtibata geçmeliyiz? Yoksa bütün yazılardan önce yazısı olan Sayın Başkan Yıldırım Demirören ile mi?

Dergide kendisine ayırdığı yada kendisine ayrılan köşesinde yazan Çiğdem Hanım’ın yazısının altında bir e-mail adresi var ve kendisine karşılıksız olarak bazı önerilerde bulunup daha cazip bir hale gelmesini sağlayabiliriz diye düşünmüştüm ve 15.12.2008 tarihinde e-mail attım kendisine.

Sonuç, hala bekliyorum…

Beşiktaş Dergisi, her dergide olduğu gibi Yazı İşleri Müdürü/Editör’ün kontrolünde olmalıdır ve taktir edenlerde Beşiktaş Jimnastik Kulübüne gönül verenler olmalıdır. Bir başkaları değil…

Altuğ AKTAŞ

Türkiye U21, Ukrayna U21 ile 2 maç yaptı.

İlk maç 2-2 sonuçlanırken ikinci maçı Ukrayna U21 2-1 kazandı.
İki maçta toplam 35 Milli oyuncumuz sahaya çıkmış oldu.
İki maçta aynı gün oynandı. Biri gündüz diğeri akşam saatlerinde oynandı.
Bu sayede bütün oyuncuların form durumları denenmiş oldu.

Costacurta, istifa etti.

2007 yılında futbolu bırakan efsanevi futbolcu Costacurta, 2007-2008 sezonunda Ancelotti'nin yardımcısı olarak antrenörlük hayatına başladı. 2008 sezon başlarında Guiseppe Brucato'nun görev aldığı kulüp olan Mantova'dan kovulmasından sonra Ekim 2008'de İtalya Seria B'de göreve başlayan Costacurta, Brucato'nun başarısızlığının üzerine ekstra bir şey katamadı ve takımı anca düşme potasının 6 puan üstünde, 13. sırada tutabildi.

Altuğ AKTAŞ

Bugün 1. Köprüyü kullanmayın... Fulya aciliyor

Daha önceden yazıp, uyarmıştım...
Tekrar uyarıyorum; Bu akşam Beşiktaş Kulübünün "kaçak" konumunda ki Fulya Süleyman Seba projesi resmi olarak açılıyor.
Açılış saat 18:00 de yapılacak. Bir çok bürokrat bu açılışta olacak. 1 Bürokrat'ın bile sokaklarda gezmesi biz İstanbullular için hayatın eziyet olmasına yetiyor. Şimdi Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere bir'den fazla bürokratın İstanbul'da mesai saati bitimi olan saat 18:00 de, İstanbul'un göbeği ve bütün ulaşımı etkileyecek bir noktada açılış yapacak olmaları, hayatımızı eziyetten öteye belki işkence diye tabir edebileceğimiz bir konuma sokacaktır.
Ortaköy - Mecidiyeköy - Eminönü üçgeninde belli yollar trafiğe kapalı kalırken açık olan yollarda trafikten felç olacaktır.
Benden uyarması; bugün ya saat 16:00 da işten çıkın yada 20:00 de...

Altuğ AKTAŞ

10 02 2009

Chelsea, sezon sonuna kadar Guus Hiddink'e emanet


Chelsea, Scolari'yi gönderdikten sonra %90 oranlar Guus Hiddink ile anlaştı ve sezon sonuna kadar takımı idare etmesi istendi. Aynı zamanda Rus Milli takımını yönetmesinede izin verildiği sızan haberler arasında.

IMKB'nin bugün BJK'den istediği rapor: 2/3 ZARAR

***BJKAS*** BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:

***BJKAS*** BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:
KONU: SERMAYE PIYASASI KURULU'NUN TEBELLUG TARIHI 10.02.2009 OLAN, 04.02.2009
TARIH VE 1084 SAYILI YAZISI ILE ISTENEN ACIKLAMADIR. 30.11.2008 TARIHLI
FINANSAL TABLOLARIMIZDA SIRKETIMIZ OZSERMAYESININ 2/3'DEN FAZLASININ
YITIRILDIGINDEN BAHISLE BIR OZEL DURUM ACIKLAMASI ISTENMEKTEDIR. SIRKETIMIZIN
10.02.2009 TARIH VE 05 NOLU YONETIM KURULU KARARINDA, SPK'NUN 05.09.2005 TARIH
VE 35/1105 SAYILI KARARINDA BELIRTILEN ACIKLAMALAR CERCEVESINDE, SIRKETIMIZ
AKTIFININ 'MAKUL DEGER' YONTEMI ILE DEGERLENDIRILMESI KONUSUNDA KARAR
ALINMISTIR. BU KONU ILE ILGILI OLARAK, BAGIMSIZ DENETIM RAPORUNUN HAZIRLANMASI
VE GEREKLI HERTURLU ISLEMIN YAPTIRILMASI ICIN SIRKET GENEL MUDURU' NUN
YETKILENDIRILMESINE KARAR VERILMISTIR. MAKUL DEGER INCELEMESININ SONUCU AYRICA
BIR OZEL DURUM ACIKLAMASI ILE YATIRIMCILARIN BILGILENDIRILMESI SAGLANACAKTIR. ***BJKAS***


Bu ne demek biliyor musunuz?
Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün Borsa'da işlem gören şirketinin 2/3'den fazlası kaybedilmiştir...
Kazayla 3/3'ü yani tamamı kaybedilse ne olacaktı acaba?
Bir stoperde aranan bütün özelliklere sahip olan Gordon'u transfer ederken borsa'ya bilgi geçen ve anında bjk.com.tr de de açıklayan, Gordon'u bedelsiz gönderip yerine Maradona denebilecek bir oyuncu olan Seric'i transfer ederken borsaya yapılan açıklamayı anında bjk.com.tr de açıklayan, Seric'i bedelsiz gönderip yerine 30 yaşını aşmış ve yine transfer rekoru kırılarak Ernst'in transferini borsa'ya bildirirken anında bjk.com.tr de açıklayan yönetim neden bu yazıyı internet sitesinde yayınlamıyor?
Çeşitli yayın organları ile anlaşıp cep telefonlarına her türlü bilgiyi ve borsa duyurula