26.11.2008

Baros Pembe krampon giyecek

Nike'in yeni kramponu Mercurial Vapor Rosa persembe gunu Ali Sami Yen çimlerinde olacak.
Metalist macında Baros'un bu ayakkabıyı gıyecegı bıldırıldı

Genelde sahalarda pek rastlanmayan bir renge sahip olan yeni Mercurial Vapor Rosa krampon, bağcıkların olduğu bölümü sarmalayan beyaz renkli Swoosh logosu haricinde tamamen pembe tasarlandı.

Leman'ın son kapağı...(Yorumsuz)


İpekoğlu şimdilik Sakarya'da...

Engin İpekoğlu, 1989 yıllında ayrıldığı Sakarya'ya şimdi Teknik Direktör olarak geldi.
Hedeflerinin "bu sezon ligde kalmak. Gelecek yıl Play-Off oynamak, bir sonraki sezon ise şampiyon olmak" olarak açıklayan İpekoğlu, 2,5 yıllık sözleşmeye imza attı.
Başlıkta dediğim gibi "şimdilik Sakarya ile anlaştı".
Federasyonumuz, hem kulüplerin sezon içindeki teknik direktör değişikliklerini, hem de teknik direktörlerin sezon içinde sık sık yer değiştirmesini bir şekilde düzene sokmadığı sürece Sayın Engin İpekoğlu'da şimdilik Sakarya'da görevine devam edecektir...

Not: Geçtiğimiz sezon Bank Asya'da sezonun bitimine 4 hafta kala Kocaelispor ile anlaşmış ve devamında Süper Lig'e çıkmıştı. Hem üstüste başarısız sonuçlar hem de Fortis Türkiye Kupasından elendikten sonra başkan tarafından görevine son verilmişti.

Altuğ AKTAŞ

Fatih Terim kadroyu oturtmaya başladı.

Milli Takımlar sorumlusu Fatih Terim'in daha önceden açıkladığı kafasındaki yeni yapılanmaya geçmeye başladı.
A Milli Takım’da yardımcılığını yapan Oğuz Çetin’i U-21, Müfit Erkasap’ı U-19, Metin Tekin’i U-17 Milli Takımları’nın başına koordinatör olarak atayan Terim, Hami ile yaşadığı bazı sorunlara rağmen onun görevine dokunmadı ve Ümit Milli Takımda kalmasına izin verdi.
Abdullah Ercan’ı ise 16 yaşaltı milli takım'ına gönderen Fatih Terim bunun yanı sıra eski Beşiktaşlı Zeki Önatlı ile Ümit Milli Takım Antrenörü olarak sözleşme imzaladı.
Bu gelişmelerden sonra Fatih Terim'in, yeni yapılanma ile ilgili 1 ay sonra yeniden bir değerlendirme yapacağı açıklandı.


Altuğ AKTAŞ

25.11.2008

U20 Türkiye 1 - Finlandiya 1

Globaliddaa.com sitemizde görevli olan sevgili dostum Onur'un yerinden izlediği maç hakkında aldığım yorumlara göre Türkiye hemen hemen 90 dakika topa hakim olmuş ve organize bir atak sonrasında sağdan içeriye kıvrılan genç millimiz ceza sahasına topu ulaştırarak forvetin kaleci ile karşı karşıya kalmasını sağlamış. 64. dakikada Ömer'in attığı bu gol ile öne geçen millilerimiz 90+3. dakikada ceza sahası çevresinden kazanılan bir frikik sonrası ceza sahası içinde oluşan karambolün devamında Siekkinen tarafından geldi.

Toplam 7 oyuncu değiştirerek bir sistem denemesi yapan U20 Millilerimiz Finlandiya ile ikinci hazırlık maçını 27 Kasım Perşembe günü saat 13:30 da Konya'da gerçekleştirecek.
Bütün futbol severleri tribünlere bekleriz.

Altuğ AKTAŞ

FİFA, Peru'yu uluslararası futbol müsabakalarından men etti.

Hükümet ile futbol federasyonu arasında sorunlar yaşayan Peru, FİFA'nın kendilerine bu sorunu çözmeleri için 21 Kasım'a kadar süre vermişti fakat bu sorunu çözmeyen yetkililer ağır bir ceza aldı;
FİFA, PERU'yu tüm uluslararası futbol müsabakalarından MEN etti.
FİFA'nın üye ülkelerine söylediği en önemli madde; siyasetin futboldan uzak olması fakat Peru futbol federasyonu Başkanlığına Manuel Burga seçildikten sonra, Peru Başbakanı Alan Garcia yaptığı açıklamalar ile ilk müdahelede bulunmuştu ve büyük bir krizi başlatmış oldu. Başbakan'ın, "Manuel Burga'yı tanımıyorum" diye yaptığı açıklamalardan sonra gerginleşen ilişkilerin düzenlenmesi için FİFA 21 Kasım'a kadar Peru Futbol Federasyonu'na süre vermişti fakat gelişmeler olumsuz olduğu için geçici olarak müsabakalardan men kararını verdiler.
19-20 Aralık tarihinde Tokyo'da yapılacak olan durum değerlendirmesi toplantılarından sonra FİFA son ve net kararını verecek.

Altuğ AKTAŞ

TFF kanununda değişiklik yapıldı ve Devlet aradan çıktı.

Fifa'ya üye ülkeler arasında Devlet kontrolünde olan tek federasyon Türkiye Futbol Federasyonuydu ve Haziran ayında yapılan tüzük değişiklikleri sonrası bugün kanunda da değişiklik yapıldı.
FİFA statüsüne uygun olmak için yapılan bu adım kısa sürede oturacaktır. Artık bizim futbolumuzda Devlet tarafından değil tamamen özerk bir anlayış ile TFF tarafından yönetilecektir.

Hayırlı, uğurlu olsun...

Altuğ AKTAŞ

İNÖNÜ Yıkılıyor...-2-

10 Eylül 2008 tarihinde bir yazı yazmıştım...
İNÖNÜ yıkılıyor... demiştim başılığına...
Serencebey Gazetesinde de yayınlanan bu yazım sonrasında telefonla olsun mail ile olsun çok olumlu tepkiler aldım ama tabi ki olumsuz tepkilerde az değildi.
Beşiktaş İnönü Stadı müdürü Sayın Turgut Akhan, Serencebey Gazetesi yönetimini arayarak kendiside yazım hakkında görüşlerini belirtmişti. Öncelikle kendisine yazımı dikkate aldığı için TEŞEKKÜR EDİYORUM.
Fakat tekrar hatırlatıyorum; Ben yazdığım ilk yazıda stadımızın görevlilerini hedef göstermek istememiş, bu sorunların en büyük sorumlusu biz taraftarlar olduğuna dikkati çekmeye çalışmıştım ama bazı kesimler tarafından yanlış anlaşıldım.
Bugün 25 Kasım 2008...
İlk yazıyı yazdığım günden bu yana 75 gün geçti. Bu süre zarfında İnönü stadında 7 maç oynandı.
Yazının gazetede yayınlanma tarihi 10 Ekim. O tarihten bu yana 36 gün ve İnönü stadında 4 maç oynandı.
Bu sefer biraz daha görsel destekler ile yazımı tazeliyorum.

Bu resimlerde de görüldüğü gibi yerlerin çamurluğundan falan bahsetmeyeceğim çünkü bir maçta bunu engellemek çok ama çok zordur bunu kabul ediyorum. Engellenemez değil belki ama çok zor olduğunu kabul etmemiz lazım. Benim takıldığım noktalardan biri hemen hemen her musluğun yanında sabun olması lazımken sadece en başta ki musluğun yanında sabun bulunmaktadır. Düşünsenize en solda ki musluğun boş olduğunu düşünürsek önce en sağdan elimize sabun alıp sonra sola geçmemiz gerekecek o sırada bir başkası sadece elini ıslatmak için musluk başına geçtiğinde eliniz sabunlu bekliyor olacaksınız. Hadi elinizi sabunladınız ve yıkadınız... Sıra kurulamaya geldi... Ya üzerinize kurulayacaksınız yada her şeyi zamana bırakacaksınız...
Tuvalet kısmına geldiğimizde ise pisuvarları çekemedik sonuçta biraz kalabalıktı :) ama duvarlarda yazan duvar yazılarından bahsetmeden geçemeyeceğim. Küçük tükenmez kalemlerle falan yazılmış yazılar değil ya fırça ile yada sprey boya ile yazılmış kocaman hemen hemen boydan boya yazılmış yazılardan bahsediyorum. Üzerine bir kat fırça ile boya vurulmuş ama ışıklar kapalı olsa bile rahat rahat duvarda yazılanlar okunabiliyor.
Duvarlarda bulunan fayanslar kırık bir şekilde duruyor. Köşeler ise zaten örümceklerin yuvası.
Daha fazla resim koyarak konunun vahimliğini daha fazla dile getiremeyeceğim ama ilk yazımda bahsettiğim gibi koltukların yamukluğu, çekirdeklerin yerlere atılması vs gibi durumlar kesinlikle biz taraftarların kendi içlerinde yaptıkları hatalar ve doğal olarakta karşılaşınca şaşırmamamız gereken olaylardır.
Fotoğraflarda görünen örümcek ağları, tozlar, topraklar 1-2 günde oluşacak tipten değil. Uzun vadede oluşmuş olacağını düşündüğüm görüntüler. Ayrıca duvarlarda okuduğum yazıları en azından bir önceki maçta okuduğumuda çok iyi hatırlıyorum.

İlk yazımda yazdığımı tekrar ediyorum;
Yeni stat yapılsa ne değişecek? Biletler 25 ytl yada 250 ytl olsa ne farkedecek?
Öncelikle taraftarlarımızın biraz özverili olması ve biraz da yönetimin özverili olması gerekecek.

Sayın Turgut Akhan, ilk yazımdan sonra Serencebey'i arayarak istediğim zaman stadı gezebileceğimi iletmişti editör arkadaşlara ama stadı istediğimiz zaman gezmek yerine herkesin stadın içine girdiği ve kullandığı bir anda ne durumda olduğunu görmek daha doğru olsa gerek.

Ben suçlu aramıyorum... Ben başka statlarda da maç izliyor ve karşılaştığım bu görüntüleri yanyana koyduğumda çok daha iyi görüntülere layık olduğumuzu düşünüyorum.

X takımın stadında daha dakika 80'i gösterirken temizlik görevlisi bir sürü arkadaş süpürge ve faraşı ile tribünlerin kenarlarına geliyorlar. Maç biterbitmez tribüne çıkıp süpürmeye başlıyor ama bizim stadımızda bunu bile göremiyorum.

Bu yazıları yazıyorsam amacım ne Sayın Turgut Akhan'ı hedef göstermek ne de bir başkasına atıfta bulunmak. Amacım sadece daha modern, daha sağlıklı, daha rahat ve daha iyi bir ortamın içerisinde yer almak.
En kısa sürede iyileştirmelerin yapılacağına inanıyorum. Çünkü hepimiz bunu hakediyoruz.

Altuğ AKTAŞ

UEFA Kupası FİNAL biletleri Aralık'ta çıkıyor.

20 Mayıs 2009 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanacak 2009 UEFA Kupası Finali'nin biletleri 2 Aralık'ta satışa sunulacak. Finalin biletlerinin satışı Süreyya Operası'nda logo ve bilet tasarımı tanıtımının yapılacağı törenin ardından resmen başlayacak. Bilet fiyatları ve satış şekli bu törende kamuoyuyla paylaşılacak.

Kısmetse bende bu organizasyonda yer alacağım. İmkanı olan herkesi bu maçta tribünde, Kadıköy meydanı, Caddebostan sahili ve çevresinde oluşturulacak toplam 3 adet Fan Zone'lara katılmaları ve ilgi göstermelerini bekliyorum.
Bu tarz organizasyonlarda yerel halk olarak ne kadar pozitif olursak o kadar çok organizasyon düzenleriz.

Altuğ AKTAŞ

Sportmen Denizli

Ligde rakiplerinden 5/6 puan fark ile yerini koruyan Beşiktaş, 5 maçın 0-0 bittiği bir hafta rakibini 2-0 ile geçerek zirve yolunda altın değerinde puanlar aldı.
29 Kasım Cumartesi günü 5 puan gerisinde olan Fenerbahçe ile karşılaşacak olan Beşiktaş bu maç öncesi aldığı puanlar ile rahatladı.
Eskişehir maçından sonra Sayın Mustafa Denizli'ye bu maç ile ilgili sorular yöneltildi ama Sayın Mustafa Denizli herkesi şaşırtacak cevabı verdi; "Hepimiz Salı günü (25 Kasım) Fenerbahçenin başarısı için dua edeceğiz ve Fenerbahçeyi destekleyeceğiz. Fenerbahçe'ye tekrar başarılar diliyorum. O maçın sonucu ne olursa olsun hafta sonu oynanacak derbiyi etkilemez."
Skoru, Futbol'u, Oyunu herşeyi bir kenara bırakın. Kolay kolay herkes rakibinin başarısı için dua edeceğiz tarzı bir açıklamayı kameraların karşısında yapmaz.
Profesyonelliği ve sportmenliği ile farkını konuşturan Mustafa Denizli'ye bu tavrından dolayı teşekkür etmek biz bütün spor severlerin borcudur.
Sayın Mustafa Denizli, siz Zeytin Dalı'nı uzatın...Elbet biri tutar...

Altuğ AKTAŞ

21.11.2008

Futbolu bilmeyen adam Vicente Del Bosque...

Vicente Del Bosque futbolu bilmiyor bunu biliyorsunuz değil mi?
Real Madrid'de görev aldıktan sonra Beşiktaş'a gelecek olduğunu duyduğumda çok sevinmiştim. En azından Avrupa futbolunun önde giden bir takımını çalıştırmış hoca geliyordu Beşiktaş'a... Elbet bir şeyler katacaktı takıma.

Sonuçta Real Madrid'de görev aldığı 1999/2003 sezonları arasında 2 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, 2 La Liga Şampiyonluğu, 1 İspanya Süper Kupası, 1 Avrupa Süper Kupası ve 1 Kıtalararası Kupa Şampiyonluğu aldı.

Bunların arkasından Beşiktaş'a gelince tabi ki sevinmemek elde değildi.

Kısa dönem görev aldıktan sonra başarısız ve futbolu bilmiyor gibi atıflarda bulunan yönetim kurulu tarafından Sayın Del Bosque'nin görevine son verildi.

Şimdi Bu futbolu bilmeyen ve Türk halkının çok sevdiği sempatik, göbekli, bıyıklı tavrıyla bizden biri gibi olan Sayın Del Bosque, son Avrupa Kupası Şampiyonu İspanya'nın başına getirildi.

Ve bu futbolu bilmeyen Sayın Del Bosque, İspanya'nın başında çıktığı 2 dostluk, 4 Dünya Kupası elemeleri maçlarının hepsinden galibiyet ile ayrıldı.

20 Ağustos - Dostluk - Danimarka 0 İspanya 3
6 Eylül 2008 - WC2010 - İspanya 1 Bosna 0
10 Eylül 2008 - WC2010 - İspanya 4 Ermenistan 0
11 Ekim 2008 - WC2010 - Estonya 0 İspanya 3
15 Ekim 2008 - WC2010 - Belçika 1 İspanya 2
19 Kasım 2008 - Dostluk - İspanya 3 Şili 0

Şimdi futbolu bilmeyen bu tombul adamın karşısında performansı ile göz dolduran ve yükselişte olan bir Türkiye var.
28 Mart 2009 - WC2010 - İspanya Türkiye
1 Nisan 2009 - WC2010 - Türkiye İspanya

Hani Kazım, Tuncay, Semih, Volkan, Emre ve diğer çocuklarımız iyi oynarda İspanya'dan puan alabilirsek yada yenersek işte o zaman Sayın Del Bosque futbolu bilmiyor diyebiliriz...

Her şey bir kenara bir soru geliyor aklıma ama cevabını bilmediğim...
Acaba Sayın Del Bosque için bu sözleri sarfedenler şuan UTANIYORMUDUR...

Altuğ AKTAŞ

Tarih 23.Kasım.2008 / Yer: İstanbul İnönü Stadı









Tarih 23.Kasım.2008
Yer: İstanbul İnönü Stadı
Maç: BEŞİKTAŞ-Eskişehir

Taraftarların birlik beraberlik sinyalleri çerçevesinde birlik olup toplandığı ve kendi aralarında paralar toplayıp düzenlediği bir organizasyona imza atıyorlar.

Sarı Fırtına Metin Tekin'den, Baki Mercimek'e kadar bir çok eski futbolcu'nun ve Beşiktaş'a gönül vermiş insanların bütçeleri el verdiği kadarıyla destek olduğu projede çok kısa sürede 14.000 ytl toplandı.
Organizasyonun bütün adımları tek tek bütün katılımcılarla paylaşılıyor ve bu paranın yapıldığı harcamaların dekontları ibraz ediliyor.
Buda ayrı bir güzellik katıyor bu birleşime.

Pazar günü İnönü stadı mahşer alanı gibi olacak, bir bayram havası esecek.
Belki de bu sezonun taraftar rekoru, desibel rekoru yeniden kırılacak...

Pazar günü İstanbul'da olan ve güzel bir etkinliğe katılmak isteyenler var ise ne yapıb edip bu organizasyona katılmalıdır.

Beşiktaş-Eskişehir maç bilet fiyatları:

Eski Açık Rakip Takım: 25,00 YTL
Eski Açık: 25,00 YTL
Kapalı Alt: 70,00 YTL
Kapalı Üst: 100,00 YTL
Numaralı Kenar: 120,00 YTL
Numaralı Orta: 150,00 YTL
VIP Alt A-F: 150,00 YTL
VIP Alt B-E: 175,00 YTL
VIP Alt C-D: 200,00 YTL
VIP Üst A-F: 200,00 YTL
VIP Üst B- E: 250,00 YTL
Yeni Açık: 30,00 YTL




Altuğ AKTAŞ

20.11.2008

Olmadı Cemal Aydın...

Sayın Cemal Aydın, Cumartesi günü oynanacak Ankaragücü-Fenerbahçe maçının hakeminin atanmasından sonra bu hakemi cep telefonu ile aradığı tespit edildi ve Cemal Aydın disiplin kuruluna sevk edildi.
Peki sayın Cemal Aydın, bu ülkede değil cep telefonu e-maillerin bile takip edildiği hatta bir masa başında yapılan konuşmalar nedeni ile insanların tutuklanıp hapis yattığını yada göz altına alındığını bilmiyormusunuz? Buna rağmen Fenerbahçe gibi önemli bir rakip ile oynamadan önce nasıl bu kadar büyük bir hata yapabilirsiniz ki?
Yeni göreve gelmiş bir Başkan olsanız belki anlaşılır bir neden olabilir ama Türk Futbolu'na yıllardır hizmet eden bir Başkan olarak bu hareketiniz çok amatörcedir.
Bunun yanı sıra bu tarz davranışınız nedeniyle daha önceki maçlarda bu tarz konuşmaların olup olmadığı yada bu konuşmaların içeriği konusunda akıllarda bir çok şüphe oluşacaktır ki benim oluştu bile...

Geçmiş olsun Sayın Başkan...

Altuğ AKTAŞ

Geçmiş olsun Şenez Başkan

UEFA As Başkanı Sayın Şenes Erzik, geçtiğimiz günlerde Amerika'da kalbinden ufak bir operasyon geçirmiştir.
Kendisine geçmiş olsun diliyorum.
Türk Futbolu için gerçekten çok önemli bir insan kendisi.
Bu arada Amerika'da ki operasyonun bütün masrafları da TFF tarafından kendisine karşı bir jest olarak karşılanmış.
TFF'yi de Sayın Başkan'ı unutmadıkları için tebrik etmek gerek.

Altuğ AKTAŞ

Türkiye-İspanya maçı Kayseri'de oynanacak.

Yapımı halen devam eden Kayseri Kadir Has Stadyumunun açılış tarihi bir kaç defa ertelenirken Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'den bir açıklama geldi. "Fatih Terim ile görüştük ve 14 Nisan'da ki İspanya maçını yeni stadımızda oynayacağız" dedi.
Bu maç için Fifa'ya 14 Ocak tarihine kadar stadı bildirmesi gereken Federasyon'un stadın yağımının gidişhatına göre maçı Kayseri'ye alabileceği doğrulandı.
Bu durumda stadın açılışıda aynı tarihte yapılacak.

Türkiye için gerçekten ciddi bir proje olan Kayseri Kadir Has Stadının en kısa sürede açılması ve kullanılması öncelikle Türk Futbolu'nun vizyonu açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
UEFA kriterlerince 5 yıldızlı statlar arasında Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu ve Atatürk Olimpiyat Statlarının yanına bir stat daha eklemiş olacağız.
Ali Sami Yen stadının inşaatının başlayıp yıllarca sürdüğü gibi bir aksilik Seyrantepe'de yapılan stadın da başına gelmez ise UEFA kriterlerince first class seviyesinde 4 stadımız olmuş olacak.
En kısa sürede bu sayının artması gerekmektedir.
Tüm Avrupa hatta Dünya'nın gözü 14 Nisan'da ki Türkiye, İspanya maçında olacak. Futbolumuzun vizyonu için o stadyum mutlaka yetiştirilmelidir.
Şimdiden hayırlı uğurlu olsun.


Özellikler:
196.000 m² lik arazi üzerine kurulu bir tesis,
90.000 m² lik alan inşaat alanı,
63.517 m² lik alan stat,
26.867 m² lik alan yeşil alan,
32.864 kapasiteli tribün,
Isıtmalı çim zemin,
Üstü açılır kapanır tavan,
Isıtmalı tribünker,
24 adet 16 kişilik loca,
2 adet 23 kişilik loca,
1 adet 80 kişilik cafe,
1 adet 100 kişilik restaurant,
5.000 m² AVM,
1.000 m² Alışveriş merkezi Fun Club,
5.000 m² İdari büro ve UEFA büroları,
52.317 m² 1.785 araç kapasiteli otopark,
4 ayrı takımın kullanabileceği soyunma blokları,
7.200 kişilik kongre ve spor merkezi,
1.500 seyirci kapasiteli Uluslar arası Atletizm standartlarına (IAAF) uygun müstakil atletizm pisti,
1.000 seyirci kapasiteli uluslar arası müsabakalara uygun Hentbol, Voleybol ve Hentbol oynanabilecek spor salonu,
500 seyirci kapasiteli uluslar arası müsabakalara uygun Hentbol, Voleybol ve Hentbol oynanabilecek spor salonu,
Uluslar arası standartlara uygun seyircili kapalı olimpik yüzme havuzu,
2 adet uluslar arası standartlara uygun tribünlü ve soyunma odalı toprak futbol sahası.

Altuğ AKTAŞ

Aman Tanrım hazırlık maçı kazandık.

Avusturya ile yaptığımız hazırlık karşılaşmasında özellikle Tuncay başta olmak üzere Aurelio, Kazım, Sabri ve bir kaç futbolcunun üst düzey performans göstermesi sonrasında maçı 2-4 kazandık.
Tuncay'ın kısa süre önce geçirdiği sakatlık sonrası sahalara formda bir şekilde dönmesi milli takımada yansıdı ve Hat-trick yaptı.
Tuncay'ın moral kazanması için bu tarz çıkışlara ihtiyacı vardı. Tuncay, gol attıkça, attırdıkça performansını arttıran bir oyuncu ve lig maçında da kendisine dikkat edilmesi gerektiğini şimdiden söyleyebiliriz.

Altuğ AKTAŞ

19.11.2008

Tanrının sopası yok, ELİ var

Sene 1986 Meksika Dünya Kupası. Çeyrek Final de iki büyük takım eşleşti ve Maradona unutulmayacak bir gol attı. Maçı Arjantin kazandı. Gol Tanrının Eli olarak tarihe geçti.
Sene 2008 ve Maradona, Arjantin milli takımının başına geçti. İlk rakibi İskoçya.
İskoçya'nın başında bulunan teknik ekip içerisinde tanıdık bir isim var.
Terry Butcher. Bu teknik adam kim der iseniz, 1986'da ki maçta Arjantin'e karşı defans oyuncusu olarak sahaya çıkan bir İngiliz vatandaşı...
Dedim ya Tanrı'nın sopası yok eli var diye, işte bu maç göreceğiz Tanrı'nın elimi daha ağır yoksa sopası mı .... :)
Not: Maç NTVSPOR'dan canlı yayınlanacak.

Altuğ AKTAŞ

18.11.2008

İşte yaratıcı Türk futbol severleri



"Terledim haaa...":)

Hakan Şükür, bir dizi görüşme yapmak için Amerika'ya gitti.

Hakan Şükür, Türkiye'de açmayı düşündüğü spor okullarıyla ilgili olarak görüşmelerde bulunmak üzere Amerika'ya gitti.
Kral'a olan saygımız sonsuz...
Türk futbolunun yaşadığı üst düzey bütün başarılarının altında onun da imzası varken aynı zamanda bütün bu başarılara ulaşırken ki bütün hataların ve beceriksizlerin de altında o'nun imzası var.
Şimdi Futbol'u bıraktı...Ve artık Futbol okulu açmaya karar vermiş...Bunun içinde bazı görüşmeler yapmak için Amerika'ya gitmiş...
Görüşmelerin içeriğini bilmiyoruz ama yapılan açıklamalara göre futbol okulu için görüşmeler yapacakmış.

Şimdi bir iki sorum olacak;
1- Amerika, futbol'da ne zaman söz sahibi oldu?
2- Bir futbol okulu açılacaksa, bu tarz bir alt yapı konusunda ünlenmiş İngiliz Futbolu, Feyenord, Ajax takımları, Alman takımları gibi marka olmuş kulüp ve kişiler ile görüşmeler yapılsa daha doğru olmaz mıydı?
3- ve son soru... Bütün futbol hayatı hatta normal yaşamı boyuncada Hakan Şükür'ün adı bazı uç isimlerle anıldı. Bu satırlarda isimlerini vermek istemediğim şahıslar ile ismi anılan ve kendiside sıksık konuşmalarında bu isimleri sarfeden Hakan Şükür acaba Amerika'ya bu şahıs ve şahısların mı yanına gitti...? Açacağı okullar ile ne gibi bir alakası olabilir acaba bu görüşmelerin...? Son yıllarda Hollanda, Belçika, Fransa olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde okullar açan bu kişilerin eğitimci anlayışlarından mı bir şeyler öğrenmeye gitti acaba...?

Açıkçası ben bir futbol okulu açacak olsam ve bir takım kişilerle görüşecek olsam, ilk gideceğim yer 1990 lı yıllar da Futbol'da adını duyurmaya başlamış ve hiçbir ciddi başarısı olmayan Amerika'lılar olmayacağı kesindir...

Altuğ AKTAŞ

Ayağı takılmış, özür diliyor abisi...

11. Hafta Türkiye Turkcell Süper Lig'de Bursapsor-Beşiktaş arasında artık local derbi oalrak nitelendireceğimiz bir maç oynandı ve 0-0 lık sonuç alındı.
Fakat öyle bir pozisyon vardı ki dillere destan.
Nobre bir anda defansın arkasına sarkmış ve kaleciyle karşı karşıya kalmıştır bu arada en sağ taraftan Tello'nun hızlı bir deparı vardı. Nobre topu soluna çekip kaleciyi çalımladı ama hem biraz ağır olmasından hemde sol ayağının o kadar güçlü olmayışından olsa gerek ki topu kaleye yuvarlayamadı.
Halbu ki kaleciyi çalımlayacağı sırada yerde olan kalecinin üzerinden topu aşırtsa yada hemen sağ taraftan gelen Tello'nun koşu yoluna yuvarlasa topu belki de bu zor deplasmandan Beşiktaş 3 puan ile dönecekti.
Nobre, bu pozisyon sonrasında özür dilemiş ve ayağı takıldığını, zeminin de kötü olduğunu belirtmiş.
Sezon sonunda Şampiyonluk sadece 2 puan ve averaj ile kaçarsa o zaman Nobre'ye bu özürü hatırlatmak zorunda kalmazlar umarım.
Beşiktaş'ta oynayan bir futbolcunun bu tarz bir bahane ile özür dilemeye hakkı yoktur. O pozisyona kadar zaten sahada olan Nobre'nin zeminin kötülüğünü biliyor ve farketmiş olmalı ona göre hareket etmesi gerekirdi ama o pozisyonda zeminin kötü olduğunu farkettiyse yada normal zeminmiş gibi hareket ettiyse bu Nobre'nin hatasıdır ve özür dilenecek bir şey yoktur.
Bu pozisyonları gol yapamazsan transfer döneminde de "özür dileriz seni satış listesine koyduk" derler...
Aman diyorum....

Altuğ AKTAŞ

Beşiktaş'ın deplasmanı kalmadı (Lig 16. hafta da bitiyor)

Bu sezon Süper Lig, 16. hafta da ara verecek ve Beşiktaş kalan maçlarında İstanbul dışına çıkmayacak.
12. Hafta Eskişehirspor - İnönü
13. Hafta Fenerbahçe - Şükrü Saraçoğlu
14. Hafta Ankaraspor - İnönü
15. Hafta Ankaragücü - İnönü
16. Hafta Galatasaray - Ali Sami Yen

Hava değişimine uğramayacak olması, futblcuların ailelerinden ve normal yaşamlarından uzaklaşmaması, yol yorgunluğu çekmeyecek olmaları Beşiktaş için avantaj olabilir.
Mustafa Denizli ile büyük ümitler ile yola çıkarken üst üste alınan puan kayıplarına belki bu 5 haftalık İstanbul maratonunda dur diyebilirler ve yeniden tırmanışa geçebilirler.

Altuğ AKTAŞ

11. Hafta sonrasında TSL Haftanın panoraması

Haftanın Karması:
Ömer (Antalyaspor); Gökhan (A.Gücü), El Saka (G.Birliği), Ömer (Bursaspor), Song (Trabzonspor); Carlos (Fenerbahçe), Selçuk (Fenerbahçe), Hüseyin (Trabzonspor), Murat (A.Gücü); Musa (Sivasspor), Lincoln (Galatasaray)

Gol Krallığı:
Mehmet Yıldız (Sivasspor) 9 Gol
Mehmet Çakır (Ankaraspor) 7 Gol
Sergey Dijehoua (Antalyaspor) 7 Gol

Haftanın Takımı
Ankaragücü

Haftanın Futbolcusu
Murat Hacıoğlu

Haftanın Teknik Direktörü
Ünal Karaman (A.Gücü)

Sarı Kart Cezalıları
Özer Hurmacı (Ankaraspor), Mustafa Keçeli (Bursaspor), Baros (Galatasaray), Amiz Azmy (Hacettepe), Kanfory Sylla (Sivasspor)

Kırmızı Kart Cezalıları
Hakan Özmert (Antalyaspor), Julius Aghahowa (Kayserispor)

Hafta arası futbol'a doyacağız yada ev halkı kavga edecek.

Hafta arasında milli maçlar ve açıkçası belkide çok zevk alacağımız karşılaşmalar var.
Çarşamba 21:30 Avusturya-Türkiye TRT1
Çarşamba 21:30 Yunanistan-İtalya
Çarşamba 21:45 Almanya-İngiltere KANAL A
Çarşamba 22:00 İskoçya-Maradona'lı Arjantin NTVSPOR
Çarşamba 23:00 Guiza'lı İspanya-Tello'lu Şili

Hafta sonu ev halkının maçtan artık kusacağı ve hafta içi rahat rahat televizyon başına kurulduğu bir dönemde saat 21:30 da TRT1 ile başlayıp gece 23:45 sularında NTVSPOR ile televizyonu kapatmak herhalde epey tartışma yaratacaktır.

Altuğ AKTAŞ

Real Madrid, Fener'e talip

Ruud Van Nistelrooy'un sakatlanıp sezonu kapatmasından sonra özellikle biraz Türk basınınında abartısına göre İspanyol basını, Real Madrid'in aradığı oyuncular için bir aday listesi yayınlandı ve Guiza'da bu listenin üst sıralarında yer aldı.
AS ve Marca gibi spor gazeteleri, Real Madrid kulübünün spor direktörü Pedja Mijatoviç'in, öncelikli olarak Hernan Crespo (İnter), Diego Milito (Genova), Mauro Zarate (Lazio), Klass Jan Huntelaar (Ajax) ve Mario Gomez (Stuttgart) ile birlikte Guiza'nın isimleri üzerinde durduğu söyleniyor.


Bunun yanı sıra Real Madrid, üst üste aldığı başarısız sonuçlar sonrasında Alman çalıştırıcı ile yollarını ayıracağı gibi bir dedikoduda kulislerde yüksek hatta çok yüksek sesle yankılanmaya başladı.
Bilin bakalım hoca adayları arasında kim var...
Aragones...
Şöyle arkamıza yaslanıp düşündüğümüzde aslında hiçte yanlış bir adım olmaz herhalde...
Düşünsenize, kariyeri boyunca İspanya dışına sadece maç yapmaya çıkmış bir hoca (Aragones) ve ilk İspanya dışında ki tecrübesinde yaşadığı başarısızlık, bunun geri dönme tetikleyicisi olabileceğini düşünüyorum. Birde tabi şu açıdan bakmak lazım; ben hoca olsam Fenerbahçe yada Beşiktaş'ın başındayken beni Real Madrid'den isteseler bavulumu bile toplamadan ilk uçakla giderim...
Guiza'ya gelince, büyük umutlar ile transfer edildi yada Aragones transfer ettirdi ama hep şu unutuldu. Aragones, İspanya milli takımında bile Euro2008'de Guiza'yı ilk 11 çıkarmadı ve hep son anlarda oynattı. Şimdi ise bütün başarısız grafiğine rağmen ilk 11 ısrarında devam ediyor.
Guiza'nında İspanya'ya dönmeyi tercih edecek olması benim için sürpriz olmaz ama Real Madrid bu parayı Guiza'ya verir mi oda ayrı konu...

Altuğ AKTAŞ

Maskaralık - alıntıdır -





Catania, Torino'yu 3-2 devirirken, Mascara hat-trick yaptı. İtalya'yı ayağa kaldıran ise Catania'nın attığı frikik golü. Torino baraj yapıyor, Mascara topun başında, kaleci barajı ayarlamış, gözünü topa dikmiş ve... 4 Catania'lı oyuncu barajın arkasına depar atıyor, biri şortunu indiriyor ve çekiyor. Sonra da ofsayttan kaçıyorlar arsız çocuklar gibi. Kaleci noluyoruz lan derken; Mascara topu filelere yolluyor. Hakem komitesi başkanı Collina "Bunun için bir kural yok, ofsayt değildiler" demiş. Ne yapsın adam. Maskaralık işte...

http://acetobalsamico.blogspot.com/ adresinden alıntıdır.

17.11.2008

MUSTAFA HOCA’nın BEŞİKTAŞ’ı


MUSTAFA HOCA’nın BEŞİKTAŞ’ı

Bursaspor 0 – Beşiktaş 0

Acaba bu skor Beşiktaş’a yenilmeyen Bursaspor’un mu başarısıydı yoksa Bursa gibi zor bir deplasmandan puan alan Beşiktaş’ın mı?
Ya da farklı bir pencereden bakalım;
Mustafa Denizli’nin sahaya sürdüğü takım ve taktiğin mi başarısıydı ya da başarısızlığı?
Sol ayağının iyi olmadığını bile bile kaleciyi çalımlayıp topu soluna çeken Nobre’nin topu kaleye yuvarlayamayışımı hataydı?
Her şeyden öte benim anlamadığım şey Bursaspor gibi zor tanımlanan ve taraftarlarının bile götürülemediği deplasmana çift forvet ne kadar doğruydu? Aslında çift forvet çıkmak doğru olabilir tabiî ki ama peki daha sonra bu iki golcüyü de oyundan çıkartıp yerlerine Bobo ve Serdar Özkan’ı almak ne kadar doğruydu? Buda yapılmayacak bir değişiklik değil ama kısa bir süre sonra bu sefer Batuhan’ı almak doğrumuydu?
Her ne kadar futbolu rakamlar üzerinden konuşmayı sevmesem de maça 4-4-2 başlayan takımı daha sonra 4-5-1 e döndürüp devamında da yeniden 4-4-2 ye dönmek taktiksel açıdan doğrumuydu?
Beşiktaş gibi şampiyonluğu hedefleyen bir takımın hocasının bu deplasmandan puan değil puanlar almak üzerine bir oyun kurgusu kurmasını beklerdim.
Puan durumuna baktığımızda Beşiktaş iyi yolda gözüküyor fakat nereye kadar? Bu anlayışla nereye kadar sürecek?
Lig Tv yorumcusu Mustafa Denizli, Holosko’nun sağda oynamaması ve serbest oynaması gerektiğini savunuyordu ve Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli’de göreve gelir gelmezde bunu uyguladı. Peki o zaman Bobo ve Nobre’den birini harcamış olmuyor musunuz Mustafa Hoca’m.
Halbuki Bursaspor yorulmaya başladığı sırada iki forvetinizi de çıkarmak yerine orta sahadan Ekrem yada İbrahim Toraman’ı çıkartıp yerine Bobo’yu alsanız ve diri bir Bobo ile en azından rakip defansı yıpratıp diğer iki forvet ile şans bulamaz mıydık?
Nobre, Holosko, Bobo ileride oynasa arkalarında Tello ve Delgado oynasa, sağda Serdar Özkan, solda İbrahim Üzülmez oynasa o zaman yorulmuş olan Bursa’yı yenip 3 puan ile dönemez miydik?
Unutmamak lazım ki Beşiktaş için 1 puan ne kadar önemliyse 3 puan çok daha önemlidir. Puan durumuna baktığında hiçte kötü bir yerde değil Beşiktaş ama unutmamak lazım ki Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarını daha oynamadı Beşiktaş ve o maçlara kadar olabildiğince az puan kaybetmelidir. Açık konuşmak gerekirse Pazar günü sahada oynanan oyun ile derbilerden hiç ümidim bulunmamaktadır. Umarım yanıltırsın beni Mustafa Hoca’m.

Altuğ AKTAŞ

14 Kasım Fotomaç İddaalıyız da tutan kupon

ALTUĞ AKTAŞ FRANSA
332 Auxerre-Sochaux 2.5 Altı 1.35
334 Le Mans-Valenciennes 1 1.50
335 Marsilya-Lorient 2.5 Üstü 1.60
Oran: 3.24

Ayrıca yapılan 8 tahminin 7'si tuttu.

11.11.2008

BİR DÜNYA DERBİSİ DAHA BİTTİ

BİR DÜNYA DERBİSİ DAHA BİTTİ

Fenerbahçe 4 – Galatasaray 1

Basınımızın ve spor severlerin Dünya Derbisi olarak nitelendirdiği Fenerbahçe, Galatasaray maçını geride bıraktık ve kendimizi de kandırmaya devam ediyoruz.

http://www.footballderbies.com/ internet sitesinde ki listeye göre şehir derbileri arasında bu iki takımın karşılaşması 1. sırada gözüküyor. Fakat bazı noktaları atlıyoruz. Derbi kelimesinin sözlük anlamı; aynı şehirde bulunan takımların mücadelesidir. Bu durumda Kasımpaşa, Fenerbahçe maçı da bir derbidir fakat bunu ne sporseverler nede basınımız ayrımını yapabiliyor. Üstelik Beşiktaş, Trabzonspor maçını da Derbi olarak gösteriyorlar.

Kendimizi kandırdığımızın başka bir göstergesi de apaçık bir şekilde yüzümüze vurulmaktadır. UEFA’nın resmi internet sitesinde bu büyük maç ile ilgili 1 tane haber yayınlanmamıştır fakat Anelka’nın –biri dizine çarparak- 2 golü, Eto’o ve Hüguain’in 4’er gol atması, 4-1 biten Norveç kupası hakkında haberleri, Bayern Munih’in, Schalke’yi 2-1 yenmesi gibi bir çok haber yayınlanmıştır fakat bizim Dünya derbisi olarak nitelendirdiğimiz Fenerbahçe, Galatasaray maçıyla ilgili bir haber yayınlanmamıştır.

Halbuki bir Celtic, Glasgow Rangers maçı oynanıyor olsaydı yada AC Milan, İnter Milan maçı oynanmış olsaydı ve maç 4-1 bitseydi o zaman her yerde nasıl haber döndüğünü görürdünüz.

Türkiye’de futbol, spordan daha çok bir yaşam biçimi haline gelmiştir ama bu bazı insanlara ve çevresine zarar vermektedir. Bunun son örneğini bu maçta da gördük. Bir yönetici ayağa kalkıp diğerine el hareketiyle birlikte bağırarak “nasıl g… “ diye bağırıyor. Tabiî ki herkes taraftar olabilir ve coşkusunu, üzüntüsünü içinde yaşayabilir ama yöneticilik konumuna gelen insanlar biraz daha dikkat etmelidir. Binlerce insan onların hareketleriyle adımlarını şekillendirirken o örnek olacak olan yönetici bu tarz hareket yapmamalıdır. Kendine hakim olamıyorsa o zaman göz önünde olmayacağı bir ortamda maçı izlemelidir. Öyle bir taraftar olgusu var ki ülkemizde; 6-0 lık maçtan sonra yenilen başkan’ın diğer başkanı tebrik edip tokalaşması bile ülkemizde eleştirilmiştir. Halbuki ne kadar modern ve dost hane bir davranıştı.

Kadıköy’de maç günü Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi aynı sokak üzerinde yan yana yürürken bir yöneticinin bu şekilde davranış göstermesi çok yanlıştı. Gerçi biz Viski şişesi fırlatan, küllük kıran, kendini eleştiren ve bağıran insanların gözünü korkutmak için etrafına bir sürü insan yerleştiren yöneticilerde gördük.

Avrupa’da oynayan bir Türk futbolcusuna soruyorlar; “Başkan’ı ne zaman gördün?” verdiği cevap çok ilginç; “sadece imza atarken”. Halbuki ülkemizde nasıl; her maç öncesi, sonrası kamera kamera dolaşıyorlar ve açıklamalar yapıyorlar.

Eğer gerçekten dünya derbisinin ülkemizden bir maçın olmasını istiyorsak öncelikle yöneticilerimizin tavırlarını değiştirmeliyiz.

Fenerbahçe, Galatasaray maçları 100 senedir oynanıyor ve top döndükçe de oynanmaya devam edecek ama bir çok yönetici görevi bitince gidecek bu nedenle hem ülke futbolumuzu hem de uluslar arası saygınlığımızı kazanmak için biraz kendimize çeki düzen vermeliyiz.


Altuğ AKTAŞ

3.11.2008

31 Ekim Fotomaç İddaalıyız'da Tutan Kupon

ALTUĞ AKTAŞ SÜPER LİG

153 Büyükşehir Bld. Spor-Trabzonspor 2.5 üstü 1.60
266 Eskişehirspor-Fenerbahçe 2.5 üstü 1.40
613 Galatasaray-Gaziantepspor 2.5 üstü 1.40
3.14

30.10.2008

28 Ekim Fotomaç İddaalıyız'da Tutan Kupon

ALTUĞ AKTAŞ İDEAL KUPON
126 Wolfsburg-M’Gladbach 1 1.35
511 E.Frankfurt-B.Münih 2 1.35
543 Roma-Sampdoria 1 1.45 ?
554 Arsenal-Tottenham 2.5 Üstü 1.55
Oran: 4.10

Roma maçı ertelendiği için 2.83 orandan kupon tutmuştur.

21 Ekim Fotomaç İddaalıyız'da Tutan Kupon

ALTUĞ AKTAŞ BANKO

114 Elfsborg-Trelleborg 1 1.25
212 B.Münih-Fiorentina 1 1.50
331 Bordeaux-Ecomax Cluj 1 1.45
Oran: 2.72

22.10.2008

Değil Fenerbahçe, Türk futboluna hakarettir; Arsenal'a karşı 6-7 pozisyon bulduk...

Fenerbahçe, tam 15 maçtır Kadıköy'de yenilmiyordu...
Taki karşısına Arsenal çıkana kadar...
Daha doğrusu Aragones çıkana kadar...
Neden Aragones çıkana kadar?
Arsenal, İstanbul'a geliyor ve maç bitiminde skor 2-5...
Peki maç sonrası yapılan açıklama ne;
"Arsenal'a karşı 6-7 pozisyon bulduk, onlardan daha çok gol pozisyonuna girdik"
Ey sevgili EURO2008 şampiyonu İspanya'nın hocası Sayın Aragones...
Fenerbahçe, 2007-2008 sezonunda Şampiyonlar Ligin'de ilk 8 takım arasına girdi...
Kadıköy'den ne Chelsea, ne Sevilla, ne İnter çıkabildi...
Beşiktaş, Liverpool'u yendi...
Avrupa'nın dev takımları Galatasaray'la eşleştiğinde korkuyordu...
Sen şimdi çıkıp biz Arsenal'a karşı 6-7 pozisyon bulduk diye nasıl kendini avutabilirsin ya da ayıbını kapatmaya çalışırsın...
Türk futbolu pozisyon bulduğu için kendini avutma günlerini geçeli nerdeyse 15 sene oldu Sayın Aragones...
Siz herhalde o senelerde Türkiye'ye tatile gelmiştiniz o zaman görmüştünüz Türk takımlarını ve hala orada kaldınız...
Kadıköy'de dizleri titreyen, topu ayağına aldığında paniğe kapılan İnter'li futbolcular değilmiydi?
İnönü'de maça konsantre olamayıp dönüp tribünleri izleyen Liverpool değilmiydi?
UEFA Kupası sahibi Sevilla değilmiydi Kadıköy'de zorlanan...

Arsenal karşısında 6-7 pozisyon bulduk gibi talihsiz bir açıklama yapmak senin ne haddine...
Arsenal ne ki?
İngiltere Premier Lig'in üst düzey takımlarından ve Avrupa'da söz sahibi olan takımlarından biri peki ya Fenerbahçe ne?

Sen değil Fenerbahçe, bu sözlerinle Türk futboluna hakaret etmiş bulunuyorsun...
Kadıköy'de tam 15 maçtır yenilmedi bu takım...
Dön bir say bu takımlar hangileri...

30 Eylül 2008 Dinamo Kiev 0-0
27 Ağustos 2008 Partizan 2-1
30 Temmuz 2008 MTK 2-0
2 Nisan 2008 Chelsea 2-1
20 Şubat 2008 Sevilla 3-2
12 Aralık 2007 CSKA 3-1
7 Kasım 2007 PSV 2-0
19 Eylül 2007 İnter 1-0
15 Ağustos 2007 Anderlecht 1-0
14 Şubat 2007 AZ Alkmar 3-3
13 Aralık 2006 Frankfurt 2-2
23 Kasım 2006 Palermo 3-0
14 Eylül 2006 Randers 2-1
23 Ağustos 2006 Dinamo Kiev 2-2
26 Temmuz 2006 B36 4-0
23 Temmuz 2005 Milan 0-4

1000 küsür gün, 15 maç ve bir çok Avrupa'da büyük takım bu stattan çıkamadı Sayın Aragones...
Biraz geçmişi araştırıp bir takımı yönetelim yada açıklamalarımızı buna göre yapalım...

Altuğ AKTAŞ

13.10.2008

10 Ekim Fotomaç İddaalıyız'da Tutan Kuponlar


ALTUĞ AKTAŞ BANKO 1
311 İsviçre-Letonya 1 1.35
321 Macaristan-Arnavutluk 1 1.30
326 Türkiye-Bosna Hersek 1 1.30
333 Sırbistan-Litvanya 1 1.30
Oran: 2.97

ALTUĞ AKTAŞ BANKO 2
313 İngiltere-Kazakistan 1 1.45
315 Galler-Liechtenstein 1 1.30
323 Danimarka-Malta 1 1.30
345 Estonya-İspanya 2 1.30
Oran: 3.19

Beşiktaş'ın bataklıktaki finansal durumu açıklandı...

Geçtiğimiz hafta sonu yapılan Divan Kurulu Toplantısın da Beşiktaş'ın şuan ki borcu açıklandı;
Denetleme Kurulu Başlanı Alper Kuş, Divan Kurulu Toplantısın da denetleme kurulunun raporunu aktardı,
Sayın Alper Kuş, Beşiktaş Jimnastik Kulübünün şuan için güncel borcunun 115,6 milyon ytl olduğunu açıkladı. Ayrıca bu borcun 50,6 milyon ytl'sinin Sayın Yıldırım Demirören'e ait olduğu açıklandı.
Beşiktaş'ın bu kadar borcu varken,
Sinan Engin'e görevde olmamasına rağmen 7 ay için 350 bin eur,
Mustafa Denizli'ye kalan 28 hafta için 1,5 milyon eur ödeme yapılacak.
Tabi birde futbolcuların transfer, prim alacakları olacak.
Sayın Mustafa Denizli'ye aylık yaklaşık olarak 350 bin ytl verilecektir.
Halbuki Sayın Ertuğrul Sağlam'ın aylık maaşı 150 bin ytl idi.

Yönetim göreve geldiği 2004 yılının Mayıs ayında Beşiktaş Jimnastik Kulübünün borcu 17 milyon dolardı. Yaklaşık olarak 24,2 milyon ytl. 4,5 yıl sonunda bugünkü borç 115,6 milyon ytl. Arada 91,4 milyon ytl fark var. Her geçen yıl yaklaşık olarak 20 milyon ytl borcunun üstüne borç katıyor Beşiktaş.

Acaba hangi şirketin yönetim kurulu, yılda borcunun üstüne 20 milyon ytl borç katmaya devam ederken görevinede devam eder?

Bunun yanı sıra Fulya Projesi deniyor, en zengin kulüp olacağız deniyor ama şuan devam eden bir mahkeme var ve bu davada son viraja girildi; hakim ısrarla anlaşma şartları ve sözleşmeyi istiyor fakat sözde Beşiktaş avukatı (!) bu belgeleri vermiyor. Hakim son kez evrak talebinde bulundu ve evraklar gelmez ise herşey geçersiz sayılacaktır kararını verdi. Bu durumda hangi zengin kulüp Beşiktaş olacaktır? Avukat neden sözde avukat, çünkü Beşiktaş'ın avukatı değil. Dışardan vekalet verilen bir avukat. Yönetimde avukatlık anlamında üst düzey isimler varken bile bu davada hiçbir şekilde boy göstermediler. Bunlar açıkçası Beşiktaş'ın nereye gittiğini göstermektedir.

Sayın Yıldırım Demirören, çoçuklarının rıskını kulübe vermeye devam etmektedir ama sadece kendisine ve büyük Demirören'e sorarım;
Demirören Holding bünyesinde bulunan bir şirketin, 4,5 yılda borcunu 24,2 milyon ytl'den 115,6 milyon ytl'ye çıkaran yani yaklaşık olarak 4,5 yılda borcunu 5 e katlayan bir yönetim kurulu hakkında nasıl bir yaptırımda bulunurdunuz? Ayrıca 115,6 milyon ytl olan bir şirketinizde ne gibi önlemler alırdınız?

Altuğ AKTAŞ

10.10.2008

"Zihnen çok yoruldum"

7 Ekim 2008 Salı sabahı Sayın Ertuğrul Sağlam'ın istifasından sonra yönetime istifasını sunan Sinan Engin'in istifası yönetim kurulu tarafından kabul edilmemişti. Bunun üzerine demeçler vermeye ve çalışmaya (!) başlayan Sinan Engin, verdiği demeçlerde de yabancı hocanın geleceğini ifade ediyordu.
Fakat 9 Ekim Perşembe günü Mustafa Denizli'nin, yani bir yerli hocanın kulüp ile anlaştığı resmi olarak duyurulduktan sonra Sayın Sinan Engin istifasını verdi. Bu istifayı verirken "Zihnen çok yoruldum. Devam etmek istemiyorum" dediği öğrenildi.
Acaba buarada ki yorgunluğu nasıl gerçekleşti kocaman bir soru işareti...
Asıl önemli olan 10 Ekim Cuma günü spor gazetelerinde çıkan habere göre Sinan Engin'in istifa ettiği fakat mayıs ayına kadar maaşının kendisine ödeneceği ifade edildi.
Sinan Engin'in maaş'ı yaklaşık olarak aylık 45 bin ytl...
Kaba bir hesapla 85 asgari ücretli Beşiktaş'lının aldığı maaşın toplamı kadar bir maaş...
Göreve devam etse asla maaşını sorgulamayız ama hem görevinden istifa edecek hemde nasıl 7 ay boyunca maaş alacak?
Bu dönem boyunca TV8'de ki eski görevine yada LİG TV'de boşalan koltuklardan birine geçse Sinan Engin ve oradan da maaş alsa bu çift maaş adaletmidir?
Beşiktaş'ın hala milyonlarca dolar Sayın Başkan'a borcu varken 7 ayda toplam 315.000 Eur çalışmayan bir insana maaş ödemek adaletmidir?
Daha önceden yazdığım "Kartal'ın 2.5 milyon Euro'su KUŞ oldu", "Beşiktaş'ın gerçekleri" ve Sinan Engin'e hitaben yazdığım "Vizyonu küçük, hedefi olmayan yönetici", yazılarımda bahsettiğim olaylar yoksa gerçekmiydi?
Beşiktaş'ın gerçekleri yazımda, Başkanın;
"Bonservisleri adam başı 4.5 milyon Euro. Ben gittim, pazarlığını kendim yaptım ve aldım. Yaptığım pazarlık hakkında konuşanın 'futbolcular pahalı' diyenin, onu diyenin, bunu diyenin alnını karışlarım. Bir daha söylüyorum alnını karışlarım. Herkes haddini bilsin."
sözlerinin üzerine, Udinese kulübünün Sivok için 1 milyon eur, Zapo için ise 2 milyon eur bonservis bedeli aldığını açıkladığını duyurmuş ve bunun üzerine yazmıştık.
Kartal'ın 2.5 milyon Euro'su kuş oldu yazımda ise, Sayın Sinan Engin'in;
“Schildenfeld gerçek bir stoperde aranacak bütün niteliklere sahip. Takımızda yeralmasından memnuniyet duyuyoruz.”
sözlerine hitaben 6 ay içinde sadece 7 kere ilk 11'de sahaya çıkan bir futbolcunun Beşiktaş'a maliyetinden bahsetmiştim.
Diğer yazımda ise Sinan Engin'in;
"Bizim için önemli olan Turkcell Süper Lig şampiyonluğudur. Avrupa'da da gidebildiğimiz kadar gideceğiz."
sözlerine hitaben istifaya davet etmiştim.

Şuraya bakın... Ümraniye Nevzat Demir Tiyatrosunda bilmem kaç perdeli kaberesi sahneleniyor... Bu takımın menajeri hedeflerinin Turkcell Süper Lig Şampiyonluğu olduğunu ve UEFA'da da gidebildikleri yere kadar gitmek olduğunu ifade ediyor fakat elendikleri anda Teknik Direktöre yükleniyor. E hedef TSL şampiyonluğu değilmiydi? Peki ligde pozisyon ne? Fenerbahçe'nin 8, Galatasaray'ın 3 puan önünde ve liderin 2 puan arkasındasın. Bu durumda Teknik Direktörü istifaya mecbur bırakıyorsun.

Beşiktaş kulübü hızlı bir şekilde borçlanmaya devam ediyorken yönetim kuruluna Ertuğrul Sağlam'dan sonra istifasını verip kabul edilmeyen fakat 2 gün sonra Mustafa Denizli gelince istifası kabul edilen Sayın Sinan Engin'e ayda 45 bin euro vermek doğru bir adımmıydı.

Ertuğrul Sağlam'ın daha sözleşmesi devam ediyordu. O da istifa etti. Acaba o maaşını almaya devam edecekmiydi? HAYIR...
Peki neden Sinan Engin maaş almaya devam edecek?
Burada başka nedenler mi var?

Eğer haberler yanlış ise, Sinan Engin 7 ay boyunca çalışmadığı kulüpten maaş almayacaksa bu haberleri çıkıp yalanlaması lazım.

Eğer haberler doğru ise, 7 ay boyunca çalışmayan adama 45'er bin eur maaş verecek olan yönetim kurulu önce bunun hesabını vermeli sonrada çekip gitmelidir...

Ben ayda 85 tane asgari ücretle çalışan Beşiktaşlıların kazandığı paranın toplamını çalışmadan, oturduğu yerden kazanan biri ile aynı camia altında olmaktan utanırım... Bu parayı verecek olanlar acaba utanır mı?

Altuğ AKTAŞ

9.10.2008

Mustafa Denizli tüm camiaya hayırlı olsun

Ertuğrul Sağlam'dan boşalan teknik direktör'lük koltuğuna Mustafa Denizli getirildi.
2004 Mayıs ayından bu yana Yıldırım Demirören yönetiminde (3. yerli) 5. hocasıyla anlaşmış oldu.
Öncelikle bu gelişmenin tüm camiaya hayırlı olsun. Bu operasyonun tutup tutmayacağını ilerleyen maçlarda göreceğiz.
ama şunu unutmamak lazım ki; tutamayacağımız sözleri yada arkasında duramayacağımız cümleleri asla sarfetmemeliyiz.

Konuştuklarını unutuyorsan susacaksın demiş atalarımız...

Çok eski değil...6 Aralık 2007 tarihinde Lig Tv'ye katılan Sayın Yıldırım Demirören yaptığı açıklamada; 'Ben olduğum sürece Mustafa Denizli ve Samet Aybaba bu takımda olamazlar' demiştir ve bunu ifade ederken 2000 yılında'da aynı şeyi söylediğini hatırlatmıştır. 'Ben bunu 2000 senesinde de söyledim. Samet Aybaba bu takımın başında başarılı olmadı, bu nedenle onu istemiyorum.' Bu sözlerin sarfedildiği 6 Aralık 2007'de ki 2'ye 1 adlı programın bantları yayıncı kuruluş Lig Tv'nin arşivinde mevcuttur. Oradan istenip tekrar izlenebilir ve bu sözler tespit edilebilir.

Sayın Başkan size sorularım var;
1- 6 Aralık 2007'den bu yana ne değiştide Mustafa Denizli'yi göreve getirdiniz? Madem Mustafa Denizli'yi göreve getirecektiniz neden bu tarz sözler sarfettiniz.
2- Mustafa Denizli, başarısız olursa onuda gönderip yerine Samet Aybaba'yı mı getireceksiniz? Yoksa önümüzde ki genel kurulda Başkanlık vaadiniz Samet Aybaba'mı olacak?
3- 2000 senesinde de aynı sözleri sarfettiğinizi 2007'de söylemiş ve Samet Aybaba'nın takımda başarılı olmadığı için siz olduğunuz sürece göreve gelemeyeceğini belirttiniz. Peki 2004 Mayıs'ından bu yana sizin ne başarınız var da hala görevdesiniz? Yani 1 kere başarısız olanı göreve getirmeyeceğinizi söylüyor fakat 4 yıldır başarısız olan kendinizin görevde kalmasına izin veriyorsunuz?

Sadece istediğim bu 3 soruya cevaptır...

Altuğ AKTAŞ

7.10.2008

Kimler gitti, kimler kaldı...

YORUMSUZ


Beşiktaş'ın attığı bir gol sonrası kulübede ki sevinç görüntüsü...
Bu fotoğrafı UEFA internet sitesinde Ertuğrul Sağlam'ın istifa haberini yayınlarken kullanmıştır.

Ertuğrul Sağlam, istifasını açıklarken bir cümle kullanmıştır;
'icimizde, biz sevinirken üzülenler, biz üzülünce sevinenler var'

Padişah'ım sen çok yaşa!!!

Çok eski olmamakla birlikte geçmiş yıllara gittiğimizde karşımıza hep farklı yönetici kimlikleri çıkıyor. (Siyasi anlamda)
Roma, Bizans, Osmanlı vs. yönetimlerde hep en üst noktaki insanlar başarıların, büyük hedeflerin mimarları olmuşlardı.
Savaşlar, Fetihler yapılmış, bunlar 1 kişiye adanmıştır ama o kişi er meydanına bile çıkmamıştır.
Tarihte asla her savaş, her mücadelenin kazanıldığı görülmemiştir.
Savaşlar kazanıldığı gibi kaybedilmeye başlanıyor ve devamında kaybedilen topraklar, kaybedilen canlar oluyordu. Bunun üzerine halk ayaklanıp baş gösteriyor, direnmeye başlıyor fakat en üst nokta'da bulunan Padişah bu baş kaldırışları susturmak için 1 kişinin kellesini uçuruyor yada topraklardan uzaklaştırıyordu.
Halk, rahatlamış bir şekilde bu sefer 'Padişah'ım Çok Yaşa' demeye başlıyordu.
Peki başarılarda olduğu gibi neden başarısızlıklarda da en yukarıdaki insan kendisine pay çıkarmıyor yada halk ona karşı baş kaldırmıyordu bunu çok uzun yullardır çözemedik.

Gelelim günümüze ve Beşiktaş'a...
2004 yılının Mayıs ayında seçim yapıldı ve Sayın Yıldırım Demirören başkan oldu.
Sırasıyla; Vicente Del Bosque, Rıza Çalımbay, Jean Tigana ve Ertuğrul Sağlam'ı komutan olarak ordusunun başına getirdi.
Ve sırasıyla gelen başarısızlıklar sonucunda tek tek komutanlarını gönderdi...(Ertuğrul Sağlam baskılar sonucu istifa etmiştir)
4 koca sezonda sadece 2 Türkiye kupası ve 1 Süper kupa kazandı bu takım.
Kupalar kazanıldığında Yönetim Kurulu başarı nidalarıyla ellerinde kupa tur attılar. Peki bu kadar hoca gönderilirken neden hiç kendilerine hata aramadılar? Elinde kupa, kapı kapı dolaşıyor, Televizyon kanallarında boy gösteriyorsan o zaman başarısızlıktada ön plana çıkmalısın.
Her hoca değişikliğinde halk (taraftar ve kamuoyu) biraz sinirini dindirdi ve bu sefer daha iyi olacak dedi.
Her sezon başlangıcında yeni ümitler ile başlandı. Her kan değişikliğinde bu sefer olacak dendi...
Protesto etmeyelim, hocanın ve takımın arkasında oldular...
Peki bu süreçte devamlı Padişah'ım Çok Yaşa tavrıyla hareket eden halk neden gözünü açmıyordu?
Ya da ne zaman açacak?

PADİŞAH'ım SEN ÇOK YAŞA...
Allah seni başımızdan eksik etmesin...
Nasıl olsa bir hoca gelir bir hoca gider, nasıl olsa bir oyuncu gider bir oyuncu gelir...
Yeter ki sen bu kan değişikliğini sürekli (!) yap...
Yeter ki kazanılan en ufak kupada biz kazandık de ama başarısızlıklarda 'o' başarısız oldu de...

PADİŞAH'ım SEN ÇOK YAŞA...

Padişahlık devri biteli çok uzun yıllar geçti...Artık ileri gelmiş toplumlar Cumhuriyet ile yönetiliyor... Bunu Beşiktaş taraftarıda farketmeli ve Padişah'ı tahtından indirmelidir... Cumhuriyet'i ilan etmelidir...

Aman dikkat...
Padişah hala burada...

Altuğ AKTAŞ


Uzun ama kısalttığım bir fıkra:
Devletin hazinesinde paraya ihtiyaç vardır, devlet adamları hemen köprü'den vergi alalım derler hem giriş'e hem çıkış'a birer görevli koyar ve para toplarlar. Halktan ses çıkmayınca Padişah sinirlenip köprünün ortasına bir kişi daha koyar ve her geçene tecavüz ettirir. Halk'tan gene ses gelmeyince Padişah halkına seslenir 'şikayetiniz var mı' der. Amacı halkın ses çıkarmasıdır. Biri çıkar cevap verir; 'Padişah'ım biz paramızı veriyoruz geçiyoruz da sen ortaya koyduğun arkadaşın yanına bir tane daha koyarsan çok iyi olur sabah çok fazla kuyruk oluyor sıra beklemesek Padişah'ım' der...

Adam gibi geldi, adam gibi gitti...

Ertuğrul Sağlam istifa etti yada ettirildi.
Peki şimdi ne olacak.
2004 Mayıs ayından beri gelen 4. hoca'da gönderildi yada kendi gitti.
Dile kolay...2005-2009 yılları arasında tam 4 koca sezon var...
Ve Beşiktaş 4. hocasını gönderdi...
Böylelikle Yönetim kurulunun görevde olduğu süre içerisinde en az 5 hoca ile çalışılmış olacak ve başarı elde edilememiş olacak.

Sevgili Ertuğrul Sağlam, neden istifa etti; bu düşünülmeli...
Çünkü başarısız oldu...
Peki Beşiktaş kulübü içerisinde başarısız olan başka görevde insanlar yokmu acaba...

Sinan Engin'de istifasını vermiş fakat yönetim kabul etmemiş...
Bu çok daha kötü değil mi?
O zaman neden Ertuğrul Sağlam'ın istifasını kabul ediyorsunuz?
Bütün suç Ertuğrul Sağlamda mı?

Sinan Engin'de hiç suç yok demek ki...
O zaman neden Sinan Engin, Ertuğrul Sağlam görevdeyken bilgi akışında yardımcı olmadı ve yönlendirmedi, yanlışlarını göstermedi? Bunları yapmayarak Sinan Engin görevini yapmadığı anlamına gelmez mi?

Herkes Beşiktaş'lı olabilir ama herkes Beşiktaş'lı olamaz!!!

Beşiktaş'lı olmak bazen hayallerinden, hedeflerinden ödün vermektir.
Ertuğrul Sağlam onu yaptı...
Çünkü oda bir Beşiktaşlıydı...

Peki hala başarısızlıklarıyla koltuklarında duranlar?... Onlarda Beşiktaş'lı...
Dedik ya;
Herkes Beşiktaş'lı olabilir ama herkes Beşiktaş'lı olamaz...

Adam gibi duruşuyla geldi Ertuğrul Sağlam...
Tribünler daha 1-2 ay önce 'adam gibi adam, Ertuğrul Sağlam' diye inletiyordu.
Şimdi ne oldu tribünler sırt döndü Ertuğrul Sağlam'a...

Adam gibi geldin, adam gibi duruşunu bozmadan gidiyorsun...
Birilerine laf atıp gidebilirdin ama yapmadın...
Seni herşeye rağmen seviyoruz Ertuğrul Sağlam...

UEFA seni yakından takip ediyor,
Yolun açık olsun...

Altuğ AKTAŞ

Çarşi'da yeni sezon ürünlerine %50 indirim...

2005-2006 sezonunda Avrupa kupası maçlarında Sevilla'dan 3 gol yiyen Beşiktaş, 2007-2008 Sezonunda bu tarifeye biraz zam yaparak Liverpool'dan 8 gol yemişti.
Bu bir rekor'du...
2008-2009 sezonuna hızlı bir giriş yaptı takım ve bu sene Avrupa'da hedefler büyütülmüştü.
Evet bu büyüyen hedefler doğrultusunda Beşiktaş %50 iskonto uyguladı rakiplerine ve bu sefer Avrupa'da 4 gol yedi.
Hemde kendisinden çok daha güçsüz gösterilen rakibinden.
Acaba bunun suçlusu kimdi?

Bunu da zamanla anlayacağız...

Not: başlıkta ki çarşı ifadesi taraftar topluluğu çarşıya hitaben değildir sadece benzetmedir.

Altuğ AKTAŞ

6.10.2008

Beşiktaşlılar, Oyuna gelmeyin!

31 Mayıs 2004'te Beşiktaş seçimlere gitmiş ve yeni başkanını seçmişti.
Beşiktaş'a Serdar Bilgili'den boşalan koltuğa sayın Başkan Yıldırım Demirören getirilmişti.
O tarihten bugüne tam 3 sezon bitirdi Beşiktaş yönetimi.
2004-2005 sezonunu liderin 11 puan arkasından 4.,
2005-2006 sezonunu 2. takımın 27 puan arkasından 3.,
2006-2007 sezonunu liderin 9 puan arkasından 2.,
2007-2008 sezonunu liderin 6 puan arkasından averajla 3. bitirdiler.
Fortis türkiye Kupasında ise 2005-2006 ve 2006-2007 sezonlarında Şampiyon oldular.
Süper Kupayı 2006'da kazanan Beşiktaş, 2007'de kazanamadı.

31 Mayıs 2004'den günümüze 4 Lig Şampiyonluğu, 3 Süper Kupa ve 4 Fortis Kupasında mücadele eden Beşiktaş, toplam 11 kupanın sadece 3'ünü kazanabildi ve şampiyonluk yüzü göremedi.

Avrupa karneside farklı olmadı;
Yıldırım Demirören yönetimiyle 4 defa Avrupa'da boy gösteren Beşiktaş;
Del Bosque döneminde son anda bir üst turu kaçtı, bir sonraki sezon Rıza ile başlayıp tigana ile bitirdiler. Ertuğrul hoca ile geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Liginde, bu sezonda UEFA Kupasında başarı yakalayamadılar.

Bir çok hoca geldi, bir çok hoca gitti.
Mircea Lucescu, takımdan gönderildikten sonra Vicente Del Bosque takımın başına getirildi.
Peş peşe gelen başarısız sonuçlar sonrasında 'futbol'u bilmiyor iddiaları' ile Del Bosque'nin görevine son verildi. Sayın Del Bosque şuan son Avrupa Futbol Şampiyonu İspanya'nın teknik direktörü ama futbolu bilmiyor!
Sezon ortasında Rıza Çalımbay'ı takımın başına getiren yönetim kurulu Rıza'ya da fazla sabredemedi ve arkasından Jean Tigana'yı getirdi. Jean Tigana'yı da kovan yönetim bu sefer de UEFA tarafından Avrupa'da gelecek vaad eden en iyi 20 Teknik Direktör listesinde bulunan Ertuğrul Sağlam'ı göreve getirdi.

Ertuğrul Sağlam'ın yanına Sayın Ali Gültiken'i getirdiklerinde bu sefer iyi bir iş yaptılar denirken, televizyonlarda, gazetelerde Sayın Başkan'ı ve yönetimi eleştiren, Başkanlığa adayım diyen ve bir çok kişinin 101. yılda kaçan şampiyonlukta payı olduğunu düşündüğü Sinan Engin'i göreve getirdiler.

4 futbol sezonu ve 4 teknik heyet... Ve bir çok gelen giden, elde kalmış yada miladı dolmuş, ünlü ve ünlü sanılan, futbolcular geldi gitti. Saymak ile bitmez.
Kardeşi Real Madrid'de oynuyor diye Higuen geldi, Bir stoperde aranan bütün özelliklere sahip olan Gordon geldi, Sağ kanatta ki sorunu çözer diye Mehmet Yozgatlı geldi, Almanya'dan çok başarılı genç kaleci Volkan Ünlü geldi, Ricardinho geldi, Ailton geldi, vs.vs.vs. bunların hepsi başarısızlığa fatura edilerek takımdan gönderildi.

bu giden futbolcuların bazılarına tazminat ödendi, bazıları bedelsiz gönderildi, bazıları zararına satıldı.
Sonuç kocaman BAŞARISIZLIK...

Şimdi Ertuğrul Sağlam'ın da ipi çekilmek üzere...

Peki sorarım sizlere;
Bu kadar hoca ve futbolcu değiştiren Beşiktaş takımımı başarısız yoksa bu değişikliği yapan yönetim mi?
Bu saydığımız hocaların hiçbiri Beşiktaş'tan geçerken ya ben bu kulübe hoca olayım demedi.
Bu insanları buraya tek bir kişinin talimatıyla getirildi.
Peki bu kadar futbolcu başarısız olduğu için satılıyor yada kovuluyorsa, bu kadar hoca iş bilmiyor, futbol bilmiyor diye kovuluyorsa o zaman sorun başka yerlerde aranmamalı mı?

Bu süreç zarfında Beşiktaş'ın sadece ve sadece Yıldırım Demirören'e 40 Milyon Euro borcu oldu ve bu parayı almadan Beşiktaş'ı bırakmıyor yönetim.
2009 yılı sonunda yeni seçim olacak acaba aday olacakmı Demirören?
Olacak ise hangi vaadlerle...

'4 yıl içinde 6 hoca, 39 futbolcu getirip kovacağım, kulüpten olan alacaklarımı 150 milyon euro'ya çıkaracağım' mı diyecek?
Yoksa 'bana muhalefet yapan Sinan Engin'i göreve getirdiğim gibi şimdi 3 kişiyi daha yönetime alacağım' mı diyecek?

İyi günde - Kötü günde takıma destek vermeliyiz ama hep kötü gün geçiriyoruz.

Bu kadar futbolcu ve hoca değişikliği yapılıp hala başarısızlıklar için bir nevi yeni yemler atılıyorsa bence değil şapka kellemizi önümüze koyup düşünmeliyiz...

Beşiktaş liderkende yazdım, şimdide yazıyorum...
Yeter Sayın Başkan, başarısızlıkları futbolcu, teknik heyet, taraftar, rakip gibi bahanelerde aramayın...

Sabahları kalkınca biraz aynaya bakın!!!

Bence çözüm çok yakınınızda...
Ya sizce?

Not: Aman sevgili Beşiktaş taraftarları sakın istifaya çağırmayın yönetimi, hani ligde iyi durumdayız sonra kötü gidiş hat başlar falan sakın he. Sezon sonuna kadar protesto etmeyin. Sezon sonunda da nasıl olsa yaz olduğu için ilgilenmeyin. Yeni sezon'a da her zamanki gaz ve inançla girip protesto etmeyin...

Beşiktaş Taraftarı, Beşiktaşlılar,
oyuna gelmeyin...

Altuğ AKTAŞ

5.10.2008

Bilgilendirme

Sevgili Dostlar;
Bayram nedeniyle tatilde olduğumdan sizlere Beşiktaş'ımızın son durumlarıyla ilgili değerlendirme yazılarımı yazamadım fakat 6 Ekim sonrasında yazılarımızla bomba gibi yorumlar yapacağız.

Tüm Dostların ŞEKER Bayramı kutlu olsun...

Altuğ AKTAŞ

26.09.2008

UEFA Kupası Avrupa ligi oluyor

Fransa'nın Bordeaux Kenti'nde toplanan UEFA İcra Komitesi, 2009/2010 sezonundan itibaren UEFA Kupası'nın UEFA Avrupa Ligi olarak anılacağını duyurdu.

UEFA Kupası tarihe karışıyor. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği'nin (UEFA) Fransa'nın Bordeaux Kenti'nde gerçekleştirdiği İcra Komitesi toplantısında, UEFA Kupası'nın isminin değiştirilmesi kararlaştırıldı. UEFA'dan yapılan açıklamada Avrupa'nın kulüpler bazında iki numaralı organizasyonu olarak bilinen kupanın 2009/2010 sezonundan itibaren UEFA Avrupa Ligi olarak anılacağı ifade edildi.

Açıklamada, değişikliğin sadece isimden ibaret olmadığı yeni bir formatla organizasyonun düzenleneceği ve 48 takımdan oluşan grup aşamasının yanı sıra, yayın haklarında, sponsorluklarda, logoda ve resmi topta değişiklikler olacağı vurgulandı. Yeni formatta amacın, Avrupa futbolunda daha az bilinen ülkelerin ya da kulüplerin adlarının duyulmasını sağlamak olduğu da ifade edildi.

Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan UEFA Başkanı Michel Platini, "Bu değişiklikler tarihi organizasyonu geliştirecektir. Yeni yapılanma UEFA ve Avrupa futbolu için çok önemlidir. Bu bizlere daha çok taraftar, oyuncu, kulüp ve Avrupa kulüp futbolunun heyecanını verecek. Yeni formatın UEFA Avrupa Ligi'ne başarılı ve yeni bir güç vereceğine inanıyorum" dedi.

24.09.2008

Seni unutmayacağız...


Olmadı be Kazım Kanat!
Yakışmadı sana böyle gitmek...
Seni unutmayacağız...

Toprağın bol,
mekanın Cennet olsun...

Seni Seviyoruz...

2010'un Leoparı, Zakumi...

Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 2010 yılında düzenlenecek Dünya Kupasının resmi maskotu ''Zakumi'' görücüye çıktı.

Afrika kıtasında düzenlenecek bu ilk Dünya Kupasının yeşil yeleli leoparı ''Zakumi'', tamamen Güney Afrika tasarımı olma özelliğini taşıyor.
Güney Afrika'nın doğal zenginliği olan vahşi hayvanlar alemini temsil eden leoparın yeşil yelesi, futbol sahalarına gönderme yapmak amacıyla seçildi.
Resmi maskotun ismi ise Afrika dilinde Güney Afrika'nın adı ve internet adreslerinde ülkenin alan kodu olan ''ZA'' ile 2010 yılına atıfta bulunmak için birçok yerli dilinde ''10'' anlamına gelen ''KUMİ'' ifadelerinin yan yana getirilmesiyle oluşturuldu.

23.09.2008

Hakem kararıyla gol! (Az Farkla Gol)

İngiltere'de büyük maç kadar konuşulan olay da Watford-Reading maçında hakemin Reading'in ilk golünü uydurması. Direğin yanından auta çıkan topa gol kararı vermesi Watfordluları şok etmiş. Reading menajeri Coppell (ki EPLdeyken de akıllı açıklamalar yapardı) tekrar oynamaya karşı olmadıklarını söyledi ama Federasyon tekrar olmayacağını ve hakem hatası olduğuna karar verdi. Videosu burada



Kaynak: Metin HASANOĞLU

22.09.2008

Şampiyonların saati 21:45 (bknz şampiyonlar ligi)

Beşiktaş'ın bu sezon oynadığı maçların saatine biraz göz gezdirelim;
14 Ağustos Perşembe UEFA Kupası 21:30
21 Ağustos TSL 1. Hafta Pazar 21:45
28 Ağustos Perşembe UEFA Kupası 21:00
1 Eylül TSL 2. Hafta Pazartesi 21:00
14 Eylül TSL 3. Hafta Pazar 21:45
18 Eylül Perşembe UEFA Kupası 20:30
21 Eylül TSL 4. Hafta Pazar 21:45
27 Eylül TSL 5. Hafta Cumartesi 21:45
2 Ekim Perşembe UEFA Kupası 20:00
6 Ekim TSL 6. Hafta Pazartesi 20:00

Aslında ilk bakışta güzel bir fikstür gibi gözüküyor.
Peki biraz daha detaya inelim;
Örnek olarak 20 Eylül akşamı Fenerbahçe saat 21:00'de İstanbul'da oynarken,
21 Eylül Pazar gecesi, hani ertesi gün herkesin erken kalkıp işe gittiği gece Beşiktaş saat 21:45'de maç yapıyor. Ayrıca aynı hafta Trabzonspor Cuma akşamı (hafta içi gecesi) saat 21:00'de oynuyor.
Hemen takip eden haftaya geçelim.
Cuma günü yani bir hafta içi maçını Fenerbahçe Sivas'ta 21:00'de oynuyor, Beşiktaş ise Olimpiyat stadı gibi bir lanet yerde 21:45'de oynuyor. Peki Galatasaray? Pazar gecesi saat 21:00'de oynayacak. Bir dakika; Pazar gecesi ve maç saat 21:00'de...Eee ne oldu 21 Eylül akşam oynanan Beşiktaş maçına yada Beşiktaş Cumartesi 21:45'de oynayacakken ne oldu 20 Eylül akşamı 21:00'de oynanan Fenerbahçe maçına?
Peki saati açıklanan bir sonraki haftaya geçelim,
4 Ekim Cumartesi Trabzonspor saat 21:00'de oynuyor, 5 Ekim Pazar Galatasaray 18:00'de, 5 Ekim Pazar Fenerbahçe 21:00'de...
Burada araya bir parantez açmak gerekirse, 19 Eylül'de başlayan 4. hafta maçlarındaki saatlere, yayıncı kuruluş iki maç yayınlayacağı için gibi bir açıklama yapılacak peki 5 Ekim Pazar günü yayıncı kuruluş iki maç yayınlamayacak mı?
O zaman Kocaeli'de 19:00'da başlarken Galatasaray, Beşiktaş 21:45'de. Şimdi ise Galatasaray, Bursa'da 18:00'de başlarken Fenerbahçe 21:00'^de oynayacak...
Parantezi kapatalım...
6 Ekim Pazartesi Beşiktaş 20:00'de oynayacak.
Hafta içi saat 20:00'de maçmı var? Peki neden daha çnce 20:00'de maç oynattırılmadı?
Bir dakika...Unutmuşuz!
2 Ekim Perşembe günü Beşiktaş'ın çok önemli bir UEFA Kupası rövanş maçı var.
Peki Almanların yok mu? Almanya liginde Perçembe maç yapanlar lig maçını Cumartesi oynuyor bunu acaba bilen var mı?

Merak ediyorum, yönetim bu saatler ile ilgili bir çalışma yada araştırma yaptı mı?
5-6 haftalık periyodu döktüğümüzde, bütün maçların birbiriyle alakasız bir şekilde başladığını görüyoruz.
Bir Pazar maçı 21:00'de başlarken bir başka Pazar maçı saat 21:45'de başlıyor...
Bir hafta içi maçı 21:00'de başlarken bir başka hafta içi maçı 20:00'de başlıyor...

Ama nedense Hafta sonu 'özellikle pazar akşam' maçları Beşiktaş'ın geç saatte ve her nedense hafta içi maçlarıda Beşiktaş'ın erken saatte başlıyor.

Acaba yönetimden bu saatleri inceleyen yada dikkatini çeken oldumu?

Pazar akşamı 21:45'de başlayan maç saat 23:40'dan önce bitmez.
Bir taraftarın eve gidişi'de en erken 01:00 olur. 06:00-07:00 gibi saatlerde okul, iş için kalktığınıda düşünürsek ertesi gün o taraftardan hayır beklemek ne kadar doğru olur?

Neyse...
Bunlar hikaye...
UEFA'nın en büyük kupası Şampiyonlar Ligi Kupası...Bu kupaya Şampiyonlar katılır...
Maçlar bütün Avrupa'da aynı saatde başlar...
Türkiye saatiyle 21:45...
Yani Şampiyonların saati 21:45'dir...

Belki yönetim bunun için ses çıkarmıyordur yada federasyon bunun için devamlı geç saatleri Beşiktaş'a veriyordur.
Kim bilir! Şampiyonların saati 21:45 Beşiktaş'a verildiğine göre...
Yoksa...

Altuğ AKTAŞ

19 Eylül Fotomaç İddaalıyız'da Tutan Kupon

ALTUĞ AKTAŞ FR1 KUPONU

314 Grenoble-Bordeaux 2.5 Altı 1.50
316 Lille-Auxerre 1 1.65
522 Nancy-Rennes 2.5 Altı 1.40
Oran: 3.47

Üzme Bizi Kazım Kanat...

Bir uçak yolculuğuydu.
Fortis Türkiye Kupası İlk Finaliydi.
İlk Final olması ve rakibin Fenerbahçe olması bizleri ayrı bir heyecanlandırıyordu.
Öğlen işlerimizden çıktık ve Atatürk Havalimanından THY'nin İzmir seferli uçağına binecektik.
Daha uçağa binmeden şapkan dikkatimi çekmişti. Kazım Kanat bu demiştim.
Aynı anda 4-5 uçak kalkıyordu İzmir'e... Acabamı dedim...Bizim'le birlikte mi dedim...
Uçağa bindik ve arka sıralarda sen oturuyordun. O tatlı gülümsemenle...Uçakta Fenerbahçeliler'de vardı, Beşiktaşlılar'da...
Beşiktaş'lılar söyledikleri marşlar ile Fenerbahçelileri sustururken senin gözünün içinin parladığını görüyordum.
Yanına gelip bir iki sohbet emteye karar vermiştim ve yerimden kalktım...
Yanına geldim...
Önce halini hatrını sordum ama yorgunluğun gözünden okunuyordu. Belli ki uykusuzdun. Fazla rahatsız etmek istemedim.
Biraz sohbet ettikten sonra sıra maça gelmişti.
Maç ne olur Kazım Hocam dedim;
Kafanı kaldırdın ve 'Sen rahat ol, canını sıkma...Alacağız...Kupayı kaldırıp, İstanbul'a dönerken başımız dik uçaktan ineceğiz' dedin.
Evet, kaldırdık kupayı...Başımız dik İstanbul'a döndük...Uçaktan indik ve AHL'yi kupa coşkusuyla inlettik.
Senin dediğin olmuştu Kazım Hocam...Ben zaten maç boyu rahattım...Sen rahat ol demiştin...

Şimdi sen rahat ol Kazım Ağabey...Alacağız bu sene kupayı...Kalk hadi yatağından...Yakışmıyor sana...Bak Beşiktaş'ımız nasıl da liderlik koltuğunda oturuyor...

Sezon sonunda kupayı kaldıranda biz olacağız Kazım Kanat.
Hadi, üzme daha fazla bizi, kalk artık o yataktan...

Kimi zaman yorumların bizi kızdırdı, kimi zaman doğru söylüyor dedik ama duygularımız hiç değişmedi. İçindeki Beşiktaşlılığı hepimiz biliyorduk.
Hadi kalk artık...

Tüm dualarımız seninle Kazım hocam...

Altuğ AKTAŞ